banner26

20.12.2019, 12:46 358

Arzunun İkiz Değerliliği

Geçen yazıda arzu ne menem bir şey, onun etrafında dolanmaya çalışmıştım. Öyle bir konu seçmişim ki, yaz yaz bitmiyor, yeni konu bulma konusundaki tembelliğimi gizliyor, başlık bile bulmak zorunda kalmıyorum öyle kullanışlı öyle güzel…

Bastırılmışın geri dönüşü, bastırılan her şey geri döner dediğimiz bir tez var bizim alanda. “Bastırılanın Geri Dönüşü” çok heybetli değil mi? Bende; başka diyarlardan, çok uzak, bilinmeyen yerden gelen hatta karanlık bir şey... Meslek hastalığı olsa gerek bu bilinmezliklere bir merak bir muhabbet duymam. Bugün bireysel olandan dem vuracağım ama işin toplumsal tarafını da merak edenler için Nurdan Gürbilek’in “Vitrinde Yaşamak” isimli denemesini okuyabilirler. Kültürel dönüşüm üzerine düşünmek için lezzetli bir okuma olacaktır. Bireysel olana geri dönecek olursam, arzular vardı ya hani konuştuğumuz bunlar dile gelmediğinde, su yolunu bulamadığında neler oluyor? Soruyu sorup cevabını verip bitirmeyi sevdiğimi ilk seferde de belirtmiştim. Cevap: Nur topu gibi semptomcuklar!

Fransızca kökenli bir kelime olan semptom, Türkçe de belirti olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamıyla bize bir ipucu, işaret çağrışımı yapabilir. Bu semptomlar yani belirtiler üzerinden sorunun ne olduğuna ulaşabileceğimizi düşünürüz. Yüksek ateş, öksürme, aksırma gibi belirtilerle hangi hastalığa yakalandığımızı teşhis etmeye çalışırız. Peki psikolojik semptomlar söz konusu olduğunda nasıl bir tablo çıkar karşımıza?

Aslına bakarsanız, semptom özel ya da gizli olan içeriğin aşikar olmasıdır. Savunmalarımızla ötelemeye çalıştığımız içeriğe dair bir şeyler su üstüne çıkmıştır. Freud “tekinsiz bulduğumuz her şey bizi istisnasız her zaman bastırılmış tanıdık bir şeye götürür.” der. Nedir bu tanıdık olan şey? Yasak olan, kaygı veren, korkulan bir şey mi yoksa istenilen, arzu duyulan bir şey mi? Arzu ile yasak arasında kaçınılmaz bir yakınlık vardır. Ve arzumuzun şiddeti ne derecede ise yasağın şiddeti de o derecede ağır olacaktır. İnsan, semptomların şiddeti, yükü -ne derseniz deyin- taşınamayacak olduğunda ya da semptomu ile kurduğu ilişkide bir farklılaşma olduğunda terapiye başvurur. Taşınamama durumunu hepimiz anlıyoruzdur. Artık günlük rutinimizi veya yaşam kalitemizi olumsuz etkilemeye başlayan bir semptomun rahatsız ediciliği… Semptomla kurulan ilişki derken neyi kastediyoruz? Başta da söylediğimiz gibi semptom; mutlaka gizli olanın açığa çıkması, saklı olana dair bir ipucu demektir. Ve bastırılan temel meseleden ayrı olarak ufak tefek hazlarla bizi oyalar ve bizde karşılığında bir bedel öderiz. Dolaylı yoldan sağladığımız küçük hazzın bazen deri döküntüsü bazen göz kırpmak bazen bayılma gibi durumlarla cezasını çekeriz. Bu işlevi bazen iş görmez ya da bizi tatmin etmek yerine daha da huzursuz etmeye başlar, işte ilişkinin farklılaşması dediğimizde budur. Peki niye bu semptomları yaratıyoruz? İşimiz mi yok? Kendimize acı çektirmeyi seviyor muyuz?

Daha küçücük bir çocukken canımız yandığında ya da acı çektiğimiz her durumda hemen anne babamıza ya da bizi yatıştırabileceğine inandığımız bir yetişkine koşardık. Aslında bizi yatıştıracak olan şeyin onlar da olduğuna dair inancımız bunu yapmamızı sağlardı. Çünkü inanmak isteriz. İnsan inanmaya bağımlıdır. Arzunun ya da korkunun nesnesi yoktur derken de bunu kastediyoruz. Biz arzumuzun tatmininin ya da korkumuzun kaynağının o nesne olduğuna inanırız sadece. Psikanalitik açıdan yasak olan bir şeyi istemenin gizli yolu olan semptom, bir şeyi tamamen görünür kılmak yerine onu bilinir kılma isteğimizin göstergesidir. Açık edilemeyen bu istekler çoğu zaman beden tarafından her birimizde farklı şekilde dile gelir. Psikosomatik rahatsızlıklar kendimize bile söyleyemediklerimizin somatik yatkınlıklarımıza göre bedenimizde belirmesi ve aşikar hale gelmesidir.

Semptomdan Arzuya

İnsanlar semptomlarla terapistlere başvurular. Korktukları, tiksindikleri şeyleri yok etmemizi isterler. Semptomlar bilgi kaynağıdır. Terapist semptom uzmanı değildir. Semptom terapide, yeniden faklı şekilde tanımlanır, danışanın diline tercüme edilir. Terapide söylenenlere karşı bir anımsama hissederiz, bize tanıdık gelir. Çünkü söylenen yeni bir keşif değildir, bizden olandır. Arka odaya gönderdiğimiz o misafir bizden başkası değildir ve terapide onu tekrar salona davet ederiz. Tıpkı içgörü kazanarak kendimizle tanışmamız gibi semptomlar da bu tanışma ilişkisini başlatan insanın kendini tanımlamasına yardımcı olan şeylerdir. Bu sayede kendimizi tanışıklığı artırıcı cümleler kurabiliriz. Neler yaparız, nelerden hoşlanırız, nelerden hoşlanmayız, korkularımız, beklentilerimiz vs.

Arzu varsa yasak da vardır dedik. Bu arzunun bir yanının dile gelebilir bir yanının ise her zaman yasak olduğu anlamına gelir. Bu da bize her arzunun ikiz değerli olduğunu söyler. Bize en itici gelen şey bazen en cazip geleni gizlemek için yaratılmıştır. Yani en uzak olanın en yakın olması, en çok keyif verenin en çok acı veren olması gibi. Semptomlar da her zaman tek bir şeye hizmet etmez. Birçok amacı içinde barındırır. Yani bir yandan annemize bağımlılığımızı sürdürmemize hizmet ederken bir yandan da ondan ayrışma isteğimize ve bu durumların bizde yarattığı korkuya, endişeye aynı anda hizmet edebilir. Bu tarafıyla semptomlarımızın kendi kendimizi tedavi etmeye hizmet ettiğini de söyleyebiliriz.

Hatırlayamamanın ve şu an araştırmaya üşenmenin sıkıntısını yaşasam da, değinmeden edemeyeceğim. Galiba, Adam Phillips –Dehşetler ve Uzmanlar’da rastlamıştım. Freud’a göre insan olmak, kendi kendine yabancı olmaktır. Ve sürekli kendinle farklı biriyle tanışır gibi tanışmaktır. İnsan kendi ruhsallığını onaylayabilmek için kendisini bir yabancıya dönüştürür. Bu bir zorunluluktur. Freud, bu kendine yabancılaşma durumunun bizi inkar ettiklerimizle tehlikeli bir yakınlık kurmaktan koruduğunu söyler. Semptomlarımız ruhsal anlamda bizi zahmete sokuyor gibi görünse de anlaşılan o ki ruhsal bütünlüğümüzü koruma işlevi de taşırlar. Psikanaliz, konuşarak yaptığı bu anlamlandırma (içgörü-tanışma) sayesinde ruhsallığımızı korumak adına yaratılan semptomların içerdiği özel bilgiyi katlanılabilir hale getirir. Semptomların izini sürerek arzularımıza ulaşabiliriz. Her zaman çok görünür ya da ilişkili görünmeyen neden ve sonuçlarla karşılaşabiliriz.

Tekvin 2:16-17 “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.”
Benim kavrayışımla mükemmel olan bahçeden bilme arzusu ile kovulduk, cezamız insan olmak.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20