banner26

20.02.2020, 12:41 88

GÖZ VE KULAK

Uzun zamandır gözümün arkasında sakladığım, bir metafor var. Sanatçıya dair bu metafor şöyle: Sanatçı, dünyayı önüne koymuş, seyrediyor. Dünya, sanatçıdan bağımsız, kendince dönüp duran yuvarlak bir nesne. Sanatçı kişi, merak ve hayret dolu bakışlarını bu garip nesnenin üstünden saniye olsun ayırmıyor. Ve zihnindeki en eski sorular, yüzlerce cevaba rağmen, yeniden ve daha şiddetli doğuyor.

“Bu gördüğüm ne? Bu gördüğüm apaçık şeylere gerçek mi, hayal mi diyeyim?”

Batı sanatçısı bu gördüğü şeye Antik Yunan’dan Fransız İhtilali’ne kadar baktı. XVI. ve XVII. asırdan sonra da o dönüp duran şeye dokundu. Bu dokunuşlar sayesinde “özne” doğdu. Betimleyen özne olarak artık nesneyi parçalamaya hazırdı. Ulus Baker bir makalesinde Batı tıbbını kesme, dikme ve delme; Çin tıbbını da uzaktan, yakma, akupunktur olarak geneller. Bizde de merhem ve dağlama yaygındır.

Batı’da asırlar süren bu seyir elbette kendini “resim, heykel, mimari, roman ve sonunda sinema” olarak gösterecekti. Burjuva sınıfı da sözünü ettiğim seyir zevkini sahiplenen ve o dokunuşları saygıyla karşılayan ilk sınıf oldu.

Bu noktada dünya insanını iki medeniyet çizgisine iten şeyin ne olduğunu sormak lazım. İnsanın gelişen, geliştiren bir canlı olduğu bilgisi tartışmasızsa eğer, insanın neyi değişti de böylesine kutuplar oluştu? Zor bir soru. Antropolojik açıdan bakıldığında, insan bedenindeki her uzuv en yetkin halini almak ister. Ama insan bedenindeki bu yetkinlik elbette eşit değil. Dücane Cündioğlu’nun, Batı için “göz” medeniyeti; Doğu için “kulak” medeniyeti demesi bundan olsa gerek. Detaylara inersek, ilginç keskin saptamalara varabiliriz ki bunlar da tartışmaya açıktır.

Göz için iradeli diyelim, kulağın edilgenliği söz konusu. Göz etkendir. Işık dediğimiz şey önce Batı’ya lazım oldu ki ampulü icat etti. Doğu mumla yetindi. Hatta tek mumla. Doğu, eşya üzerinde egemenlik kurmaya kalkmadı. Evlerin içine ve dışına bakılınca fark edilir. Detay ve süs yoktur, varsa kabacadır. Tabiattan alınan neyse, aşağı yukarı tabiattaki haliyle durur. Doğu’da herkes susar, bir kişi dinlenir. İnsanlar birbirine “dinle” diye bağırır. Evde, sokakta, okulda, camide işler dinleme biçiminde yürür. Eğitim sistemleri dinleme üzerine kurulmuştur. Söz, davranıştan etkilidir. Sözle davranış arasındaki çelişki görmezlikten gelinebilir. Bunların yanında şiir ve müziğin Doğu’da güçlü olması da kulakla ilgilidir.

Doğu medeniyetinde şüphe duyulan ender şeylerden biri gözdür. Göz bedendeki en tehlikeli uzuvdur. Günah oradan girer. Kısıtlanması, bazen cezalandırılması gerekir. Göz kin saçabilir, kenafirdir, kemdir. Göz gerçek için yetersizdir, kalp gözü, gönül gözü gerekir. Nazara da dikkat etmeli, bazı göz renkleri fenalık yayar. Gelinlerin duvakları vardır, yüzlerini örter. Başını öne eğmek, aslında gözün utancıdır. İnsanlar gözlerden kaçarak yaşar. Çevrenin kirlenmesi, bozulması göze batmaz. Beton ve tuğlanın ahengi gözleri mest eder. Ama göz göze gelmenin tehlikeleri olabilir. Dik dik baktığı için ölenlerin haberlerini duyarız. Bir hayvan kurban edilirken gözleri bağlanır. Kadınları, bazen gözleriyle yiyen erkekler olur. Bunları görünce görmezlikten gelmek en iyisidir. Aşkta da ilginç bir durum vardır. Aşkı göz başlatır. Ama Doğu’da bu çok hızlı gerçekleşmek zorundadır. Anında âşık olunmalı ve aşkın en şiddetli biçimine varılmalıdır. Çünkü göze ayrılan süre pek azdır. Yıldırım aşkından başka çare yoktur.

Orhan Pamuk “Benim Adım Kırmızı” romanının 101. sayfasında şöyle bir cümle kuruyor: “Körlük, Şeytan’ın ve suçun giremeyeceği bir mutlu âlemdir.” Bu cümle, bir nakkaşın ağzından çıkar. Nakkaşların ömürlerinin sonunda kör olma arzusu içinde olduklarını okuruz. Körlük Doğu’da bir çeşit arınma, saflaşma ima eder.

Şimdi, o dönüp duran tuhaf kürenin karşısında Doğu sanatçısının halini düşünelim. Tüm cemiyetini kafasında yaşayan bu insanın ızdırabı dayanılmazdır. Asırlarca o yuvarlak nesneyi sadece duymasına izin verilmiştir. Seyretmesi yasaktır, dokunmak ölümcüldür. Ondan bir tekrarlayıcı, bir hatip olması istenmiştir. Mevlana her ne kadar “Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür” demişse de çağımızda kulağın duyduğu sesler, büyük oranda gözden gelmektedir. Üstelik gerçek duyulmaz, ya görülür ya da görülemez. O halde, bir sanatçının ilk problemi gerçek olmalıdır ve eklemek gerekir ki gerçek, giz doludur, kaypaktır ve de her zaman gerçeğin yeniden fethedilmesi gerekir.(1)

Tanzimat’tan beridir Türk yazarının gerçekle ilgilenen bir gözü var şüphesiz. Ama bu gözün iki temel kusuru vardır. Birincisi cemiyetini Batı’dan aldığı gözle görmüştür. İkincisi ise gözü, umumi olandan hareket ederdi. Bu gözle ancak “düz gerçek” diyebileceğimiz, derinliksiz, donuk bir gerçeğe ulaşabilirdi. Dahası onu yükseklerden bakan, doğrularını cemiyette arayan bir öğretmen olmaya zorladı. Edebiyatın içindeki edeple yetindi. İnsanı edepli ve edepsiz şeklinde ikiye bölmekten öteye götüremedi.

Sanatın amacı anlamaksa sorular sorup problemler inşa etmeden bu yapılamaz. Dünya edebiyatının klasik diye adlandırılan eserlerinin ortak özelliği bir sorudan doğmuş olmalarıdır. Dilin Belirsizliği isimli müthiş çalışmasında Gökhan Y. Demir, problem için ön şartın ihtilaflar olduğunu belirtir. Sanatçıya ihtilaflar lazımdır. İhtilafla anlaşılması gerekeni tenkit etkinlikleri çerçevesine alabiliriz. Bu olmazsa sanat tekrara düşecektir ki, Cemil Meriç Osmanlı ulemasını ve Tanzimat’tan sonraki aydınları tekrarlayıcı olarak değerlendirir. Yahya Kemal de divan şiiri için yığma bir edebiyat, demişti. Sanatta tekrar, şuurun zayıflığını, dolayısıyla geleneğin renklenmediğini gösterir. Haliyle taklit zorunlu olarak tüm cemiyetin ruhunu doyurmaya çalışır.

Dünyada okunan klasik bir eser yaratmak için büyük bir sanatçıdan önce, Ahmet Hamdi’nin sözünü ettiği “elektrikli sanat havası” nın oluşması gerekir. Türk sanatçısı, Türk burjuvazini yeterince bekledi. Müzik değişmediği için dans da değişmedi. Çok güç de olsa bu müziği değiştirecek olan sanatçıdır. Artık sanayi devrimi yapamayacağımız açıktır, din de değiştiremeyiz. Bunun yanında insanoğlunun bazı yeteneklerinin - hele bizim insanımızın - daha gün yüzüne çıkmadığını da söyleyebiliriz. Yine Ahmet Hamdi’nin ısrarla üstünde durduğu bir mesele vardır: kendi kendimizle daha fazla alakadar olma meselesi. Bu alaka, sanatçıyı kendi insanının gerçeğine, dolayısıyla kendine götürecektir.

Çağımızda artık göz ve kulak birleşiyor. Doğu ve Batı arasındaki çizgi gittikçe belirsizleşecek. Belki bir asır sonra kimsenin göremediği ve duyamadığı bir çizgi olarak kalacak. Gerçeğin dalgalanışlarını görebilen sanatçılar, zamanın sınavından geçecek ve insanlığı şaşırtmaya devam edecekler.

1.Albert Camus, Nobel Konuşması, 10 Aralık 1957

Ahmet KARAKULAK, 17 Aralık 2017

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20