Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Sakarya Adliyesi girişinde az sayıda toplanan avukatlarla kadına yönelik artan şiddeti protesto etmek ve basın açıklaması okumak için toplandı.

Basın açıklamasında konuşan Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Betül Uruk, “Ülkemizde son günlerde kadınlara yönelik şiddetin vahim bir şekilde arttığını görmekteyiz. Her gün birden fazla, kadına şiddet haberiyle karşı karşıyayız. Acımızı anlatmaya kelimeler bulamadığımız, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir noktaya geldik. Çok fazla kadın kaybediyoruz, bu kadınları da kendilerine en yakın kişiler olan eşleri, partnerleri veya diğer aile bireylerinin katli sonucu kaybediyoruz” dedi.

Urak, “Merve Kotan, Aydın da, Emine Bulut cinayetinden 3 gün önce sevgilisi olup evleneceğim dediği kişi tarafından katledildi. Bu yüreğimizi kanatan olay ses ve görüntüleri kaydeden birileri olmadığı için akıp giden bir haberden öteye geçemedi” diye belirtti.

“Her ilde mağdur var”

Urak, “Tuba Erkol, Konya’da, Emine Bulut cinayetinden yalnızca 1 gün önce 3 çocuğunu geride bırakarak eşi tarafından 20 kez bıçaklanarak öldürüldü. Emine Bulut, Kırıkkale’de, 10 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde “ ölmek istemiyorum” feryatları arasında boğazı kesilerek vahşice, hunharca, eziyet çektirilerek katledildi. Emine Bulut cinayetinden yalnızca 1 gün sonra Gaziantep’ te gözü dönmüş bir cani hastanede henüz doğum yapmış eşini kafasında, yüzünden ve kollarından 7 kez bıçakladı. Mağdur kadın halen yoğun bakımda yaşam mücadelesi vermekte. Aynı gün Samsun’ da bir cani engelli eşi ile kızını tabancası ile katletti. Ne yazık ki bu cinayette haber olmanın ötesine geçemedi” ifadelerini kullandı. 

“6 ayda 214 kadın öldürüldü”

Son 1 haftada 4, 2019’ un ilk 6 ayında toplam 214 kadın öldürüldüğünü belirten Urak,“Bunlar bilebildiğimiz cinayetler, bunların dışında Türkiye’nin her yanında her an tehdit, aşağılanma, saldırı ve şiddete uğrayan milyonlarca kadın var. Kadının yalnızca yaşam hakkı için verdiği mücadele gözlerimizin önünde. Evet bu ülkede kadın olmak çok zor, çünkü henüz yaşam hakkımızı korumak için mücadele veriyoruz” dedi. 

“Erkek kadın yaşasın istemiyor”

Kadınların kadın olduğu için katliama uğradıklarını söyleyen Urak, “Kadının yaşam hakkı, bir ilişkiyi sürdürmeme hakkı, boşanma hakkı, boşanma sonrası hakları, velayet hakkı, nafaka hakkı… Tüm bu haklar bir erkeğin varlığa karşı yapılmış adeta bir yanlış, bir suç olarak algılanıyor. Kadın, kadın olarak yaşam hakkıyla birlikte, diğer tüm hakları ile birlikte kabul edilebilse bugün böyle bir mücadele veriyor olmazdık. Erkek kadın yaşasın istemiyor, boşansın istemiyor, kendi kimliği ile var olsun istemiyor” diye belirtti. 

Urak, “Toplum kadının kadın kimliğini kabul etmeli, devlet kadını korumalı. Kadına karşı işlenen hiçbir suç örtbas edilmemeli, cezasız kalmamalı, cezalarda toplumsal yanlış kabuller sonucu bir indirim olmamalı. Fail kadınken erkeğin aldatması, tecavüzü ve şiddeti bir indirim sebebi olmazken, fail erkek iken kadının aldatması da indirim sebebi olmamalı. Kaldı ki yaşanan cinayetlerde, kadınlar şiddet gördüğü eşinden veya partnerinden ayrılmak istediği için öldürülüyor” dedi. 

“Yasa tartışmaya açılıyor”

Kadını 6284 yasa ile koruduklarını belirten Urak, ne yazık ki bu yasanın aileyi böldüğü söylendiği gerekçesiyle yasanın tartışmaya açılması gündemde olduğunu söyledi. “Beklentimiz kadının şiddet gördüğü ailesinin değil kadının kendisinin korunmasıdır. Üzülerek belirtmekteyiz ki, iç hukukumuzda kanunlarımızın üzerinde, anayasamızın hemen altında olup dayanağını anayasadan alan, onayladığımız ve yürürlüğe koyduğumuz devlete kadını, koruma görevi yükleyen İstanbul Sözleşmesi, bugün kültürümüze uymadığı gerekçesi ile tartışmaya açılmakta. Belirtmekteyiz ki yasalar aileyi bölmez, aileyi şiddet böler. Kanayan yaramızı daha çok kanatan bu tartışmalar kadının elde ettiği çeşitli hak ve korumaların geri alınması amacını taşımaktadır” ifadelerini kullandı. 

“Cinsiyet eşitliği sorumluluğu”

Urak, “Kadına yönelik şiddet ile mücadele için öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalı, istihdamdaki kadın sayısı arttırılmalı, kadının çalışma hakkı kapsamında işe erişim imkanları arttırılmalıdır. Devletimiz toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan bütüncül politikalar geliştirme ve hayata geçirme sorumluluğunu yerine getirmelidir. İstanbul Sözleşmesi ile devlet, cinsiyet temelinde ayrımcılığa ve şiddete uğrayan her bireyi koruma sözü vermiştir. Yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesinin uygulanması için sözleşme gereği destek birimleri acilen hayata geçirilmeli, gerekli önlemler derhal alınmalıdır. Bizler Sakarya Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadın cinayetlerini durdurmak için atılması gereken her türlü adıma destek olacağımızı, cinayet faillerinin en yüksek cezayı alabilmesi için dosyaların takipçisi olduğumuzu bildiririz ”dedi.