banner26

23.11.2019, 23:55

mesele israf mı gerçekten?

türkiye’de, pırlantanın bugünkü biçimiyle konu olmasının çok uzun bir geçmişi yok. bunda, nil karaibrahimgil’in, bir pırlanta firmasının siparişi üzerine yaptığı söylenen malum şarkısının etkisi de vardır. bu topraklarda daha önce de mücevher alınır, takılırdı ama bunlar altın ağırlıklıydı, tek taş yüzükle evlenme teklifiyse, sevgililer günü’nden bile daha yeni bir alışkanlık.

mücevherden çocuklar da bebekler de nasibini aldı hep. bebeklerin omzuna altın, nazarlık, daha sonra kolye ucu olarak kullanılabilecek minik altın süsler yıllardır takılır. bunların arasında pırlantalı olanlar da vardır belki ama bir bebeğin parmağına, belki büyüdüğünde kullanabileceği bir tek taş yüzük takmak görülmüş şey değil. ve bunun, oturup kalkıp muhafazakârlıktan, gelenekten dem vuran çevrelerde cereyan etmesi, dikkat çekmeyecek, konuşulmayacak gibi değil.

türkiye’nin, adlarını daha çok duymuş olduğumuz eski zengin aileleri böyle şeyler yapmazdı. cemiyet dergilerinde fotoğraflarını görebileceğimiz evlerinde altın varaklı kanepeler falan değil, sanat eserleri bulunurdu. türkiye’nin sanat piyasasını, olduğu kadarıyla onlar ayakta tutuyor, aralarında birçok resim koleksiyoneri var. sinemadan, edebiyattan da anlıyorlar ve çoğu karikatürlerdeki göbekli zengin imgesine hiç uymayacak şekilde sağlıklı ve fit. (şişmanlığın zenginlere değil fakirlere mahsus olduğunu karikatürcüler öğrenemedi ama bu başka bir yazının konusu.) o çevredeki kadınların çoğunun “estetiğini” hatta bazen makyajını bile fark etmezsiniz. gündelik giysileri aşırı sade ama bir gelinlik fiyatına toplanmış olabilir. “eski para” da denilen, on yıllarca kim bilir kaç bin kişinin emeğine el konularak oluşturulmuş köklü servet, genellikle şatafattan uzak ve zevklidir.

akp döneminde, onun çevresinde oluşan yeni zenginlerin çoğu böyle değil. kendi cemaatleri içinde infial, dışarıda alayla karşılanan bir tarz geliştirdiler. “görgüsüzlük” terimi etrafında dönen ve açıkçası politik sayılamayacak eleştirilerin konusu olan bu durum, paranın el değiştirmesine dair bir gösterge ve bu değişikliğin zaman zaman -tüsiad ve üyelerinin kimi tepkileri gibi- politik sonuçları da oluyor. son dönemde, belli bir emniyetsizlik algısıyla servetlerin hatta fabrikaların ülke dışına çıkarılması dahi söz konusu ve bu, şüphesiz ekonomik durumu da etkiliyor. ama hepsi bu…

bir ülkenin burjuvazisinin nasıl yaşadığı, sanata mı zevksiz mobilyalara mı yatırım yaptığı, bunların kamulaştırılacağı bir devrim sürecinde belki önemli olabilir. sanat eserleri ait oldukları yere yani kamusal alana taşınır, mesela. altın varaklı koltuğu ne yapacaksınız, parka koysanız üç günde kullanılmaz hale gelir. şaka bir yana, bu fark gerçekten bugün bu kadar önemli bir mesele mi?

özellikle ekonomik kriz ortamında, insanlar parasızlıktan, çaresizlikten canlarına kıyarken israf ve teşhir çoğumuzu çileden çıkartıyor. ama bugünkü mesele sadece mevcut kamu kaynaklarını kimin, nasıl, ne kadar kullandığıyla ilgili değil. o da önemli tabii ama erdoğan ve ailesi, akp yöneticileri, kamuya atanan yöneticiler, yeni güçlenen islami sermaye çok mütevazı hayatlar sürse, 17 yılda gerçekleşen neoliberal dönüşümün etkilerini yok sayabilir miyiz?

sosyal güvence, emeklilik, esnek çalışma, vergi, tarım politikaları gibi konularda yapılan değişiklikler, emekçilerin mevcut krizi bu kadar ağır yaşamasının, buna karşılık burjuvazinin “kaza”yı hafif atlatmasının sebebi değil mi? iki örnek vermek istiyorum.

ilki duvar’da bahadır özgür’ün yazısında anlattığı boğaziçi başkanlığı ve değerli konut vergisi meselesi. boğaziçi konusu, istanbul belediyesinin yetki alanının sınırlanması bağlamında gündeme geldi ama bahadır özgür başka ve çok önemli noktalara dikkat çekiyor. (bahadır özgür’ün diğer yazıları da akp eliyle gerçekleşen neoliberal dönüşümü anlamak için birebir.)

ikinci örnek çok konuşulan emeklilik konusunda olsun. biliyorsunuz, sigorta girişi 1999 yılına kadar yapılmış kadınlar 20 yıl 5 bin gün, erkekler 25 yıl 5 bin günü tamamladıklarında yaş şartı aranmaksızın emekli olabiliyordu. 1999 yılında yapılan bir düzenlemeyle, o tarihten sonra sigorta girişi yapılmış olan kadınlar 58 yaşına gelip 7 bin gün çalıştıktan, erkeklerse 60 yaşına gelip 7 bin gün çalıştıktan sonra emekli olabiliyor. bugün emeklilikte yaşa takılanlar bu insanlar. yani 7 bin işgünü prim ödemişler ama yaşları dolmamış. ama 2008’den sonra sigorta girişi yapılanlar için durum daha da kötü olacak. çünkü emeklilik yaşı kadın ve erkekler için 65’e çıkartıldı. türkiye’de ortalama yaşam süresi daha yeni 78’e çıktı ve 45 yaşını geçmiş insanlar çok zor iş buluyor. aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı zehra zümrüt selçuk, eyt ile ilgili, “en az on analiz yaptık, her türlü kombinasyonu denedik, hiçbirinin maliyeti sürdürülebilir değil” dedi. özellikle yerel seçim öncesi çok etkin ve hareketli olan emeklilikte yaşa takılanların buna nasıl tepki vereceğini zaman içinde göreceğiz ama şu açık; emekçiler hayatlarını etkileyen, somut meseleler için harekete geçmeye hazır ama yöneticilerin israfı en fazla söylenmelerine sebep oluyor. kaldı ki, bir zamanlar daha mütevazı hayatlar süren insanların zaman içinde zenginleşmesi öfke kadar ümit de uyandırıyor, namlı amerikan rüyasını andıran, bir tür türk/islam rüyası!

chp, istanbul’da belediye seçim kampanyasını “israf” üzerine kurdu, imamoğlu başkan olduktan sonra teşhir ettiği harcamalar çarpıcı ve önemliydi. ama reform da devrim de bununla yetinemez. kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı da önemli tabii ama politik olarak esas belirleyici olan kamunun nasıl yönetildiği. biliyorum, “zenginin malı züğürdün çenesini yorar” deyişi aslında sınıfsal bir temsile işaret ediyor ama siyaset bunun ötesine geçmeyi, şatafatla değil ekonomik politikalarla, genel olarak politikalarla uğraşmayı gerektirmiyor mu?

(Bu yazı Artı Gerçek'te yayımlanmıştır)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 17 37
2. Başakşehir 18 36
3. Fenerbahçe 18 34
4. Alanyaspor 18 32
5. Trabzonspor 17 32
6. Beşiktaş 17 30
7. Galatasaray 17 27
8. Malatyaspor 18 24
9. Gaziantep FK 18 24
10. Göztepe 17 23
11. Denizlispor 17 22
12. Çaykur Rizespor 17 20
13. Gençlerbirliği 17 18
14. Konyaspor 18 18
15. Kasımpaşa 17 15
16. Antalyaspor 17 14
17. Ankaragücü 18 12
18. Kayserispor 18 10
Takımlar O P
1. Hatayspor 18 37
2. Erzurum BB 17 30
3. Keçiörengücü 17 28
4. Akhisar Bld.Spor 18 28
5. Ümraniye 18 28
6. Menemen Belediyespor 18 28
7. Bursaspor 17 27
8. Adana Demirspor 17 24
9. Balıkesirspor 17 24
10. Altay 18 24
11. Giresunspor 18 24
12. Fatih Karagümrük 17 23
13. İstanbulspor 17 19
14. Altınordu 18 19
15. Osmanlıspor 17 13
16. Boluspor 17 13
17. Adanaspor 18 13
18. Eskişehirspor 17 6
Takımlar O P
1. Liverpool 21 61
2. Man City 23 48
3. Leicester City 22 45
4. Chelsea 23 39
5. M. United 22 34
6. Wolverhampton 23 34
7. Sheffield United 23 33
8. Tottenham 23 31
9. Crystal Palace 23 30
10. Arsenal 23 29
11. Everton 23 29
12. Newcastle 23 29
13. Southampton 23 28
14. Brighton 23 25
15. Burnley 22 24
16. West Ham 22 23
17. Watford 23 23
18. Aston Villa 23 22
19. Bournemouth 23 20
20. Norwich City 23 17
Takımlar O P
1. Real Madrid 20 43
2. Barcelona 19 40
3. Atletico Madrid 20 35
4. Sevilla 20 35
5. Getafe 20 33
6. Real Sociedad 19 31
7. Valencia 19 31
8. Athletic Bilbao 19 29
9. Villarreal 19 28
10. Granada 19 27
11. Levante 20 26
12. Osasuna 20 25
13. Real Betis 19 24
14. Deportivo Alaves 20 23
15. Real Valladolid 20 22
16. Eibar 20 22
17. Celta de Vigo 19 15
18. Mallorca 19 15
19. Leganés 20 14
20. Espanyol 19 11