banner26

06.02.2020, 00:02

MUTLULUĞUN PEŞİNDEN GİTMEK

Önce bir hikaye anlatayım.  Bu yaz feyzde geziniyorum karşıma Cenk’in “Mutluluk Hakkı” yazısı çıktı. Okudum tabi. Yıllar önce bu konu hakkında yazdığım bir yazı geldi aklıma hemen Cenk’e attım watsaptan. Sonra aldım başıma belayı yaz da yaz da yaz. İşte böyle buralarda cirit atmaya başladım. Yok yok bunu anlatmayacaktım. Ciddiyete geçiyorum. Cenk ile konuyu farklı yerlerden yakalamışız doğal olarak. Adam benim gibi değil, ben ne kadar bireysel yerden ele aldıysam o da toplumsal olandan dem vurmuş. Memleketin haline kafa yoranla yormayan bir olur mu hiç diyerek kendi sahama çekiliyorum. 

 Mutluluk;  TDK sözlüğünde “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmıştır. Mutluluk; bir duygudur.  Duygudan bahsediyorsak ruhsallığın alanına girmişiz demektir. Ruh sağlığını da, kişinin kendi iç dünyasının dış dünyayla, diğer insanlarla uyum ve denge içinde olmasıdır, diye tanımlayabiliriz. Freud, ruh sağlığını “sevmek ve çalışmak” olarak tanımlar. Kendini ve çevresindekileri sevme kapasitesine sahip, çalışabilen, yaptığı çalışmadan keyif alabilen, üretebilen, paylaşabilen insanın ruh sağlığı bir denge ve uyum içindedir. 

Nasıl bir hayat yaşamak istiyoruz? Neyin peşinden koşuyoruz? Çoğumuzun bu geniş soruya vereceği cevapta geniş ölçüde “mutlu olmak” olabilir diye düşünüyorum. İnsanın davranışlarının temelindeki amaç mutluluktur. Sürüklendiğimiz ya da sürüklediğimiz yaşamlarda koşulsuz mutluluk istemek ütopyaya benziyor. Bir nevi imkansızı istiyoruz. Demek ki bunun mümkün olabileceğine dair bir inanç var içimizde. Ülkeler, devletler, dinler, siyasi ideolojiler, yönetim biçimleri vs. insanın bu temel amacını daha iyi sağlayacaklarını söylediler. Mesela dini öğretilere bakacak olursak hepsinde sonsuz mutluluk vaat edildiğini görürüz. Bize en tanıdık gelen haliyle “cennet” diyebiliriz bu sonsuz mutluluğa. Her insan için arzudur cennete kavuşmak. Bu sonsuz mutluluğa erişmek için gösterilen çabanın kendisi insanı mutlu eden bir araca dönüşür. Ya da siyasi ideolojileri düşünelim, her biri insanların refahı, huzuru için farklı önermeler sunarlar. Her birimiz de bunun yanında kendi mutluluk tasavvurlarımızla ilgili bir yolculuk halindeyiz.  Bu yolculuk bazen maddi bazen manevi bazen de her ikisi gibi farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. 

Hayattan istediğimiz şeyler ne kadar farklı olursa olsun ortak olan bir şey var ki hepimiz mutlu olmak istiyoruz. Ruh sağlığımız denge ve uyum içindeyse mutluluğa erişebileceğimiz araçları oluşturabiliriz. Bu her zaman söylendiği kadar kolay olmayabiliyor. Canlı olan bir bedenimiz var ve canlı olduğu sürece de her türlü fiziksel sorunla karşılaşma ihtimali var. En basit haliyle mevsim değişikliğinden kaynaklanan iyi ya da kötü hissedişlerden, en yakınımızı kaybetmenin verdiği dayanması güç acılara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan durumlar bazen fiziki hastalıklardan daha derin sorunlar ortaya çıkarabilir. İçinde bulunduğumuz koşullar ruh halimizi etkiler ve yakın çevremizle olan ilişkilerimiz, işimiz gibi konularda bundan olumlu ya da olumsuz etkilenebilir. Fiziksel, çevresel etkenler gibi yaşam olayları ruhsallığımızı etkilediği için hayatımızın akışını belirleyenin de ruhsallığımız olduğunu söyleyebiliriz. 

1776 yılında ilan edilen Amerikan Bağımsızlık Bildirgesinde şu sözler yer almaktadır. “Bütün insanların eşit yaratıldıklarına; yaratıcıları tarafından onlara hayat, özgürlük ve mutluluğu arama hakkı gibi geri alınamaz bazı haklar verildiğine inanıyoruz.” Hayat, özgürlük, mutluluğu aramak geri alınamaz haklarımız ise bizler bu hakkımızın olduğunun ne kadar farkındayız ya da bu hakkımızı ne kadar kullanıyoruz. Mutlu olmak, ruh sağlımızı korumak, hayatımıza sahip çıkmak, kendimizin değerli olduğunu bilmek. Ve bunları olumsuz etkileyebilecek her türlü durumla baş edebilmek. 

İnsan haklarının ihlallerinden bahsediyoruz, her gün buna örnek sayılabilecek durumlara şahit oluyoruz. İnsan hakkının ihlalinin olduğu yerde insanın ruh sağlığı hakkı, mutlu olma hakkı da ihlal ediliyor demektir. Genelde şahit olduğumuz bu tarz durumları içinde bulunulan koşulların değiştirilmesi ile değiştirebileceğimizi düşünüyoruz. Ancak yukarıda da bahsi geçen mutluluk, denge, uyum ya da huzurdan söz ediyorsak sadece koşulların değişmesi yeterli olmayacaktır. Her birey birbirinden farklı olduğuna göre her birimizin ruhsallığı ve ruhsal sorunlarla baş etme şekilleri ve gücü de farklıdır. Uzun süre şiddet görmüş bir kadının koşulları değiştiğinde ruh sağlığı yerine gelmiştir diyebilir miyiz? Ya da cinsel istismara uğrayan biri bu durumdan uzaklaştırıldığında?

Dini öğretilerin en büyük ödül olarak sunduğu, insan haklarının temeli olan mutluluğu aramamızın önünde engeller neler? Bildirgede yer alan sözü hatırlayın, yaratıcıları tarafından verilen geri alınamaz haklar. İnandığınız en kutsal şeyden bile daha güçlü olan bu engel ne? Ruh sağlığımızı korumak, mutlu olmak için adım atmamıza; ailemiz, çevremiz, toplumdaki yargılar, maddi gücümüz belki de sadece kendimiz engeliz, bilemiyorum. 

Bu bildirge ilan edildikten sonra da Amerika’da siyah -beyaz ayrımcılığı, kadın-erkek eşitsizliği gibi sorunlar çözüme kavuşamadı ve uzun yıllar devam etti. Bildirgeyi ilan edenlerden Thomas Jefferson’ın dediği gibi “ bir toplumun yaşayışında bir ideali tamamen gerçekleştirememiş olması, bu ideali değerden düşürmez.” Çile çekmenin, boyun eğmenin, katlanmanın erdem sayıldığı bir toplumda yaşayan bizler mutluluğu bir hak olarak görüp bunu elde etme çabasına girişirsek layık olduğumuz şekilde yaşayabiliriz.

We The People’ (‘Biz İnsanlar’) ifadesi, tarihteki ilk anayasal demokrasiyi kurmak üzere 1787 Mayıs’ında Philadelphia’da toplanan Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşunu ilan eden anayasanın ilk üç kelimesidir.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
sisli
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 22 30
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 21 24
14. Antalyaspor 22 22
15. Konyaspor 22 20
16. Ankaragücü 22 20
17. Kasımpaşa 22 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Erzurum BB 22 39
3. Bursaspor 22 39
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 22 18
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 25 51
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 26 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. M. United 26 38
8. Wolverhampton 26 36
9. Everton 26 36
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 25 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19