banner26

Şiddete karşı söylem ne olmalı?

Klinik Psikolog Barış Tosun, şiddet olaylarının ardından ‘Sebebi ne olursa olsun karşıyız’ söyleminin şiddete gerekçeler üretilmesine neden olduğunu belirterek, “(Şiddete Karşıyız) daha doğru bir söylem” dedi. Emine Bulut’un...

13 Eylül 2019, 23:28 Serap Özer
Şiddete karşı söylem ne olmalı?

Klinik Psikolog Barış Tosun, şiddet olaylarının ardından ‘Sebebi ne olursa olsun karşıyız’ söyleminin şiddete gerekçeler üretilmesine neden olduğunu belirterek, “(Şiddete Karşıyız) daha doğru bir söylem” dedi.

Emine Bulut’un son sözleri, ‘ölmek istemiyorum’ idi. Aslında bu ülkemizde neredeyse cins kıyımına uğrayan tüm kadınların çığlığıydı. Evet bizler ölmek istemiyoruz ama hukuk, siyaset, gelenekler hep bir arada bizim ölmemiz konusunda erkekleri cesaretlendirmekte. Her ölümün arkasından ‘ama’lar duyulmakta. Kadın bir birey değil, erkeğin ‘uslu durursa’’ koruması, ‘söz dinlemezse ’baskısı altında olması gereken bir varlık gibi algılanmakta. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en vahşi sonuçlarını yaşadığımız şu günlerde şiddeti ve sonuçlarını Klinik Psikolog Barış Tosun ile görüştük.

Çözüme bir nebze katkımız olması umuduyla....

Serap ÖZER

-Sayın Tosun bildiğiniz gibi son yıllarda kadına ve çocuğa yönelik şiddet de buna bağlı olarak farkındalık da arttı. Sizden şunu öğrenmek istiyorum şiddet nedir? Toplumumuzda neden bu kadar yaygın?

Toplumsal şiddet ve kadına karşı şiddetten konuşurken öncelikle şuna değinilmesi gerekiyor; Şiddet nedir? Bir canlının başka bir canlıya; otorite ve baskı kurmak için, bir konuyu dikte ettirmek için ya da başka bir sebepten dolayı gösterdiği fiziksel ve psikolojik olarak zarar, kişiyi temel ihtiyaçlarından mahrum etme ya da ihmal ve istismar olarak değerlendirebiliriz.

Şiddet bizim ülkemiz gibi doğu toplumlarında, Avrupa dışı ülkelerde genelde küçük yaştan itibaren öğrenilen bir şey aslında. Çocuk küçük yaşta önce ailede şiddeti öğreniyor. Genelleme yapacak olursak, babasından, annesinden, abisinden şiddeti öğreniyor. Örneğin baba evde anneye şiddet uyguluyor bunu gören çocuk kendinden daha küçük olan kardeşine şiddet uygulamaya başlıyor. Okulda kimi öğretmenler, öğrenciye şiddet uyguluyor, çocuk ondan görüp arkadaşına şiddet uyguluyor. Fiziksel şiddet bu şekilde öğreniliyor. Bunun yanında cinsiyetçi eğitim sistemi, okutulan kitaplar, yapılan etkinlikler, siyasilerin söylemleri, empati eksikliği, her tartışmada kendini haklı çıkarma isteği ki biz tartışmayı kavga etmekle karıştırıyoruz. Ülkemizdeki şiddetin salt nedeni tam olarak bu da değil aslında, biraz da toplumsal bir sorun. Gerek basın, televizyon dizileri toplumda ki kimi değer yargıları diye lanse edilen şeyler. Örneğin, toplumda, özelikle erkek çocukların psikolojik ve fiziken güçlü güçlü bir birey olması istenir. Erkek ağlamaz, güçlüdür, serttir, yeri geldiğinde vurur tarzıyla yetiştiriliyor. Çocuklarımız böyle yetişiyor malesef, ailede böyle yetişiyor. Erken çocukluk döneminde, anaokul ve ilkokul döneminde çocuk hep bu zihniyetle büyüyor. ‘Sana bir şey yapana sende yap oğlum, kendini ezdirme’… Bu ezdirmeden kasıt hakkının gasp edilmesini engellemek değil biri sana şiddet uygularsa sende şiddet uygula şeklinde. Ailede böyle böyle başlıyor. Bunu kimi aileler kasıtlı yaparken, kimileri ise toplumun değer yargıları olarak aşılanan ritüellerin, geçmişten gelen sözde geleneklerin, basının yarattığı bilinçaltının ve bunlar gibi toplumsal etkiler ile yapıyor ve farkında değl. Şiddete yönlendirme, cinsiyetçilik, cinsiyet eşitsizliği, eril zihniyetin toplumsal ritüelleri, hep şiddetin, kadına karşı şiddetin sac ayaklarından diyebiliriz. Örneğin kimi ’’modern’’ aileler dahi bunu yapabiliyor. Örneğin erkekeğe mavi, kız çocuklarına pembe renk giydirme gibi.

-Özellikle son yıllarda çocuk filmlerinin de şiddet ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Sizce bu bilinçli bir tercih mi?

Evet zaman zaman özellikle tercih edildiğini ya da pedagojik analizi yapılmadan servis edildiğini düşünüyorum. Gerek politik olarak, gerek kimi sosyolojik değerler olarak ve gerekse televizyon dizileri, filmleri ve bahsettiğiniz gibi çizgi filmler şiddete yönelik. Çocuk küçük yaşlardan itibaren bunları izleyerek büyüyor, şiddeti öğreniyor ve ayrıca bu şekilde şiddet meşrulaştırılmış oluyor. Çocuk küçüklüğünden itibaren kendine bir rol model seçer bu ya baba, ya öğretmen ya da televizyondan seçtiği bir karakter, “mafya karakteri” bile olabilir maalesef.

-Peki anneyi de rol model alamaz mı?

Tabi ki alır. Ancak ülkemizdeki yanlış algı erkek çocuğunun babaya, kız çocuğunun anneye benzemesini, rol model almasını öğretiyor. Erkek çocuğu büyüyüp babası gibi güçlü kuvvetli, tırnak içinde adam olacak . Kız çocuğu da anneye benzeyecek. Yeri gelince çamaşır, bulaşık yıkayacak , evinin kadını olacak. Çocukları hep böyle sınıflaştırılıyor. Daha doğrusu cinsiyetler sınıflaştırılıyor. Bu yanlış algılar, duygusal gelişimini tamamlamaış olan çocukta büyük travmalara sebep oluyor. Ergenlik döneminde de biyolojik ve fiziksel olarak gelişim çağında olan çocuk yavaş yavaş yetişkinliğe geçiyor. Bu sebeple, bu dönemde duygusal gelişiminde daha fazla değişiklik oluyor, yine bu dönemde ani duygu değişimleri olabilir. Duygusal, fiziksel ve biyolojik olarak gelişim ve değişim döneminde olan bir birey düşünün, bu dönemlerde bu tarz yanlış söylemlerde bulunulursa onlarda büyük travmalara yol açılabilir, toplumsal ve sosyolojik olarak yanlış bir algı, hayat görüşü aşılanabilir.

-Ergen eğitimi nasıl olmalı?

Okullarımızda bulunan rehber öğretmenler, bu konuda ergen bireylere ve ailelerine yardımcı oluyorlar. Fakat, ne yazık ki öğrenci sayısının çokluğu nedeniyle yeterince ilgilenemeyebiliyorlar. Bu sebeple daha kapsamlı bir eğitimin olması şart, bunu yaparken de önce ailelerin bu konuda bilgilendirilmesi gerekir. Ailenin; ergenler ile nasıl diyaloğa girmesi, nasıl iletişim kurması, çocuğa yansıttığı yanlış söylemler, sınıf arkadaşına karşı nasıl davranması, kadına karşı nasıl davranması, eril zihniyetten uzak nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda bir uzman tarafından yönlendirilmeleri gerekmektedir. Ayrıca; çocuğa bu konularda ve hatta her konuda nasıl davranış sergilemesi gerektiği konusunda, “örnek davranışlar” sergilerseniz, çocuğa bu konular hakkında otomatik olarak eğitilmiş olur. Çünkü, çocuk genellikle ailesinden gördüğünü yapar.

-Bir erkek eşi yada partneri kendisinden ayrılmak istediğinde bunu kendi gururunu aşağılayıcı bir durum olarak mı görüyor? Neden şiddete başvuruyor?

Biraz önce bahsettiğimiz durumların etkisi çok büyük. Şiddettin, kadına karşı şiddetin alt metinlerinde birçok gözükmeyen normal olarak kabul edilen nedenler var. Örneğin; şiddet haberleri okunurken durumun yanlışlığı görülür ancak hemen arkasından ‘’ama’’ denilerek suça bahaneler üretilir. Örneğin şiddet uygulayan erkeklerin ifadelerinde ‘’Ben kesinlikle kadına şiddet uygulamam ama o da benim sabrımı taşırdı, ama o da şunu yaptı,’’ diyerek hep bir bahane üretirler. Mesela bir diğer normal olarak görünen söylem ise, bu konuda yetkin kişiler ya da yetkin olduğu iddia edilen kişiler, siyasiler hatta kimi meslekdaşlar malesef ‘’şiddet sebebi ne olursa olsun karşıyız” denir. Siz bunu dedikten sonra insanlar nedenler üretmeye başlıyor. O nedenle sadece şiddete karşıyız demek doğru söylemdir. Çünkü, “sebebi ne olursa olsun …” dedikten sonra, şiddeti uygulayan kişi ‘’evet ben haklıydım ama biraz abarttım galiba’’ diye düşünüyor, bilinçaltına böyle gidiyor. Erkek yanlış yetiştirilme ve yanlış çevre nedeniyle eşini veya partnerini hayatını paylaştığı eşiti olarak değil de kendisini daha üstte görüyor. Diğer taraftan eşi yada partneri kendinden ayrılmak istediğinde kişi yine tırnak içinde aldatılmış ve kandırılmışlık psikolojisine giriyor. Bu geçmişten gelen ancak bilinç altına süpürülen etkilerden olabiliyor.

Yüzdelik duruma vurursak ağırlıklı olarak yetiştirilme şartları oluşturuyor. Bunun yanında kişi hasta da olabilir. Ancak bunların hiç biri durumu meşrulaştırmaz.

Kimi çevreler kadının sosyal yaşamda var olmasına yeni yeni alışmaya başladı, alışacaklarda. Tüm bunlarda kadının hala bir birey olarak kabul edilmemesi, edilse de erkeğin olduğu bölgeye kadar kabul edilmesinin etkisi var. Örneğin hala bir çok kişi kadının yönetici olduğu bir alanda çalışmaya alışamadı malesef. Bu şekilde söylemlerin çocukların yanında ifade edilince çocuk ‘’ demek bir kadından emir almak olmaz, bu benim taviz verdiğimi gösterir’’ şekilnde yanlış düşünceler edinebiliyor. Çünkü çocuklar için annenin, babanın söyledikleri doğrudur.

-Bilinçsizce yetiştirilen her ailenin çocuğu çevresine şiddet uygular mı?

Hayır, oran olarak az olsa da kişi kendini yetiştirmiş olabilir,başkasını rol model almış olabilir. Ancak yinede en büyük etken ailedir. Tabi az önce bahsettiğimiz gibi, politik, sosyolojik, çevre, yasalar birçok etken var.

-Kadına uygulanan şiddet konusunda kimi zaman kadınların da gerekli tepkiyi vermediğini görebiliyoruz. Örneğin Emine Bulut olayını protesto etmek için toplanıldığında yoldan geçen bir kadının ‘’erkeklere iş bulacaksınız ki onlarda sinirlenip şiddet uygulamasın’’ dediğine şahit oldum. Yine kadın müdürle çalışmak zor diyenler arasında hemcinsleri de bulunmakta. ‘’ kadın kadının kurdudur’’ diye bir atsözümüz var. Tüm bunlardan yola çıkarak kadının kendi hemcinsine bu kadar olumsuz bakmasını neye bağlıyorsunuz?

Dediğiniz gibi bu tarz söylemler hayatın her alnında var aslında, kimi politikacılar, yetkili kişiler, din yetkilileri benzer söylemleri sarf ediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri yine yetiştirilme tarzı ile alakalı. Ailede erkek çocuğuna lanse ettirilen bilinç kız çocuğuna da lanse ettiriliyor. O erkek kardeşin yanında kızı kardeş de var, erkek çocuğa söylenen şeyleri kız kardeş de duyuyor. O da kendini yaşam pozisyonu olarak ailesinin ona lanse ettirdiği gibi görüyor ve ona ileride yetişkinliğe geçince ailesinin öğrettiği şeyler, ona normal gibi geliyor. Fakat; aile çocuğu eril zihniyetten uzak yetiştirdiği zaman geçmişten gelen kimi ‘’gelenekler’’, atasözleri etkili olmuyor. Yine de bütün bunlar cinsiyetci söylemlerimizi değiştirmemiz gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

-Peki biz partnerlerimizde şiddet eğilimini ilk nasıl fark edebiliriz. Yada neyi görmezden geliyoruz.

Aslında şidddetin azı yada çoğu yok. İlk hissedildiği anda gerek uzmanlarla yada adli mercilerle çözmek gerekiyor. Ülke olarak hep bazı şeyleri biriktiriyoruz. Taviz veriyoruz ve bir yerden patlak veriyor.

-Ülkemizde çok yoğun olmasına rağmen her zaman gözden kaçan psikolojik şiddeti nasıl fark edebiliriz?

Bu yine ailede başlayan bir süreç. Örneğin ailede herhangi bir konuda karar alınacağı zaman kadına sorulmaması, onun sözlerinin dikkate alınmaması veya önce erkeğe söz verilmesi, kadının mutfağa hapsedilmesi, çocuk bakımının sadece kadına yüklenmesi, sosyalleşmesinin engellenmesi temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılması, ihmal psikolojik şiddete girer.

-Ülkemizdeki namus kavramını nasıl değerlendiriyorsunuz? Cinayetlerden sonra genelde savunma ‘’namusumu temizledim’’ şeklinde oluyor.

Namus kavramı denilince ülkemizde genelde cinsellikle özdeşleştiriliyor. Oysa namus kavramının kişinin iyi, dürüst bir insan olması, doğaya, insanlara, eşyalara zarar vermemesi, yalan söylememesi, hırsızlık yapmaması, kadına karşı şiddet uygulamaması, haksızlıklara karşı olabildiğince müdahale etmesi ile özdeşleştirip çocuklarımız da o şekilde büyütsek bu düşünce büyük oranda ortadan kalkacaktır.

-Peki neden inatla namus kavramı kadın bedeniyle özdeşleştiriliyor?

Bunun sebepleri arasında geçmişten gelen yanlış eğitim, kuşaktan kuşağa aktarılan yanlış teoriler ve politikaları sayabiliriz.

-Okularda verilecek cinsel eğitimin şiddetin önlenmesine etkisi olur mu?

Ülkemizde cinsellik bir tabu, ayıp bir şey gibi görünüyor. Aslında az önce saydığımız şiddetin, istismarın ve yanlış bilincin oluşturulmasının sebeblerinden biride bu. Cinselliği tabu olarak görüyoruz, kişi duygularını bastırıyor. Örneğin çocuk küçük yaştan itibaren cinsellikle ilgili merak ettiği şeyi anne ya da babasına sorduğunda ayıp denerek susturuluyor. Çocukta çevreden ya da başka bilgi kaynaklarından yanlış bilgiler edinebiliyor. O nedenle her yaş seviyesine uygun bir eğitimin verilmesi, çocuğun, hem kendi bedenini hem de diğer cinsin bedenini öğrenmesine, karşılıklı olarak birbirlerinin bedenlerine saygı duyması gerektiğini öğretecektir. Çocuğun kendi bedeniyle barışmasını sağlıyor.

-İstismara uğrayan çocuk ya da tecavüze uğrayan kadın bir utanma duygusu ile başbaşa kaldığı için durumu anlatmakta ya da ihbar etmekte geç kalabiliyor. Bunu nasıl çözebiliriz?

Cinsel istismarda en çok karşılaşılan şeylerden biri de bu aslında. Bana bir şey derler mi? Acaba ben mi kötü bir şey yaptım? Bunu kime söylemeliyim kaygıları nedeniyle İstismarı saklıyor.Çocuk korkuyor çünkü cinsellik tabulaştırılmış ve var olan namus kavramı da korkularını arttırıyor. Çocuk, “Acaba namusum kirlendi mi, eğer böyleyse ise bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” şeklinde yanlış algılar sebebiyle maalesef bu şekilde düşünebiliyor. Ve çocuk yoğun bir depresif duruma giriyor. Ailesine söylediği zaman maalesef bazı aileler de namus kavramını öne çıkararak, çocuğa bu yanlış algıyı aşılayabiliyor.

-Son olarak neler söylemek istersiniz?

Son olarak, toplusal şiddeti, kadına karşı şiddeti, cinsel istismarı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak ve bundan sonraki kuşakların bu sorunları yaşamasını önlemek için önce aile ve okul eğitimine çok önem vermek gerekiyor. Bu şekilde uzun vadede doğru bilince ulaşılabilir. Bunun dışında politik olarak da politikacıların söylemleri, politka tarzları, yasalar, basın yayında çıkan argümalara dikkat edilmesi ve değiştirilmesi gerekiyor. Bu eylemler hep bir bütün. Kısaca her şey eğitim ve bilinçte yatıyor.

-Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
27°
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 30 63
2. Trabzonspor 29 58
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 29 52
5. Beşiktaş 29 50
6. Fenerbahçe 30 49
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 30 32
13. Denizlispor 30 32
14. Malatyaspor 30 29
15. Çaykur Rizespor 29 29
16. Kayserispor 29 28
17. Konyaspor 29 27
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Bursaspor 32 55
4. Adana Demirspor 31 54
5. Akhisar Bld.Spor 31 51
6. Fatih Karagümrük 31 50
7. Altay 31 50
8. Ümraniye 31 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. Balıkesirspor 31 35
13. İstanbulspor 31 34
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 31 30
16. Osmanlıspor 31 24
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 31 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 32 66
3. Leicester City 33 58
4. Chelsea 33 57
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 33 49
8. Sheffield United 33 48
9. Burnley 33 46
10. Tottenham 32 45
11. Everton 32 44
12. Newcastle 33 43
13. Crystal Palace 33 42
14. Southampton 32 40
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 33 28
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 33 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 33 70
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 33 54
6. Getafe 33 52
7. Real Sociedad 33 50
8. Athletic Bilbao 34 48
9. Valencia 34 47
10. Granada 34 47
11. Osasuna 33 44
12. Levante 33 42
13. Real Valladolid 34 39
14. Real Betis 34 38
15. Deportivo Alaves 34 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24