banner26

11.11.2019, 08:25

sorma neden, niçin her şey yalnızlıktan

teoman’ın ölmek için güzel bir gün adında bir parçası var, mirkelam da söyledi, o yorum da çok hoş. başlıktaki sözler o şarkıdan işte. gün olur, kimisine sadece ölmek için güzeldir.

bazen bir klişenin sorgulanmasından çıkan sonuç yeni bir klişe haline gelebiliyor. intiharın psikolojik bir meselenin ötesinde felsefi bir konu olarak ele alınması da böyle oldu bence. tamam, felsefenin önemli bir teması intihar ama insan ruhuna dair bir mesela olduğuna da şüphe yok.

ağır depresyon vakalarında, hastanın kendini öldürmeye bile gücünün olmadığı söylenir; yani bu kolay bir şey değil, cesaretin yanında güç de gerektiriyor. ama temelinde acı, mutsuzluk ve en önemlisi çaresizlik olduğu kesin. dini inanç, intiharı günah saysa da engelleyemiyor, öyle olsa bu kadar intihar bombacısı olur muydu?

insan bazen ne kadar mutsuz, ne kadar yıkık olduğu mesajını vermek için canına kıyıyor, bazen içinde bulunduğu acı ve mutsuzluktan çıkış yolu göremiyor. kimse kendi kendine acı çekmiyor, mutsuz olmuyor, her mutsuzluğun, her acının sorumlusu olan başkaları var ve o anlamda her intihar, taammüden olmasa bile bir tür cinayet.

ama her sıkıntılı durum ölme arzusu uyandırmıyor, buna en fazla sebep olan şey umutsuzluk; o durumdan çıkılabileceğine, bir gün mutlu olunabileceğine dair inancın kalmaması. ve böyle sıkıntılar genellikle toplumsal sebeplerden kaynaklanıyor. yani intihar, aynı zamanda toplumsal bir mesele.

bu hafta yayınlanan bir grafikte gazze’de yaşayan çocukların yarısının yaşama arzusu duymadığı bilgisi vardı. belki ölmeyi arzulamıyorlar ama yaşama istekleri de yok çünkü geleceğe dair herhangi bir umutları yok. insan geçici olduğunu bilirse, kötü koşullara, felaketlere dayanabiliyor. aşk acısı çeken, bir yakınını kaybeden acısının bir gün hafifleyeceğini biliyor. hasta olanın iyileşme umudu var. ama toplumsal sebeplerden kaynaklanan sorunlar öyle değil. nitekim khk ile işlerinden olan ve çeşitli yasaklarla yaşayan ölü haline getirilenlerin 46’sı intihar etti.

esnetilen büyüme oranları, küçültülen işsizlik rakamları, pembe ekonomi tablolarının ardında milyonlarca parasızlık hikâyesi var. rengi depresyon grisi, sis bulanıklığında, ince buz tutmuş bataklık emniyetsizliğinde hikâyeler. hâki renkli zafer anlatılarının örtemediği, çare olamadığı hayat hikâyeleri.

alışverişin insanı mutlu ettiğini her gün her yerde duysak da gerçekten saadet parayla olmuyor ama parasızlık muazzam sıkıntılara yol açabiliyor. mesela yaz aylarında, ısınma için bile kullanılmamış olan elektrik faturası 600 küsur lira tutunca elektrik kesiliyor. ah neyse, ölümlerinden sonra.

orta sınıf, ekonomi politik açısından son derece sorunlu bir kategori ama sosyal açıdan belli bir anlamı olabiliyor. orta sınıf, çok yoksul kalsa bile, pazar toplandığında geride kalan çürük meyve sebzeyi toplamayı ölüm sayabiliyor, bunu ancak çocukları varsa yapabiliyor mesela. sadaka kabul edemiyor, genellikle yoksullara yakıştırılan görünümde olmadığı için, sadakaya layık da görülmüyor. yoksulluk, çaresizlik sinsice yaklaşıyor orta sınıfa ve daha fazla hasar vererek düşürüyor. hem artık kimse komşusu açken tok uyumuyor çünkü açlar ve toklar şehrin birbirine uzak, başka mahallelerinde yaşıyor.

sedat şenoğlu’nun yeni yaşam’da kullandığı çok isabetli ifadeyle fatih’te “ölü ele geçirilen” dört kardeş, binlercemizin içini yaktı. antalya’da, dokuz aydır ücretini alamayan bir babanın, kirasını ödeyemedikleri evden çıkartılmadan bir gün önce eşini, iki çocuğunu ve kendisini öldürmesi de. (ki fatih’te de benzer bir durum olma ihtimali yüksek görünüyor. insanlar bakmakla yükümlü olduklarının, kendileri göçünce daha beter duruma düşeceğine inanıyor, kimse yakınını topluma, devlete emanet etmeyi aklından geçirmiyor.)

ama yine binlerce kişi, onların açlığını, çaresizliğini hissetmedi, anlamadı, anlamaya çalışmadı. tam aksine, ölümlerinin ayrıntılarına, aç kurtlar gibi saldırdılar. nitekim, fatih’teki ev, gazetecilere açılmış. böylece belki de ellerinde kalan tek şey, mahremiyetleri öldükten sonra yağmalanmış.

dünyanın her yerinde kriz dönemlerinde intiharlar artıyor. ama türkiye’de ekonomiyi çok aşan bir çöküş var, “afganlaştırma” teriminin uygun düştüğü, üretimin, toplumsal hayatın, kültürün çöktüğü, çürüdüğü bir süreç. çöküş, mutsuz ve yoksun olmak demek değil. burada olduğu gibi, çocuklarının geleceği için diğer çocukları çiğnemekten başka çare görmeyen insanların oluşması mesela. kendi çocukları, gelecekte bilmemne sınavında bir puan öne geçsin diye, başka çocukları ağlatabilecek insanlar haline gelmek; ortak bir çözümü, ortak bir çıkışı aklına getirmeyen, başkasını dirsekleyip öne geçmekten başka çare bilmeyen, birlikte yaşasa da toplum olmanın birçok vasfını kaybetmiş insanlar olmak. çünkü toplum olmak komşusunun durumundan haberdar olmak değil, komşusunun hakkını tanımaktır. dünyanın her yerinde neoliberalizm, hayatı, toplumları değiştirdi ama türkiye’de siyasi müdahale, biraz daha farklı bir hayat ve toplum kurdu, kurmaya da devam ediyor. o yüzden bugün komşusunun hayatını gözlemlemekten geri durmayanlar onun hakkına pekala girebiliyor.

bu, iktidar eliyle oldu ama iktidarla birlikte ortadan kalkacak bir şey değil. sokak gösterisiyle değiştirilebilecek bir gerçeklik olmadığını söylemeye bile gerek yok. dayanışmayı yücelterek, ahlaka ve vicdanlara seslenerek halledilecek bir mesele hiç değil.

(şunu da hatırlatayım, vicdan vb. kişiye çıkar sağlamayan değerlerin daha fazla önemsendiği yıllarda dahi sol, vicdandan değil, sınıfın ortak çıkarlarından söz ediyordu. son otuz yılda yükselen kadın kurtuluş hareketi kadınların ortak ezilmişliğinden ve buna karşı mücadeleden söz ediyor, kimsenin vicdanına falan seslenmiyor.)

fatih’teki evin kapısında siyanürle ilgili bir uyarı bulunması, son ânında bile başkalarını dikkate almanın işareti ve bu işe girişmeden önce etraflıca araştırma yapıldığını düşündürüyor. yeni toplumumuza uyumsuz şeyler bunlar. acıyla haykıracaklarını, kusacaklarını, moraracaklarını, oksijensiz kalacaklarını, yemek borularında ve midelerinde kanama olabileceğini yani son anlarında acı çekeceklerini bilerek. buna rağmen, bunu bile bile… bunu göze aldıran, devasız, çaresiz bir acı olmuş yaşamak. hepimiz bir gün öleceğiz ama bu hayat sizi de ürkütmüyor mu?

(ArtıGerçek)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
-5°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 18 40
2. Başakşehir 18 36
3. Trabzonspor 18 35
4. Fenerbahçe 18 34
5. Alanyaspor 18 32
6. Galatasaray 18 30
7. Beşiktaş 18 30
8. Göztepe 18 26
9. Malatyaspor 18 24
10. Gaziantep FK 19 24
11. Çaykur Rizespor 18 23
12. Denizlispor 18 22
13. Gençlerbirliği 19 21
14. Konyaspor 18 18
15. Kasımpaşa 18 15
16. Antalyaspor 18 14
17. Ankaragücü 18 12
18. Kayserispor 18 10
Takımlar O P
1. Hatayspor 18 37
2. Bursaspor 19 33
3. Erzurum BB 18 31
4. Keçiörengücü 18 28
5. Ümraniye 18 28
6. Akhisar Bld.Spor 19 28
7. Menemen Belediyespor 18 28
8. Adana Demirspor 18 27
9. Altay 18 24
10. Balıkesirspor 18 24
11. Giresunspor 18 24
12. Fatih Karagümrük 18 23
13. İstanbulspor 18 20
14. Altınordu 18 19
15. Osmanlıspor 18 16
16. Adanaspor 18 13
17. Boluspor 18 13
18. Eskişehirspor 18 9
Takımlar O P
1. Liverpool 23 67
2. Man City 24 51
3. Leicester City 24 48
4. Chelsea 24 40
5. M. United 24 34
6. Tottenham 24 34
7. Wolverhampton 24 34
8. Sheffield United 24 33
9. Southampton 24 31
10. Arsenal 24 30
11. Crystal Palace 24 30
12. Everton 24 30
13. Burnley 24 30
14. Newcastle 24 30
15. Brighton 24 25
16. Aston Villa 24 25
17. West Ham 23 23
18. Bournemouth 24 23
19. Watford 24 23
20. Norwich City 24 17
Takımlar O P
1. Barcelona 20 43
2. Real Madrid 20 43
3. Atletico Madrid 20 35
4. Sevilla 20 35
5. Getafe 20 33
6. Real Sociedad 20 31
7. Valencia 20 31
8. Athletic Bilbao 20 30
9. Villarreal 20 28
10. Osasuna 21 28
11. Granada 20 27
12. Real Betis 20 27
13. Levante 21 26
14. Deportivo Alaves 20 23
15. Real Valladolid 20 22
16. Eibar 20 22
17. Mallorca 20 18
18. Celta de Vigo 20 16
19. Leganés 20 14
20. Espanyol 20 14