Hani bir geyik vardır;
“Bir gün herkes Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı veya başka takımlı olacak” diye…
Bana da deselerdi ki, ”Bir gün AKP mitingini kıyıdan da olsa izleyip, gözlemleyeceksin ve çok mutlu olacaksın”, deli saçması der, güler geçerdim.
Ama oldu…
Şaka yapmıyorum, vallahi de oldu, billahi de oldu.

Her şeyden önce, 17-25 Aralık sonrasında bile, meydanı bırakın Atatürk Bulvarı’nı bile iğne atacak boşluk kalmayacak şekilde dolduran Erdoğan, sözünü ettiğim önceki mitinglere göre boş sayılacak bir alana konuştu. Bu durum seçim sonuçlarına ne kadar yansır bilemem ama kibirlerinden yanlarına yaklaşılmayan AKP’li yöneticilerin, belediye başkanlarının suratlarını düşündükçe keyfim yerine geldi.

İkincisi, alandan müjde geldi. Eski Atatürk Stadı’nın arazisi “Millet Bahçesi” olacak dendi. Cumhurbaşkanı böyle talimat verince, ‘Adapazarlıların gösterdiği tepkiye, toplanan imzalara, yakarışlara aldırış etmeyen o kibirli yöneticilerin’ suratları ne hal almıştır diye düşünüp bir kez daha keyiflendim. Ertesi gün apar topar basını çağırıp, “Stat arazisine Çark Mesire ve altyapı sahasını da” ekledik deyince keyfim daha da arttı doğrusu.

Millet Bahçesi’nin genişleyeceği haberinin verildiği o toplantıda, “Biz o zaman taleplere siyasi yaklaşmıştık. Ama şimdi bakınca böyle daha güzel oldu” denmiş. İnanın yine şaka yapmıyorum, vallahi de billahi de öyle denmiş.

Bir de, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o kararı, Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın Sakarya’ya gelirken yolculuk sırasında verdiği bilgiler ışığında aldığı belirtiliyor.

Tüm bu gelişmelerden sonra söylemeden edemeyeceğim…

Geçmişteki tanışıklığa, hukuka dayanarak “Ah be Ergün abi” diyorum, Şu Adapazarı Ekspresi’nin durumunu da anlatıverseydin,  Adapazarlı çifte bayram yapsaydı…

Bir çift sözüm de, “Olaya siyasi yaklaştık, şimdi bakınca daha güzel oldu” diyenlere olacak.

Adapazarı Ekspresi’nin şehir merkezine gelmesine izin verin, ne kadar güzel olacağını bir de o zaman görün!

İnanın rahatlayacaksınız…

Söyleyeceklerim bitmedi…

Millet Bahçesi açıklamasından sonra muhalefette de hem mutluluk, hem de eldeki bir malzemenin gittiği telaşı vardı. Seçim meydanlarında ‘Stat arazini betonlaştırdılar’ diyememe telaşı. Aynı zamanda ‘Biz direttik, zorladık ve yapmak zorunda kaldılar” gururu…

Hakkını yemeyeyim, stat arazisinin yeşil kalması için en fazla çaba harcayanlardan biri olan CHP Grup Başkanvekili, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç'tu. Ertesi gün basın toplantısı düzenleyip, bu çabalarını anlattı ve gelinen noktadan duyduğu sevinci paylaştı.

Özkoç’un o açıklamasını okurken, 21 yıldır Serdivan’da yaşayan biri olarak aklıma takıldı. Yanı başında 150 dönümlük Kent Park bulunan 30 küsur dönümlük Atatürk Stadı arazisi için kendinizi paraladınız, çabaladınız.

Çevreye olan duyarlılığınızı bildiğimden merak ediyorum, Serdivan Arabacıalanı’nın son yeşili olan 52 dönümlük Şehit Hüseyin Ersin Stadı ve çevresindeki alana kurulan Cadde54 Projesi için niye tek kelime etmediniz? Sizinle beraber partinizden yapılan bir açıklama da görmedim.

Hasan Ağabey (Kurtiç), tepkisizliğinizi kısa bir süre önce köşesinden şöyle eleştirmişti: “Dileriz seçilir; CADDE54 açılışında kurdele kesmek için eline makası da alır.”

Sahi, suya sabuna dokunup tek kelime etmediniz, o yeşili katleden Cadde54’ün açılış kurdelesini kesmeye de gider misiniz?