banner26

20.06.2018, 13:09

Yürekten Gülerekten

“Yolu bilmekle o yolda ilerlemek farklı şeyler” diyordu Morpheus, Matrix filminde…

Bir huyumuz var; asla sakınamıyoruz sözümüzü… O yüzden sonda söyleyeceğimizi başta diyelim; her ne sonuç olursa olsun bizler vazgeçmeyiz. Bizler direniriz, bizler boyun eğmeyiz… ve mutlaka kazanırız…

Şu yukarıdaki 2-3 cümlelik girizgâh var ya, o tamamen “prensiben” yazılıyor. Yani işi garantiye alma gibi, hatasız bir yazı olsun gibi bir kaygı yok. Dahası bugün itibariyle tüm izlenim, atmosfer hep bizlerden yana (bir nevi; hava döndü işçiden, işçiden esiyor yel). Bu yazının yazılma amacı ise, meramımızın dayanaklarını paylaşmak.

Siyaset denilen şey sözünü söylemektir, eylemliliğin yanında. Yalnızca söz söylemek siyaset yapmak olmuyor. Çünkü “poli” kelimesi yunancada “çoğul” anlamına geliyorsa izlenilen politikanın hayatta fiilen bir karşılığı olması gerekiyor. Açıkçası fikriniz kahvelerde, sokaklarda, köylerde, fabrikalarda kendiliğinden tartışılır kılınmıyorsa etkisiz kalıyorsunuzdur. Zaten politika tam olarak öyle kitaplardan da öğrenilebilecek bir şey değil. Devinim ve uyarlama siyasetin doğasında vardır. Dolayısıyla her yeni duruma uygun bir “hat” çizilir ve o hat üzerinden eylemli olarak kitleler etkilenmeye çalışılır. Bize göre siyasetin 2 temel kuralı vardır; (sırası istisnasi durumlarda değişebilir) biri yan yana gelmek, ortaklaştırmak, birlikte devinmek, diğeri ise ayrışmak, sınırlamak, farklılıkları ortaya koymak. Bir nevi ittifak ve cepheleşme sanatı.

Bugün bilhassa sosyalist sol olarak buradan yola çıkarsak öncelikle dostlarımızla farklılıklarımıza rağmen ortak noktalarımızda bir araya gelebilmeyi sağlayacağız. Somutlaştıralım mı; bugün 24 Haziran seçimlerine doğru giderken taktik olarak muhalefet odaklarının önüne taş koymayacağız. Hepimizi aynı gemide falan değiliz, bunu söylemiyoruz. Farklılıklar ancak iktidar olunduğunda ortaya konulabilir, ötesinde farklılıklarını yalnızca cephede karşında olana karşı öne çıkarırsın. Bugün en elzem ortaklaştırılacak konularımız bahane olarak kullanılan OHAL'i kaldırmaktır. Tek Adam rejimini yıkmaktır. Laikliği yeniden tesis etmektir. Eşit yurttaşlık kavramını fiili hale getirmek ve benimsetmektir.

Karşında kendi varlığına karşın eşitsiz bir güç varsa o gücü cepheleri çoğaltarak bölmek gerekir. Yukarıda elzem olarak tarif edilen her başlığa diğer başlıklar da -mesela çevre mücadeleleri, kadın mücadelesi, LGBTİ+, gençlik, öğrenci mücadeleleri de- eklenerek cepheler çoğaltılmalıdır. Reel politiği gözeterek topyekûn bir karşı duruş. Bu, esasında karşı tarafın da şimdiye kadar başarılı bir şekilde uyguladığı -ve artık metal yorgunluğu mu denir, yozlaşması mı denir karar okuyucuların- cepheleşmenin, artık bu taraf, bizim mahalle tarafından da uygulanabilir hale gelmesinin meramıdır. Kutuplaşma değil cepheleşme. Açık ve net, kesin olarak belirli bir ideolojik formasyonla gayet somut, herkes tarafından anlaşılabilir bir toplumsal altyapı kurabilmek ancak bu tarz bir yaklaşımla mümkün olabilir.

Yine reel politika denildiğinde yaptığınız ideolojik çıkışların bir karşılığını almak gerekir. Yani siz yapmasanız da yaptırsanız mesela, o da olur. Örnek olsun Sakaryaspor’un eski stadyumunun olduğu alan için kentin önemsenmeyecek derecedeki kesimi dışında tüm muhalefet o bölgenin yeşil alan olarak kullanılması için girişimlerde bulundu. Ama öyle ama böyle, kendilerine yontar şekilde bile olsa bir “Millet Bahçesi Projesi”nde ismi geçti mi, geçti. Bu bir kazanımdır. Azla yetinmek mi, onlara teşne olmak mı, yok canım. Gerçekçi politika budur. Bilmek gerekir ki bu halk aptal değil; sizin yaptığınız girişimler görülüyor, karşılık buluyor, hak veriliyor. Haa hala o hakkı vermeyen sekter iktidar yanlıları mı var… onlarla mücadeleye devam… aşamacılık oynamıyoruz; kavramları da laçkalaştırmıyor, çorba etmiyoruz.

Ülkede o kadar çok yanlış var ki. Adeta yanlışlığın, yanlışların iktidarı süre-gidiyor yıllardır. Amma ve lakin gerçek bu. Doğru olanı gerçek hale getirmek için öncelikle gerçekliği kabul etmek gerekir. Kabul etmek demek ona biat etmek, ona boyun eğmek anlamına gelmiyor. Gerçekliği kabul edip de tüm o gerçekliğe rağmen yine ona karşı mücadele ettiğimizde kazanacağız. Toplumsal örgütlülük ancak bu şekilde büyüyecek ve halk nispi refaha erişecek, yetinmeden.

Motivasyon yani moral güç önemli bir kavram. Sürekli bir yenilgi hali -veya yenilmişlik duygusu diyelim- önce kitleleri sonra kişileri geri düşürür. Dahası ardından kanıksama, değiştirme gücünün olmadığını düşünme, sinme ve biat gelecektir. Eğer ki artık “T A M A M” diyorsak, T A M A M’ın ardından oluşacak zemin toplumsal güçlere büyük olanaklar yaratacaktır. “Armut şiş, ağzıma düş” demiyorsak bu olanakları gerçeğe dönüştürme işi de bir mücadele sürecidir ve o mücadele yazının başındaki “vazgeçmeme”ye atıfla sürekli verilecektir.

***

Yüzünü sola, sosyalizme yakın söylemlere çeviren ve tutum takınanlara, kimi noktalarda onların bizce anomali görünen davranışlarına rağmen destek vermek mühimdir. Bir ittifak mı… belki de evet, dostluk ve mücadele ittifakı. Sosyalizm mücadelesi meclise sıkıştırılamaz; bu, evet, meclise girmesi beklenen sosyalist vekillere bir uyarıdır; “gözümüz üstünüzde” demektir. Fakat buradan parlamentarizm eleştiri de çıkarmak abestir. Mücadele sokakta, okulda, mahallede, iş yerinde verildiği gibi mecliste de verilebilir hatta verilmelidir de. Meclis fazladan bir alan daha kazandırır bizlere. Doğruya doğru, kim inkâr edebilir; en demokratik haklarımızdan olan bildiri dağıtımı bile yapamıyoruz. Bahane hazır; OHAL, güvenlik gerekçeleri, bla bla…

Buradan açık ve net olarak belirtebiliriz ki, bu tutum sosyalist mücadeleye halel getirmez. Bu toprakların soluna dair ne varsa, yazıktır ki kendini ayrıştırma üzerinden kurmuştur. Bizler ayrışmalarımızı bileceğiz, ona göre tavır alacağız ama fiillerimizi ortaklıklarımız üzerine inşa edeceğiz. Başka yolu yok. Yılların mücadele birikimi tarihsel olarak bunun böyle olduğunu gözümüze sokarken bizler bu gerçeklerden kaçamayız.

İşte tam da bu sebeplerle -tekraren-, meclis aritmetiği denilen kavramdan “bizim sosyalist mücadelemize halel gelmez” diyoruz. Yol bulamayanlar bir yol açmışlardır. Mücadeleleri pek tabii yine bizce kimi riskleri de barındıran bir demokrasi mücadelesidir. İşimiz bitince yolları ayıracak mıyız peki! Bizler açısından esas mesele; o yolu bizim de açmamızdır. Yolu açacağız ama bu yolu açarken birçok yolu da birleştirmemiz gerekecek. Devrimciliğin en önemli kıstası devrimi aramaksa, o devrime giden yolda ilkesel, stratejik, taktiksel her türlü yol toplumsal ilerleme açısından meşrudur. Yeter ki devrimin amacı olan sosyalizme, sosyalizmin amacı olan eşitlik, özgürlük ve adalet değerlerine ulaşabilelim. Bu süreç bir kompartıman şeklinde veya aşamacı biçimde değil iç-içe bir bütünlük içinde tezahür eder. İç-içelik önemli… sıramızı beklemeyeceğiz böylece. Her an, her alan, her başlık için yapabilecek sürüsüne bereket olanağımız var. Daha iyiye olan inanç ve emekle, beraberce…

Beceri de burada değil mi keza; o yolları birleştirebilme yeteneği…

Ve nihayetinde toplumsal duyarlılığı arttırmak… Artan noktadan ilerlemek…

Eğer Sakarya’daki o yavru köpeğe yapılan işkenceli ölüme ses çıkarabiliyorsak, derelerimizi kurutturmuyor, köylerimizi sermayeye, ranta peşkeş çektirmiyorsak, güzel kentimize yeşil alanları kazandırabiliyor ve yetmişinde bile mesela zeytin dikebiliyorsak [1], umut yine ve hala dimdik ayakta demektir.

Dost ve düşman herkes bilsin ki; kazanacağız… Mutlaka kazanacağız! [2]

Usta’nın güzel bir şiiriyle bitirelim yazımızı;

 

YÜRÜMEK

Yürümek;

yürümeyenleri

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,

havaları boydan boya yarıp ikiye

bir mavzer gözü gibi

karanlığın gözüne bakarak

yürümek!..

Yürümek;

dost omuzbaşlarını

omuzlarının yanında duyup,

kelleni orta yere

yüreğini yumruklarının içine koyup

yürümek!..

Yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,

arkadan çelme attıklarını

bilerek

yürümek...

Yürümek;

yürekten

gülerekten

yürümek... [3]

_______________________________________________________________

[1] Şiir, Nazım Hikmet, Yaşamaya Dair.
[2] Yılmaz Güney’in 1984 yılında Paris’te bir kürsüdeki konuşmasının son sözlerindendir.
[3] Şiir, Nazım Hikmet, Yürümek.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
hafif yağmur
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 17 37
2. Başakşehir 17 33
3. Trabzonspor 17 32
4. Fenerbahçe 17 31
5. Beşiktaş 17 30
6. Alanyaspor 17 29
7. Galatasaray 17 27
8. Malatyaspor 17 24
9. Gaziantep FK 17 24
10. Göztepe 17 23
11. Denizlispor 17 22
12. Çaykur Rizespor 17 20
13. Gençlerbirliği 17 18
14. Konyaspor 18 18
15. Kasımpaşa 17 15
16. Antalyaspor 17 14
17. Ankaragücü 18 12
18. Kayserispor 17 10
Takımlar O P
1. Hatayspor 17 36
2. Erzurum BB 17 30
3. Keçiörengücü 17 28
4. Menemen Belediyespor 18 28
5. Akhisar Bld.Spor 17 27
6. Bursaspor 17 27
7. Ümraniye 17 25
8. Adana Demirspor 17 24
9. Balıkesirspor 17 24
10. Altay 17 24
11. Giresunspor 18 24
12. Fatih Karagümrük 17 23
13. İstanbulspor 17 19
14. Altınordu 17 18
15. Osmanlıspor 17 13
16. Boluspor 17 13
17. Adanaspor 17 12
18. Eskişehirspor 17 6
Takımlar O P
1. Liverpool 21 61
2. Man City 22 47
3. Leicester City 22 45
4. Chelsea 22 39
5. M. United 22 34
6. Sheffield United 22 32
7. Wolverhampton 22 31
8. Tottenham 22 30
9. Crystal Palace 22 29
10. Arsenal 22 28
11. Everton 22 28
12. Southampton 22 28
13. Newcastle 22 26
14. Brighton 22 24
15. Burnley 22 24
16. West Ham 21 22
17. Watford 22 22
18. Aston Villa 22 21
19. Bournemouth 22 20
20. Norwich City 22 14
Takımlar O P
1. Barcelona 19 40
2. Real Madrid 19 40
3. Atletico Madrid 19 35
4. Sevilla 19 35
5. Real Sociedad 19 31
6. Valencia 19 31
7. Getafe 19 30
8. Athletic Bilbao 19 29
9. Villarreal 19 28
10. Granada 19 27
11. Levante 19 26
12. Osasuna 19 24
13. Real Betis 19 24
14. Real Valladolid 19 21
15. Deportivo Alaves 19 20
16. Eibar 19 19
17. Celta de Vigo 19 15
18. Mallorca 19 15
19. Leganés 19 14
20. Espanyol 19 11