<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kente Karşı Sorumluyuz</title>
    <link>https://www.medyayazar.com</link>
    <description>Medyayazar, Sakarya ve şehir yaşamı üzerine gözlem ve yorum yazılarının yer aldığı bağımsız bir blogdur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medyayazar.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 11:09:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser ilacında sahtecilik ve bavul ticareti]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kanser-ilacinda-sahtecilik-ve-bavul-ticareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kanser-ilacinda-sahtecilik-ve-bavul-ticareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kanser-ilacinda-sahtecilik-ve-bavul-ticareti</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/medyayazar-com/uploads/2026/04/76740971-1004.webp" type="image/jpeg" length="17970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da robotik ameliyat uygulamaları başladı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/bursada-robotik-ameliyat-uygulamalari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/bursada-robotik-ameliyat-uygulamalari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Bursa Hastanesi'ndeki hayata geçirilen robotik cerrahi uygulamaları sayesinde üroloji, kalp ve damar, kadın hastalıkları, doğum, genel cerrahi ve göğüs branşlarında ameliyatlar artık daha teknolojik yapılacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'da robotik ameliyat dönemi başladı. Medicana Bursa Hastanesi'ndeki hayata geçirilen robotik cerrahi uygulamaları sayesinde üroloji, kalp ve damar, kadın hastalıkları, doğum, genel cerrahi ve göğüs branşlarında ameliyatlar artık daha teknolojik yapılacak</p>

<p>Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, robotik cerrahinin Bursa'da uygulanmaya başlamasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, 'Medicana Sağlık Grubu olarak robotik cerrahi sistemini Türkiye genelindeki birçok hastanemizde aktif şekilde kullanıyoruz. Bugün bu ileri teknolojiyi Bursa'da da hastalarımızla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. Kaliteli ve nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedefleyen bir grup olarak, teknolojinin sunduğu tüm imkânları kullanmaya devam edeceğiz. Robot ameliyatı kendi başına yapmıyor. Tamamen cerrahın kontrolündedir. Deneyimli cerrahın bilgi ve becerisi bu teknolojiyle birleştiğinde en iyi sonuçlar elde edilmektedir' dedi.</p>

<p>Robotik cerrahinin özellikle jinekolojik ameliyatlarda cerrahın yetkinliğini artıran ileri bir teknoloji olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, 'Bu sistem sayesinde üç boyutlu, yüksek çözünürlüklü görüntü altında milimetrik hassasiyetle ameliyatlar gerçekleştiriyoruz. Miyom, endometriozis, rahim alma ameliyatları ve jinekolojik kanserlerde robotik cerrahiyi aktif olarak kullanıyoruz. Hastalar açısından ise daha küçük kesiler, daha kısa hastanede kalış süresi ve günlük hayata daha hızlı dönüş sağlanıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim de robotik cerrahinin hem hasta hem de cerrah konforunu artırdığını belirterek, 'Gelişen teknolojiyi cerrahi yöntemlere adapte ettikçe daha küçük kesilerle büyük ameliyatlar yapabiliyoruz. Robotik cerrahi, cerrahın tüm hareketlerini birebir uygulayan gelişmiş bir sistemdir. Yüksek çözünürlüklü ve üç boyutlu görüntü sayesinde özellikle onkolojik cerrahilerde ve derin anatomik alanlarda önemli avantajlar sağlıyor' dedi.</p>

<p>Robotik cerrahi sisteminin lansmanında konuşan Doç.Dr. Ahmet Şahan ise, 'Ulusal Medicana Hastanesi'nde ve Medicana grubuna bağlı diğer hastanelerde kullanılan robotik cerrahi sistemi artık Bursa'da da aktif olarak hizmet veriyor. Bu teknoloji sayesinde özellikle derin anatomik bölgelerde daha hassas müdahaleler yaparak hastanın dokularını daha iyi koruyabiliyoruz. Bursa'da böyle bir teknolojinin hastalarımıza sunulması hem sağlık camiası hem de bölge halkı açısından büyük bir kazanımdır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana Bursa Hastanesi yetkilileri, robotik cerrahi uygulamalarının önümüzdeki süreçte daha fazla branşta yaygınlaştırılmasının hedeflendiğinin altını çizdiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, ŞİRKET HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/bursada-robotik-ameliyat-uygulamalari-basladi</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="90072"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri']]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğu belirtildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, 'Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir' dedi.</p>

<p>Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>'Saç dökülmesi her zaman hastalık anlamına gelmez'</p>

<p>Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, 'Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir' diye konuştu.</p>

<p>'Stres neden olabilir'</p>

<p>Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, 'Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle 'telogen effluvium' olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar' dedi.</p>

<p>'Vitamin ve mineral eksiklikleri göz ardı edilmemeli'</p>

<p>Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, 'Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Genetik ve hormonal faktörler etkili olabilir'</p>

<p>Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, 'Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir' dedi.</p>

<p>'Doğum sonrası dökülme çoğu zaman kalıcı değildir'</p>

<p>Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Sıkı saç modelleri riski artırıyor'</p>

<p>Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, 'Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir' dedi.</p>

<p>'Takviyeler bilinçsiz kullanılmamalı'</p>

<p>Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, 'Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır' dedi.</p>

<p>'Beslenme ve yaşam tarzı saç sağlığında belirleyici'</p>

<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, 'Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Erken başvuru tedavi başarısını artırıyor'</p>

<p>Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, 'Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="25721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnme hastalarına daha hızlı müdahale]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/inme-hastalarina-daha-hizli-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/inme-hastalarina-daha-hizli-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada ölüm ve kalıcı engelliliğin en önemli nedenleri arasında yer alan inme (Felç), erken tanının ve hızlı tedavinin hayati önem taşıdığı hastalıkların başında geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ölüm ve kalıcı engelliliğin en önemli nedenleri arasında yer alan inme (Felç), erken tanının ve hızlı tedavinin hayati önem taşıdığı hastalıkların başında geliyor. Bu kapsamda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı'nın inme hastalarına sunulan sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve koordineli şekilde yürütülmesi vizyonu çerçevesinde 'Bursa İnme İl Koordinatörlüğü' kuruldu.</p>

<p>Bursa İnme İl Koordinatörlüğü, ilk toplantısını Bursa İl Sağlık Müdürlüğü'nde gerçekleştirdi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin'in başkanlığında düzenlenen toplantıya; Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Melike Savaş ve Bursa İl İnme Koordinatörü Doç. Dr. Cemile Haki ile birlikte SBÜ Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Uludağ Üniversitesi ve Gemlik Devlet Hastanesi'nde görev yapan nöroloji hekimleri ve acil tıp uzmanları katıldı. Toplantıda, inme şüphesi bulunan hastaların en kısa sürede doğru sağlık merkezine ulaştırılması, sevk ve yönlendirme süreçlerinin etkin ve standart bir yapıya kavuşturulması ile sağlık kuruluşları arasındaki iletişim ve koordinasyonun güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zamanla yarışılıyor</p>

<p>Toplantıda konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, inmenin zamanla yarışılan bir acil durum olduğuna dikkat çekti. Erken tanı ve hızlı müdahalenin hem yaşam kaybını hem de kalıcı sakatlıkları önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayan Çetin, Bursa genelinde hayata geçirilecek İl İnme Koordinasyon yapısı sayesinde toplumda inme farkındalığının artırılmasının, erken belirtilerin tanınmasının ve acil durumlarda 112 Acil Sağlık Hizmetleri'ne gecikmeden başvurulmasının teşvik edilmesinin hedeflendiğini ifade etti.</p>

<p>Çetin ayrıca, yürütülecek çalışmalarla birlikte, il genelinde inme hizmetlerinin daha güçlü, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/inme-hastalarina-daha-hizli-mudahale</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="72285"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek kollu robotik cerrahi Türkiye'de ilk kez kullanıldı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/tek-kollu-robotik-cerrahi-turkiyede-ilk-kez-kullanildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/tek-kollu-robotik-cerrahi-turkiyede-ilk-kez-kullanildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tek kollu robotik cerrahi, Türkiye'de ilk kez Memorial Şişli Hastanesi'nde kullanıldı. Bu yöntem, dört-beş kesi yerine tek kesiden ameliyat imkânı sunarak cerrahide yeni bir dönemi başlatıyor. Daha az ağrı, daha düşük kanama riski, drensiz operasyon ve bir gün içinde taburculuk, yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tek kollu robotik cerrahi, Türkiye'de ilk kez Memorial Şişli Hastanesi'nde kullanıldı. Bu yöntem, dört-beş kesi yerine tek kesiden ameliyat imkânı sunarak cerrahide yeni bir dönemi başlatıyor. Daha az ağrı, daha düşük kanama riski, drensiz operasyon ve bir gün içinde taburculuk, yöntemin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor.</p>

<p>Türkiye'de cerrahi alanında önemli bir yenilik hayata geçirildi. Tek kollu robotik cerrahi yöntemi, Türkiye'de ilk kez kullanan Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Murat Binbay, yeni nesil cerrahi teknolojinin hem hasta konforunu hem de cerrahi başarıyı ileri bir noktaya taşıdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaya çok daha minimal bir travma</p>

<p>Prof. Dr. Murat Binbay, cerrahide teknolojik gelişmelerin açık ameliyatlardan robotik cerrahiye doğru net bir evrim oluşturduğunu belirterek günümüzde robotik cerrahinin etkinliğini kanıtladığını ifade etti. Binbay, artık robotik cerrahinin kendi içinde yeni bir aşamaya geçtiğini vurguladı.</p>

<p>'Tek kollu robotik cerrahi, hastaya yalnızca tek bir noktadan girilerek gerçekleştiriliyor. Dört-beş kesi yerine yaklaşık iki buçuk santimetrelik tek bir kesiyle ameliyat yapılabiliyor. Bu da hastaya çok daha minimal bir travma uygulanmasını sağlıyor' dedi.</p>

<p>Daha az ağrı, daha hızlı taburculuk</p>

<p>Tek kollu robotik cerrahinin hasta konforunu ciddi şekilde artırdığını dile getiren Prof. Dr. Binbay, ameliyat sonrası sürecin klasik yöntemlere göre çok daha rahat geçtiğini söyleyerek 'Bu sistemle hastalarda ağrı neredeyse yok denecek kadar az. Çoğu hastaya ağrı kesici dahi vermiyoruz. Hastaları bir gün sonra taburcu edebiliyoruz ve ameliyatları genellikle drensiz gerçekleştiriyoruz' açıklaması yaptı.</p>

<p>Türkiye'de ilk uygulama</p>

<p>Tek kollu robotik cerrahiyi Türkiye'de ilk uygulayan hekim olmanın gururunu yaşadığını belirten Prof. Dr. Murat Binbay, kısa sürede önemli bir deneyim elde ettiklerini kaydetti. Şunları söyledi:</p>

<p>'Türkiye'de tek kollu robotik cerrahiyi ilk uygulayan ve ilk sertifikasyonu tamamlayan hekim olmanın gururunu yaşıyorum. Yaklaşık 10 günlük sürede 8 ameliyat gerçekleştirdik. Şu ana kadar hiçbir hastamızda dren kullanmadık ve hastalarımız son derece memnun.'</p>

<p>Hangi ameliyatlarda kullanılıyor</p>

<p>Tek kollu robotik cerrahi yöntemi başta ürolojik ameliyatlar olmak üzere birçok alanda kullanılıyor. Prof. Dr. Binbay, özellikle prostat ve böbrek kanseri ameliyatlarında bu tekniğin önemli avantajlar sağladığını söyledi.</p>

<p>'Prostat kanseri ameliyatlarında, daha sınırlı cerrahilerde sinirleri daha iyi koruyabildiğimiz teknik imkânlar sunuyor. Bunun dışında böbrek kanserleri, iyi huylu prostat büyümesi ve çocuklarda görülen bazı darlıklarda da etkili şekilde kullanılıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Sadece ürolojiyle sınırlı değil</p>

<p>Tek kollu robotik cerrahinin farklı branşlarda da yeni cerrahi yaklaşımların önünü açtığını belirten Prof. Dr. Binbay, yöntemin kadın doğum, genel cerrahi, kulak burun boğaz ve göğüs cerrahisinde de başarıyla kullanıldığını ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Binbay, 'Kadın doğumda karın açılmadan vajinal yoldan, genel cerrahide ise bazı rektum tümörlerinde bağırsak kesilmeden ameliyat yapılabiliyor. Kulak burun boğazda dil kökü tümörleri ağız içinden, göğüs cerrahisinde ise dar alanlarda çok daha güvenli şekilde çalışılabiliyor.'</p>

<p>Ameliyatı robot değil, cerrah yapıyor</p>

<p>Robotik cerrahiyle ilgili en çok merak edilen konulardan birine de açıklık getiren Prof. Dr. Binbay, tüm kontrolün cerrahta olduğunun altını çizdi. 'Ameliyatı robot yapmıyor, doktor yapıyor. Robotu bir yardımcı alet gibi düşünmek gerekir. Tüm kontrol cerrahın elinde. Bu teknikle kanama daha az, görüntü daha net ve sinir koruyucu cerrahi çok daha başarılı' dedi.</p>

<p>Oyunu değiştiren bir teknoloji</p>

<p>Tek kollu robotik cerrahinin cerrahi dünyasında yeni bir dönem başlattığını vurgulayan Binbay, yöntemin hastalara sunduğu avantajları şöyle özetledi:</p>

<p>'Daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi, dren kullanılmaması ve yüksek konfor sunan, çağın en ileri cerrahi teknolojilerinden biriyle ameliyatlar gerçekleştiriyoruz. Bu nedenle bu sistemi oyunu değiştiren bir teknoloji olarak tanımlamak mümkün.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/tek-kollu-robotik-cerrahi-turkiyede-ilk-kez-kullanildi</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="42521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Grip vakalarında ciddi artış]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/grip-vakalarinda-ciddi-artis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/grip-vakalarinda-ciddi-artis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklar arasında hızla yayılan bu oldukça bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonuna karşı aileleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, özellikle okul ve kreş çağındaki çocuklar arasında hızla yayılan bu oldukça bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonuna karşı aileleri uyardı.</p>

<p>Gribin sıradan bir halsizlikle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevgican, 'İnfluenza, basit bir soğuk algınlığı değildir. Daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bu hastalıkta, erken belirtilerin fark edilmesi, geç kalmadan hekime başvurulması ve korunma yollarının bilinmesi büyük önem taşır' dedi.</p>

<p>Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda en sık görülen belirtilerinin yüksek ateş, halsizlik, bitkinlik ve iştahsızlık, baş, boğaz, kas ve eklem ağrıları, burun akıntısı, tıkanıklığı ile öksürük olduğunu belirtirken, küçük çocuklar ve bebeklerde ise; ishal ve huzursuzluk gibi sindirim sistemi belirtileri, emmede azalma, kusma, sürekli ağlama ve huzursuzluğun gribin habercisi olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Belirtilerin görülmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini hatırlatan Sevgican, tedavinin temelinin 'destekleyici bakım' olduğunu ifade ederek şunları söyledi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bol sıvı alımı ve yeterli istirahat iyileşmenin anahtarıdır. Ateş düşürücüler doktor önerisiyle ve doğru dozda kullanılmalıdır. Gerekli durumlarda antiviral ilaçlar reçete edilebilir. Grip virüs kaynaklı olduğu için antibiyotikler rutin olarak kullanılmaz; ancak bakteriyel bir enfeksiyon eklenirse tercih edilir. Çocuğun bulunduğu oda düzenli olarak havalandırılmalıdır. Uzmanlar, influenzadan korunmanın en etkili yolunun grip aşısı olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle risk grubundaki çocukların her yıl aşılanması önerilir. El hijyenine dikkat edilmeli, hasta kişilerle temas edilmemeli ve kalabalık ortamlarda maske kullanılmalıdır. Bağışıklığı güçlendirmek için sağlıklı, dengeli ve doğal beslenme ile yeterli uyku çok önemlidir. Salgın dönemlerinde kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçınılmalı, yaşam alanları sık sık havalandırılmalıdır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/grip-vakalarinda-ciddi-artis</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="63860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artroskopik cerrahi ile omuz ağrılarına son]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/artroskopik-cerrahi-ile-omuz-agrilarina-son</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/artroskopik-cerrahi-ile-omuz-agrilarina-son" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omuz ağrıları, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açan önemli ortopedik sorunlar arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omuz ağrıları, hareket kısıtlılığı ve günlük yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açan önemli ortopedik sorunlar arasında yer alıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, omuz hastalıklarının teşhisn ve tedavisinde kullanılan omuz artroskopisi yönteminin, günümüzde hem başarı oranı hem de hasta konforu açısından öne çıkan cerrahi yaklaşımlardan biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Omuz artroskopisinin, rotator manşet yırtıkları, omuz sıkışma sendromu, tekrarlayan omuz çıkıkları, labrum (SLAP) lezyonları ve bazı kireçlenme problemlerinin tedavisinde başarıyla uygulandığını belirten Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Tercan, bu yöntemin birkaç milimetrelik küçük kesilerden, kamera destekli olarak gerçekleştirilen minimal invaziv bir cerrahi teknik olduğuna dikkat çekti. Bu sayede omuz ekleminin ayrıntılı şekilde görüntülenebildiğini ve gerekli cerrahi müdahalenin hassasiyetle yapılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Omuz artroskopisinin hastalara önemli avantajlar sunduğunu vurgulayan Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, 'Bu yöntemle açık ameliyatlara kıyasla çok daha küçük kesi izleri oluşuyor, ameliyat sonrası ağrı belirgin şekilde azalıyor ve iyileşme süreci hızlanıyor. Minimal doku hasarı sayesinde enfeksiyon riski düşerken, estetik açıdan da daha iyi sonuçlar elde ediliyor. Doğru hasta seçimi ve uygun rehabilitasyonla yüksek başarı oranlarına ulaşmak mümkün oluyor. Çoğu hastamız aynı gün ya da kısa sürede taburcu edilebiliyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Artroskopik cerrahi sonrası sürecin en az ameliyat kadar önemli olduğunu dile getiren Op. Dr. Tercan, kişiye özel planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarının omuzun hareket açıklığının ve kas gücünün yeniden kazanılmasında kilit rol oynadığını belirtti. Erken teşhis ve uygun cerrahi tekniklerle, uzun süredir devam eden omuz ağrılarının önemli ölçüde azaltılabildiğini kaydetti.</p>

<p>Op. Dr. Fatih Volkan Tercan, açıklamasının sonunda, 'Omuz bölgesinde ağrı, güçsüzlük ya da hareket kısıtlılığı yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesine başvurması, hem tedavi başarısını artırır hem de daha hızlı bir iyileşme süreci sağlar' diyerek hastaları erken başvurunun önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/artroskopik-cerrahi-ile-omuz-agrilarina-son</guid>
      <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="62407"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suçiçeğine dikkat : 'İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz']]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/sucicegine-dikkat-ilk-defa-boyle-bir-siklik-goruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/sucicegine-dikkat-ilk-defa-boyle-bir-siklik-goruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ateş, halsizlik ve döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı bir hastalık olan suçiçeğine ilişkin konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, 'Bu yıl suçiçeği vakası çok fazla arttı. Son 1 aydır poliklinikte suçiçeğini görmediğim bir gün yok" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ateş, halsizlik ve döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı bir hastalık olan suçiçeğine ilişkin konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, 'Genellikle iyi seyirli ancak oldukça bulaşıcı. Özellikle adölesan dönemde geçirildiğinde de karaciğer yetmezliğine kadar yol açabildiği ölümcül tablolar olabiliyor. Geçmişe nazaran şu zamanlarda daha fazla görüyoruz. Bu yıl suçiçeği vakası çok fazla arttı. Son 1 aydır poliklinikte suçiçeğini görmediğim bir gün yok. İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz. Bu bizim alarm etmeli, dikkatli olmalıyız' dedi.</p>

<p>Uzmanlar, sıklıkla çocukluk yaşlarında görülen, Varicella Zoster virüsünün yol açtığı ve döküntülere neden olan bulaşıcı bir hastalık olan suçiçeğine karşı uyardı. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzman Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, son dönemde gördüğü suçiçeği vakaları üzerine konuşurken belirtiler ve sürece ilişkin bilgi verdi. Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>'Genellikle iyi seyirli ancak oldukça bulaşıcı'</p>

<p>'Suçiçeği Varisella Zoster isimli virüsün sebep olduğu döküntülü bir hastalık' diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, 'Genellikle ateş, halsizlik ve vücudun çeşitli bölgelerinde başlayan sivilce benzeri döküntülerle seyreden bir hastalık. Genellikle iyi seyirli ancak oldukça bulaşıcı. Tipik saçlı deri, el içinde, ayak tabanında da veziküler döküntüler olabiliyor. Her yaş grubunda görülebilen bir hastalık. 1 yaş altında ve adölesan dönemden sonra görülürse daha ağır seyredebilen bir hastalık. 1 yaşın altında seyrederse beyin zarı iltihaplarına kadar neden olabilir. Suçiçeğine bağlı çok fazla pnömoni de bildirilmiş. Akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir, ateşli havalelere yol açabilir, beyin zarı tutulumu, pankreatite kadar varan literatürde yayınlar var o yüzden suçiçeği aslında çok basit bir hastalık değil. Özellikle adölesan dönemde geçirildiğinde de karaciğer yetmezliğine kadar yol açabildiği ölümcül tablolar olabiliyor. Adölesan dönemde bulaşı engellemek çok önemli. Döküntüler oldukça kaşıntılı döküntüler oluyor bazen onları önlemek için kremler kullanabiliyoruz. Önemli olan; yaymadan kullanmak. Yayılırsa vücutta daha ağır bir tabloya yol açar ve özellikle yüzde iz kalma ihtimali fazla olan bir virüs enfeksiyonundan bahsediyoruz. Yüzde yüz koruyuculuk için 2 doz aşılama öneriliyor ancak ülkemizde ulusal aşı takviminde sadece bir doz aşı var. Hasta, kendi 2'nci doz aşıyı yaptırabiliyor' şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bu yıl suçiçeği vakası çok fazla arttı'</p>

<p>Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Yönetci Pekuz, 'Ülkemizde son zamanlarda aşı karşıtlığı maalesef çok hızla yayıldı. 2015 Ege Tıp Mezunuyum, asistanlığımda hiç suçiçeği görmedim desem yalan olmaz. Geçmişe nazaran şu zamanlarda daha fazla görüyoruz. Bu yıl suçiçeği vakası çok fazla arttı. Normalde aslında suçiçeği geçirilerek bir bağışıklık kazanılırsa tekrar suçiçeği olarak hastalığı geçirmek mümkün değil ancak zona geçirilebiliyor. Ailelere önerdiğim, kendimde de uyguladığım en önemli şey; çocuğumuz gerçekten hastaysa, döküntüleri varsa en ufak bir şüphemiz varsa mutlaka bir sağlık profesyoneline başvuracağız. Koruyucu önlemler alacağız, sık sık el yıkayacağız. Oldukça bulaşıcı bir hastalık, o yüzden mümkün olduğunca teması azaltacağız. Tüm döküntüler gidene kadar bulaştırıcılık devam etmektedir. Semptomatik tedavi uyguluyoruz, antibiyotik tedavisinin yeri yok, tamamen çocuğun semptomlarını düzeltici, destekleyici tedaviler uyguluyoruz. Ateş ve döküntü varsa bu çocuğun bence mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Hamilelerde bulaş olduğunda biraz sıkıntılı durumlara sebep olabiliyor. Şu kış aylarında hamilelerin çok daha iyi korunması, izole olmaları gerekiyor. Son 1 aydır poliklinikte suçiçeğini görmediğim bir gün yok, bu benim için ok ciddi bir rakam. 10 yıldır aktif olarak çocuk polikliniği yapıyorum, çok farklı yerlerde de çalıştım. İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz. Bu bizim alarm etmeli, dikkatli olmalıyız, el hijyenine özellikle özen göstermeliyiz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/sucicegine-dikkat-ilk-defa-boyle-bir-siklik-goruyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="76232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pazaryeri Devlet Hastanesi'nde sağlıkta güçlü hizmet vurgusu]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/pazaryeri-devlet-hastanesinde-saglikta-guclu-hizmet-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/pazaryeri-devlet-hastanesinde-saglikta-guclu-hizmet-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi'nde Hastane Başhekimi Dr. Abbas Karakurt, kesintisiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi'nde Hastane Başhekimi Dr. Abbas Karakurt, kesintisiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pazaryeri ilçesinde görev yapan basın mensupları, Pazaryeri Devlet Hastanesi'ni ziyaret ederek yürütülen sağlık hizmetlerini yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında gazeteciler, hastanenin mevcut çalışmaları, sunulan sağlık hizmetleri ve devam eden iyileştirme faaliyetleri hakkında detaylı bilgi aldı. Hastane Başhekimi Dr. Abbas Karakurt, basın mensuplarını karşılayarak Pazaryeri Devlet Hastanesi'nin ilçe halkına kesintisiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Dr. Karakurt, özellikle son dönemde yapılan düzenlemeler, hasta memnuniyetini artırmaya yönelik uygulamalar ve sağlık hizmetlerinin etkinliğini yükselten çalışmalar hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Ziyarette; poliklinik hizmetlerinden acil servise, laboratuvar olanaklarından hasta bakım süreçlerine kadar birçok alanda yapılan iyileştirmeler yerinde gözlemlendi. Hastanenin fiziki koşullarının güçlendirilmesi, sağlık personelinin özverili çalışmaları ve modern hizmet anlayışı dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/pazaryeri-devlet-hastanesinde-saglikta-guclu-hizmet-vurgusu</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="16060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir test bir hayat kurtardı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/bir-test-bir-hayat-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/bir-test-bir-hayat-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş yerinde düzenlenen bir sağlık semineri, 44 yaşındaki avukat Gülden Yavuz'un hayatını değiştirdi. Herhangi bir şikâyeti olmamasına rağmen seminer sonrası yaptırdığı tarama testinin pozitif çıkması üzerine yapılan ileri tetkiklerde, rahim ağzı kanseri erken evrede tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İş yerinde düzenlenen bir sağlık semineri, 44 yaşındaki avukat Gülden Yavuz'un hayatını değiştirdi. Herhangi bir şikâyeti olmamasına rağmen seminer sonrası yaptırdığı tarama testinin pozitif çıkması üzerine yapılan ileri tetkiklerde, rahim ağzı kanseri erken evrede tespit edildi. Hastalığın birinci evrede yakalanması sayesinde tedavi yalnızca cerrahi ile sınırlandı. Operasyon, Prof. Dr. Salih Taşkın tarafından robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilirken, hastanın anne olma şansı korunarak kanserden kurtulması sağlandı.</p>

<p>Daha önce düzenli smear testi yaptırmış olmasına rağmen HPV taraması hiç yapılmamış olan Gülden Yavuz'un hikâyesi, rahim ağzı kanserinde tarama testlerinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Erken tanı sayesinde Gülden Yavuz, kısa sürede sağlığına kavuşarak günlük yaşamına geri döndü.</p>

<p>'Hiçbir belirti yoktu, bir seminer hayatımı değiştirdi'</p>

<p>Tanı öncesinde hiçbir şikâyeti olmadığını söyleyen Gülden Yavuz, süreci şu sözlerle anlattı:</p>

<p>'Rahim ağzı kanseri tanısıdan önce hiçbir belirti yaşamamıştım. Ağrı, kanama ya da beni doktora götürecek herhangi bir şikayetim yoktu. Eğer o seminere katılmasaydım muhtemelen hastalığımı fark etmeyecektim. Tanıyı aldığımda çok erken bir evrede olduğumu öğrendim ve bunun benim için büyük bir şans olduğunu fark ettim. Ameliyat süreci düşündüğümden çok daha kolay geçti; ancak psikolojik olarak 'kanser' kelimesiyle yüzleşmek zorlayıcıydı. En büyük korkum çocuğumdu. Bana bir şey olursa ne olur düşüncesiyle çok endişelendim.</p>

<p>Bugün geriye dönüp baktığımda keşke HPV aşısını daha önce bilseydim ve tarama testlerimi daha düzenli yaptırsaydım diyorum. Erken tanı sayesinde sadece bir operasyonla sağlığıma kavuştum. Tüm kadınlara smear ve HPV testlerini, bir belirti beklemeden, utanmadan ve çekinmeden yaptırmalarını öneriyorum. Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir kanser ve geç kalınan her gün aslında ömürden çalınan zamandır.'</p>

<p>'Rahim ağzı kanseri çoğu zaman sessiz ilerler'</p>

<p>Gülden Yavuz'un tedavi sürecini yöneten Memorial Göztepe Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Prof. Dr. Salih Taşkın, rahim ağzı kanserinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekti:</p>

<p>'Bu hastalık sessiz seyredebilir. Ağrı, kanama ya da günlük yaşamı etkileyen bir belirti olmadan gelişebilir. Gülden Yavuz'un hikayesi, düzenli tarama testlerinin ne kadar hayati olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. Smear testi önemli bir tarama yöntemidir, ancak tek başına yeterli değildir. HPV taraması ile birlikte yapıldığında rahim ağzı kanserini çok daha erken evrede yakalama şansımız olur.'</p>

<p>'Erken evrede tanı, tedavi seyrini değiştirdi'</p>

<p>Kanserin birinci evrede yakalanmasının tedavi planını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Salih Taşkın, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'Birinci evrede yakalanan rahim ağzı kanserinde hastalık henüz yayılmamıştır. Bu da kanseri tek bir cerrahi müdahaleyle tamamen tedavi edebilme şansı sağlar. Daha ağır tedavilere çoğu zaman gerek kalmaz. Özellikle genç hastalarda hem yaşam kalitesini hem de geleceğe dair beklentileri koruyan tedavi seçeneklerini güvenle planlayabiliriz. Geç evrede ise öncelik hayatı kurtarmaya yönelir ve tedaviler çok daha ağır olur. Bu nedenle erken tanı hayati önem taşır.'</p>

<p>'Robotik cerrahi ile anne olma şansı korunabiliyor'</p>

<p>Bu vakada robotik cerrahinin tercih edilme nedenlerini açıklayan Prof. Dr. Salih Taşkın, şunları söyledi:</p>

<p>'Robotik cerrahi, ameliyat sırasında büyütülmüş ve net bir görüntü sunar. Bu sayede kanserli dokuyla sağlıklı dokunun sınırlarını çok daha hassas şekilde ayırt edebiliyoruz. Bu hassasiyet, rahmi korumaya çalıştığımız hastalarda son derece önemlidir. Hasta açısından baktığımızda daha küçük kesiler, daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük hayata daha kısa sürede dönüş sağlanır.'</p>

<p>'Rahmin korunması önemli ama öncelik hastanın yaşam güvenliğidir'</p>

<p>Rahmin korunabildiği ameliyatların belirli şartlarda mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Taşkın, şu uyarılarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Rahim koruyucu cerrahi herkese uygulanabilen bir yöntem değildir. Kanserin erken evrede olması, tümörün sınırlı olması ve yayılım göstermemesi gerekir. Hastanın çocuk sahibi olma isteği de değerlendirme kriterleri arasındadır. En önemli ilkemiz şudur: Önce hayat. Eğer ameliyat sırasında en ufak bir yayılım şüphesi ortaya çıkarsa, rahmi korumakta ısrar etmeyiz. Hastanın yaşam güvenliği her zaman birinci önceliğimizdir.'</p>

<p>'Bu, erken tanının sonucudur'</p>

<p>Gülden Yavuz'un ameliyat sonrası sürecinin hızlı ve sorunsuz geçtiğini belirten Prof. Dr. Taşkın, bu vakanın benzer durumdaki hastalar için önemli bir umut mesajı verdiğini söyledi:</p>

<p>'Rahim ağzı kanseri tanısı almak her zaman rahmin alınacağı anlamına gelmez. Erken evrede yakalanan ve uygun özellikleri taşıyan hastalarda, günümüz teknolojisi ve doğru cerrahi yaklaşımla hem kanseri güvenli şekilde tedavi etmek hem de rahmi korumak mümkündür. Bu erken tanı, doğru merkez ve deneyimli bir ekibin sonucudur. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri hayati önem taşır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/bir-test-bir-hayat-kurtardi</guid>
      <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="82848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağrı ve kırıklara dikkat, prostat kanseri kemiklere yayılabilir]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/agri-ve-kiriklara-dikkat-prostat-kanseri-kemiklere-yayilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/agri-ve-kiriklara-dikkat-prostat-kanseri-kemiklere-yayilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanserinin kemiklere yayılma eğilimi gösterebildiğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, 50 yaşına giren ve ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkekleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanserinin kemiklere yayılma eğilimi gösterebildiğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, 50 yaşına giren ve ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkekleri uyardı. Salabaş, 'Kemik ağrısı, kırıklar ve hareket kabiliyetinde kısıtlanma gibi belirtiler görülebilir. Bu tür bulgular fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir hekime başvurun' uyarısında bulundu.</p>

<p>Yeni bir araştırmaya göre, prostat kanseri İngiltere'de en yaygın kanser türü olarak meme kanserini geride bıraktı. Araştırmacılar bir yıl içinde bu hastalığa yakalanan erkeklerin sayısında keskin bir artış tespit etti. Çalışmayı değerlendiren Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, her 8 erkekten birinin yaşamlarının bir döneminde prostat kanseri tanısı aldığını belirtti.</p>

<p>Türkiye'de ve dünyada prostat kanseri görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Emre Salabaş, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 1,4 milyon yeni prostat kanseri vakasıyla karşılaşıldığını belirterek, hastalığın özellikle erken evrelerde neredeyse hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebildiğini vurguladı.</p>

<p>Prostat kanserinin en sık görülen 10 belirtisi</p>

<p>Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat kanserine işaret edebilecek 10 önemli uyarı işaretini de sıraladı;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdrarda veya menide kan</p>

<p>İdrar yapmada sorunlar; sık idrara çıkma ihtiyacı hissetme veya idrar akışının yavaş veya zayıf olması gibi durumlar.</p>

<p>İdrar tıkanıklığı</p>

<p>İdrar kaçırma</p>

<p>Erektil disfonksiyon (sertleşme sorunu)</p>

<p>Ağrılı boşalma</p>

<p>Kalça, sırt, kaburga veya diğer bölgelerde ağrı</p>

<p>Bacaklarda veya ayaklarda güçsüzlük veya uyuşma</p>

<p>Tükenmişlik</p>

<p>İstem dışı kilo kaybı</p>

<p>Doç. Dr. Emre Salabaş, herhangi bir şikayeti olmayan hastalarında, PSA tarama testi ile prostat kanseri teşhisi alabileceğinin unutmaması gerektiğini de vurguladı.</p>

<p>Kemik ağrılarını hafife almayın</p>

<p>Prostat kanserinin kemiklere yayılma eğilimi gösterebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emre Salabaş, 'Bu durum; kemik ağrısı, kırıklar ve hareket kabiliyetinde kısıtlanmaya yol açabilir. Bu tür belirtilerden herhangi biri fark edildiğinde, vakit kaybetmeden prostat kanseri taraması için bir hekime başvurulmalıdır. Ancak prostat ya da idrar yolu ile ilgili birçok belirtinin çoğu zaman prostat kanseriyle doğrudan ilişkili olmadığını da unutmamak gerekir. Bu nedenle, diğer olası sağlık sorunlarının dışlanması büyük önem taşır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>50 yaşına giren tüm erkeklerin prostat kanseri taramasından geçmesi gerektiğine dikkat çeken Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, 'Prostat kanseri riski daha yüksek olan bireylerde taramaların 40-45 yaş aralığında başlatılması gerekir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar ile BRCA geni gibi genetik yatkınlığa sahip kişiler risk grubunda yer almaktadır' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/agri-ve-kiriklara-dikkat-prostat-kanseri-kemiklere-yayilabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="39379"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Soğuk hava, kas ve eklem ağrılarını tetikliyor']]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/soguk-hava-kas-ve-eklem-agrilarini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/soguk-hava-kas-ve-eklem-agrilarini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Tuğba Baysak Tunçay, soğuk havaların kas ve eklem ağrılarını artırabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havaların kas ve eklem ağrılarını artırabildiğine dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Tuğba Baysak Tunçay, 'Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır' dedi.</p>

<p>Soğuk havalarda artan kas ve eklem ağrıları yaşam kalitesini düşürebiliyor. VM Medical Park Pendik Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Uzm. Dr. Tuğba Baysak Tunçay, kış aylarında kas ağrılarının neden arttığını ve alınması gereken önlemleri anlattı.</p>

<p>Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte kasların daha gergin ve sert hale geldiğini belirten Uzm. Dr. Tunçay, 'Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk kasların daha fazla kasılmasına neden olur. Esnekliği ve hareket kabiliyetini kısıtlayarak, özellikle boyun, omuz, bel ve bacak bölgelerinde ağrılar daha sık görülebilir. Artrit ve fibromiyalji gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerde ise soğuk hava ağrıları daha da şiddetlendirebilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Risk altında olan bireyler'</p>

<p>Soğuk havaların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Uzm. Dr. Tunçay, yaşlı bireylerde dolaşım ve kas kütlesinin azalmasının soğuğa karşı hassasiyeti artırdığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: 'Uzun süre hareketsiz kalan ofis çalışanları sırt ve kalça bölgelerinde gerginlik yaşayabilir. Spor yapan bireylerde ise yeterli ısınma yapılmadan gerçekleştirilen egzersizler sakatlanmalara yol açabilir. Raynaud sendromu ve otoimmün hastalığı olan kişilerde de soğuk havayla birlikte şikâyetler artabilir.'</p>

<p>'Isınmadan egzersiz yapmayın'</p>

<p>Soğuk havada gergin kasların zorlanmaya daha yatkın olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, 'Kaslar yeterince ısınmadan yapılan ani hareketler burkulma ve kas yırtılmalarına neden olabilir. Günlük hayatta hızlı yürüyüş veya ağır yük kaldırmak bile risk oluşturabilir' dedi.</p>

<p>'Esneme ve kas güçlendirme egzersizleri önemli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kas ağrılarından korunmada esneme ve güçlendirme egzersizlerinin büyük rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Tunçay, 'Dinamik esneme hareketleri kasları aktiviteye hazırlar. Hızlı yürüyüş gibi akıcı ve tekrarlayan hareketler kaslara kan, ısı ve oksijen taşıyarak sakatlanma riskini azaltır. Kış aylarında bu egzersizlerin kapalı alanlarda yapılması daha faydalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Günlük önlemlerle kas ağrıları azaltılabilir'</p>

<p>Kas ağrılarını önleyebilecek günlük rutinlerden bahseden Uzm. Dr. Tunçay, 'Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır. Sıcak banyo ve ısıtma pedleri de rahatlama sağlayabilir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Ne zaman uzman hekime danışılmalı?</p>

<p>Kas ağrılarının birkaç günden uzun sürmesi, hareket kabiliyetini kısıtlaması veya giderek artması durumunda doktora başvurulması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Tunçay, 'Altta yatan bir sorun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle tekrarlayan yaralanmaları veya kronik rahatsızlıkları olan bireyler kış aylarında düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir' dedi.</p>

<p>'Beslenme ve yaşam tarzı önemli rol oynuyor'</p>

<p>Kas sağlığının korunmasında beslenme ve yaşam tarzının da etkili olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, 'Yeterli su tüketiminin kas kramplarını önlemeye yardımcı olur. D vitamini eksikliği ise kas ağrılarına yol açabilir. Takviye kullanımı için mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca fast food gibi işlenmiş gıdalar vücutta iltihaplanmayı artırarak kas rahatsızlıklarını tetikleyebilir' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/soguk-hava-kas-ve-eklem-agrilarini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="77202"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Dijital yaşamın omurgaya boyun eğdiren sinsi tehdidi']]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/dijital-yasamin-omurgaya-boyun-egdiren-sinsi-tehdidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/dijital-yasamin-omurgaya-boyun-egdiren-sinsi-tehdidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cep telefonu ve dizüstü bilgisayarların uzun süre yanlış pozisyonda kullanımı, boyun omurlarına binen yükü katlayarak artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cep telefonu ve dizüstü bilgisayarların uzun süre yanlış pozisyonda kullanımı, boyun omurlarına binen yükü katlayarak artırıyor. Uzmanlar, 'text neck' ve 'laptop neck' sendromlarının her yaş grubunda yaygınlaştığına, erken önlem alınmazsa kronik ağrı ve boyun fıtığına yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Günlük yaşamın vazgeçilmezleri haline gelen cep telefonu ve dizüstü bilgisayarlar, fark edilmeden omurga sağlığını tehdit ediyor. Özellikle ekranlara uzun süre öne eğilerek bakılması, son yıllarda 'Text Neck Sendromu' (cep telefonu boynu) ve 'Laptop Neck Sendromu' olarak adlandırılan kas-iskelet sorunlarının yaygınlaşmasına neden oluyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, uzun süreli cep telefonu ve bilgisayar kullanımının boyun omurlarında ciddi yük artışına yol açtığını belirterek, 'Text neck ve laptop neck sendromları artık her yaş grubunu tehdit ediyor' uyarısında bulundu.</p>

<p>Medicana Çamlıca Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, bu iki tablonun temelinde aynı mekanizmanın yattığını vurgulayarak, 'Başın uzun süre öne doğru eğilmesi, boyun omurlarına binen yükü katlanarak artırıyor. Normalde 4-5 kilogram olan baş ağırlığı, 60 derece eğimde 25-30 kilograma kadar çıkabiliyor' dedi.</p>

<p>Gençler ve masa başı çalışanlar risk altında</p>

<p>Yapılan çalışmaların özellikle genç erişkinler, öğrenciler ve masa başı çalışanlarda bu sendromların sık görüldüğünü ortaya koyduğunu belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, 'Üniversite öğrencilerinde boyun ağrısı görülme sıklığı yüzde 25 ile 70 arasında bildiriliyor. Uzaktan çalışma ve çevrim içi eğitimle birlikte laptop boynu vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz' diye konuştu. Sorunun yalnızca gençlerle sınırlı olmadığını ifade eden Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan ofis çalışanları, öğretmenler, hekimler ve uzun süre bilgisayar başında çalışan herkesin risk grubunda yer aldığını söyledi.</p>

<p>Boyun ağrısıyla başlıyor, kronik sorunlara dönüşebiliyor</p>

<p>Text neck ve laptop neck sendromlarının en sık görülen belirtileri arasında boyun, omuz ve kürek kemikleri arasında ağrı, boyunda sertlik, hareket kısıtlılığı, gerilim tipi baş ağrıları ve üst sırt bölgesinde yanma hissi yer alıyor. İleri vakalarda duruş bozukluklarının belirginleştiğini belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, 'Başın öne doğru kalıcı yer değiştirmesi, omuzların düşmesi ve kamburlaşma sadece estetik bir sorun değil, fonksiyonel ve ilerleyici bir sağlık problemidir' dedi.</p>

<p>'Geçici ağrı' olarak görülmemeli</p>

<p>Bu sendromların basit kas ağrıları olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, 'Erken önlem alınmazsa servikal disk dejenerasyonu, kas dengesizlikleri, omurga eğriliklerinde bozulma ve kronik ağrı sendromlarına zemin hazırlayabilir. İleri dönemlerde boyun fıtığı ve kanal daralması gibi cerrahi gerektirebilen hastalıklara dönüşebilir' uyarısında bulundu.</p>

<p>Basit önlemlerle korunmak mümkün</p>

<p>Doğru ergonomi ve farkındalıkla riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan şu önerilerde bulundu:</p>

<p>'Cep telefonu ve laptop ekranı göz hizasına yakın tutulmalı.</p>

<p>Laptop kullanırken yükseltici ve harici klavye tercih edilmeli.</p>

<p>Her 30 dakikada bir kısa mola verilerek boyun ve omuzlar hareket ettirilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baş nötr pozisyonda, omuzlar geride tutulmalı.</p>

<p>Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler günlük rutine eklenmeli.'</p>

<p>Dijital yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan bu sendromlarla mücadele edilebileceğini vurgulayan Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, 'Doğru duruş, ergonomik çalışma şartları ve düzenli egzersizle bu sorunların büyük bölümü önlenebilir. Teknoloji bize hizmet etmeli, omurgamıza zarar vermemeli' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/dijital-yasamin-omurgaya-boyun-egdiren-sinsi-tehdidi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="79948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayat Hastanesi yönetimi Mudanya muhtarlarıyla buluştu]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/hayat-hastanesi-yonetimi-mudanya-muhtarlariyla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/hayat-hastanesi-yonetimi-mudanya-muhtarlariyla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Doktor Ahmet Özkul, Mudanya muhtarlarını Hayat Hastanesi'nde düzenlenen kahvaltı organizasyonunda ağırladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Doktor Ahmet Özkul, Mudanya muhtarlarını Hayat Hastanesi'nde düzenlenen kahvaltı organizasyonunda ağırladı.</p>

<p>Hayat Hastanesi ile sağlık anlaşması bulunan Mudanya muhtarlarının katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Hayat Sağlık Grubu'nun mevcut yatırımları, devam eden projeleri ve bölge halkına yönelik sağlık hizmetleri ele alındı.</p>

<p>Programın açılışında konuşan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Doktor Ahmet Özkul, bu yıl kuruluşlarının 48. yılını kutladıklarını belirterek, Bursa ve çevresinde nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Ankara Yolu üzerindeki Hayat Hastanesi'nin yanı sıra Mudanya Yolu'nda hizmet veren iki tıp merkezi ve İstanbul Pendik'te bulunan Hayat Şifa Hastanesi ile geniş bir hizmet ağına sahip olduklarını vurguladı.</p>

<p>Yeni hastane yolda</p>

<p>İzmir Yolu üzerinde yapımı devam eden yeni hastane projesi hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Özkul, 12 katlı ve akıllı bina statüsünde inşa edilen tesisin 40 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olacağını söyledi. Yeni hastanenin; 200 hasta odası, 50 yoğun bakım yatağı, 10 ameliyathane, 90 poliklinik odası ve 350 araçlık otopark kapasitesiyle Bursa sağlık altyapısına önemli katkı sunacağını dile getirdi. Projenin 2027 yılının ikinci yarısından sonra hizmete alınmasının hedeflendiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumun tüm kesimleriyle güçlü iletişim kurmayı önemsediklerini ifade eden Uzm. Dr. Özkul, yerel yöneticilerle yapılan bu tür buluşmaların sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi açısından büyük değer taşıdığını söyledi.</p>

<p>Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Hayat Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Fatih Özkul ise grubun uluslararası alandaki çalışmalarına değinerek, 2025 yılı Ağustos ayında Kosova'da irtibat bürosu açtıklarını, Eylül ayında ise Malezya'daki bir hastane ile isim lisans hakkı ve yönetim sözleşmesi imzaladıklarını aktardı.</p>

<p>Sosyal sorumluluk faaliyetlerine de önem verdiklerini belirten Uzm. Dr. Fatih Özkul, Türkiye Hayat Sağlık Vakfı aracılığıyla eğitim, sağlık ve sosyal destek alanlarında birçok projeyi hayata geçirdiklerini ifade etti.</p>

<p>Mudanya Muhtarlar Derneği Başkanı ve Çağrışan Mahallesi Muhtarı Ahmet Gül ise Hayat Hastanesi yönetimine ev sahiplikleri için teşekkür ederek, Hayat Hastanesi'nin Bursa'nın önemli sağlık markalarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Program, Hayat Hastanesi yönetimi ile Mudanya muhtarlarının birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/hayat-hastanesi-yonetimi-mudanya-muhtarlariyla-bulustu</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="25216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde yeni umut]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kanser-tedavisinde-yeni-umut</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kanser-tedavisinde-yeni-umut" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağışıklık sisteminin doğal "katil hücrelerini" (NK hücreleri) kullanarak kanserle savaşmayı hedefleyen QUILT-106 adlı klinik çalışmanın sonuçları umut verici: Kemik iliğinin yüzde 95'i tümörle kaplı hasta iyileştirildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'li araştırma firması ImmunityBio, geliştirdikleri yeni nesil immünoterapi yönteminin, nadir görülen bir kan kanseri türü olan Waldenström Lenfoma hastalarında kemoterapisiz iyileşme sağladığını <a href="https://immunitybio.com/immunitybio-reports-complete-responses-in-non-hodgkin-waldenstrom-lymphoma-patients-with-chemotherapy-free-first-in-class-cd19-car-nk-immunotherapy/" rel="noreferrer" target="_blank">duyurdu</a>.</p>

<p>Bağışıklık sisteminin doğal "katil hücrelerini" (NK hücreleri) kullanarak kanserle savaşmayı hedefleyen QUILT-106 adlı klinik çalışmanın sonuçları bu hafta açıklandı. Geleneksel tedavilere yanıt vermeyen ve tedavisine "imkansız" gözüyle bakılan hastalarda elde edilen sonuçlar, umut veriyor.</p>

<p>Çalışmada, "CD19 CAR-NK" hücre terapisi ve "Rituximab" ilaç kombinasyonu uygulanan küçük bir hasta grubu incelendi.</p>

<p>Tedavi gören iki kişide hastalık tamamen temizlendi. Söz konusu hastalarda tedavi durdurulduktan sonraki 7 ve 15 aylık takip süresi boyunca belirti gözlemlenmedi.</p>

<p>Kemik iliğinin yüzde 95'i tümörle kaplı olan ve standart tedavilerin işe yaramadığı bir hastada, sadece 4 dozdan sonra tam iyileşme gözlendi.</p>

<p>Çalışmada standart tedavilere yanıt vermeyen 4 hastanın tamamında hastalık kontrol altına alındı.</p>

<h2>'Hücresel tedavinin geleceği'</h2>

<p>ImmunityBio kurucusu Dr. Patrick Soon-Shiong, bu başarının bağışıklık sistemini yeniden aktive ederek kanseri kontrol altına alma tezini doğruladığını belirtti.</p>

<p>Soon-Shiong, "Hiçbir seçeneği kalmamış hastalarda, tedavi bittikten bir yıl sonra bile iyileşmenin sürdüğünü görmek, bu nadir hastalık için anlamlı bir ilerleme," dedi.</p>

<p>Geleneksel CAR-T hücre tedavilerinin aksine, bu yeni yöntem birkaç önemli avantaj sunuyor.</p>

<p>Öncelikle hastanın kendi hücrelerinin laboratuvarda haftalarca işlenmesine gerek kalmadan, daha hızlı uygulanabilen bir hücre hattı kullanılıyor.</p>

<p>Tedavi, hastaneye yatış gerektirmeden ayakta gerçekleştirilebiliyor. Şu ana kadar hastalarda ciddi bir yan etki gözlenmedi.</p>

<h2>Nasıl işliyor?</h2>

<p>Vücudumuzda "doğal katil" (Natural Killer - NK) adı verilen özel bağışıklık hücreleri mevcut. Bunların görevi, vücuttaki anormal hücreleri (kanser veya virüslü hücreler) tespit edip yok etmek. Ancak kanser hücreleri bazen kendilerini gizleyerek bu hücrelerden kaçabiliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu NK hücrelerini laboratuvar ortamında genetik açıdan modifiye ederek onlara iki önemli "radar" (alıcı) ekledi:</p>

<p>CD19-CAR alıcısı: Bu, kanser hücresinin üzerindeki CD19 adlı proteini tanıyan bir kilit-anahtar sistemi. Hücreye "Git ve üzerinde bu işaret olan hücreyi bul" talimatını veriyor.</p>

<p>CD16 alıcısı: Bu da bağışıklık sisteminin diğer antikorlarla işbirliği yapmasını sağlayan bir bağlantı noktası.</p>

<p>Böylelikle, modifiye edilmiş NK hücresi, üzerindeki CAR radarı sayesinde kanserli hücreye doğrudan yapışıyor ve onu zehirli proteinlerle patlatıyor.</p>

<p>Tedaviye Rituximab adlı ilaç da eklendiğinde, saldırıyı şiddetlendiriliyor.</p>

<p>Bulguların Amerikan Hematoloji Derneği'nin yıllık toplantısında sunulacağı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Waldenström Lenfoma nedir?</h2>

<p>Nadir görülen bir B-hücreli lenfoma türü olan Waldenström makroglobulinemisi (WM), mevcut seçeneklerle genellikle iyileşemeyen kronik bir kanser türü olarak biliniyor.</p>

<p>Yeni CAR-NK tedavisi, bu hastalar için kemoterapinin ağır yan etkilerine maruz kalmadan uzun süreli bir yaşam umudu sunuyor.</p>

<p>Şirket, elde edilen bu olumlu sonuçların ardından tedaviyi daha büyük bir hasta grubunda test etmek için çalışmalarını sürdüreceğini duyurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kanser-tedavisinde-yeni-umut</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="59670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas yapayım derken sağlığınızdan olmayın]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kas-yapayim-derken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kas-yapayim-derken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Spor salonlarında elden ele dolaşan protein tozları ve kulaktan dolma bilgilerle kullanılan takviyeler, kas yapmak isteyenleri hasta edebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Spor salonlarında elden ele dolaşan protein tozları ve kulaktan dolma bilgilerle kullanılan takviyeler, kas yapmak isteyenleri hasta edebilir. Piyasada denetimsiz satılan bazı ürünlerde ağır metal ve hormon tespit edildiğini belirten Fonksiyonel Tıp Medipol Sağlık Grubu'ndan Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, takviyelerin güvenli kullanımının haritasını çizdi.</p>

<p>Daha hızlı kas gelişimi ve yüksek performans arzusu, sporcuları takviye gıdalara yönlendiriyor. Ancak ne kadar çok, o kadar iyi mantığıyla kullanılan ürünler ciddi sağlık sorunlarına kapı aralıyor. Medipol Sağlık Grubu'ndan Fonksiyonel Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Hale Handan Sarıkaya, sporcu beslenmesinde yapılan hataları ve doğru stratejileri anlattı.</p>

<p>'Protein ihtiyacı önce beslenmeden karşılanmalı'</p>

<p>Protein desteğinin temel bir kas beslenmesi olduğunu vurgulayan Dr. Sarıkaya, 'Protein desteği hepimizin ihtiyacı olan bir destek ama öncelikle bunu beslenmeden almamızı öneriyoruz. Eğer beslenmeyle yeterince karşılayamıyorsak o zaman protein tozu olarak whey ya da bitkisel protein takviyeleri alabiliriz. Protein ihtiyacı kişiye göre değişiyor. Fiziksel aktivitesi olmayan bireylerde kilo başına günlük yaklaşık 1 gram, orta düzey egzersiz yapanlarda 1,5 gram, profesyonel sporcularda ise 2 grama kadar protein alımı uygun olabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Her ürün masum değil'</p>

<p>Takviye ürünlerinin içeriğine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Sarıkaya, 'Piyasadaki birçok üründe ağır metal ya da hormon tespit edilebiliyor. Bu nedenle içeriği temiz, güvenilir ürünler tercih edilmeli. Kreatin, doğru kullanıldığında kas yapımını destekleyen önemli bir molekül. Toplumda bu konuda yanlış bir algı oldu. Kreatin uygun şekilde kullanılırsa kas yapımını çok iyi destekler. Günlük 3-5 gramla başlanabilir. Profesyonel sporcularda doz artabilir ama mutlaka bol sıvı tüketimi şart' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yoğun spor yapanlar için destekler</p>

<p>Ağır ve yoğun egzersiz yapan sporcularda kas onarımı ve toparlanma sürecine dikkat çeken Dr. Sarıkaya, glutamin, iyot, magnezyum, omega3 ve D3K2 takviyelerinin önemine değindi. 'Özellikle çok terleyen ve yoğun spor yapanlarda glutamin ve iyot takviyesi kas ve bağırsak mukozası onarımı için çok kıymetli. Magnezyum kas gevşemesi ve onarımı açısından önemli, omega3 spor sırasında oluşan mikroinflamasyonları azaltırken, D3K2 hem kemik sağlığı hem hormonları desteklemesi açısından çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Herkes için tek formül yok</p>

<p>Dr. Sarıkaya, sporcu takviyelerinin kişisel ihtiyaçlara göre planlanması gerektiğini vurgulayarak, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları veya performans düşüklüğü yaşayan kişilerin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bilinçsiz takviye kullanımının uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kas-yapayim-derken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="48722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde cinsel istek 40 yaşında zirve yapıyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/erkeklerde-cinsel-istek-40-yasinda-zirve-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/erkeklerde-cinsel-istek-40-yasinda-zirve-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, erkeklerde cinsel isteğin 20’li yaşlardan sonra azaldığına dair inancı çürütüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, erkeklerde cinsel arzunun 40 yaşında zirve yaptığını gösteriyor.</p>

<p>Geçmişte cinsel arzu, çoğunlukla hormon düzeyleriyle bağlantılı olarak ölçülürdü.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) göre, erkeklerin cinsel dürtüsünü besleyen hormon olan testosteron, 30 yaş sonrasında yılda yaklaşık yüzde 1 oranında azalmaya başlar. Bu da erkeklerin en istekli olduğu dönemin 20’li yaşlar olduğu yönündeki yaygın inanışı beslemiştir.</p>

<p>Ancak Estonya’daki Tartu Üniversitesi’nden bir araştırmacı ekibi bunun tam tersinin doğru olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>20 ile 84 yaş arasındaki 67 binden fazla yetişkinden gelen verileri analiz ederek, erkeklerde libidonun 40’larının başına kadar artmaya devam ettiğini, sonrasında ise yıllar içinde kademeli bir düşüşe geçtiğini belirlediler.</p>

<p>Tartu Üniversitesi profesörü ve çalışmanın ortak yazarı Toivo Aavik, Euronews Health’e, "Hormonlar önemlidir, ancak hikayenin tamamı değildir ve görece önemi yaşam boyunca değişir," diye konuştu.</p>

<p>"Verilerimiz, arzunun salt hormonal bir anlatımın öngördüğünden daha uzun süre korunduğunu ve sosyal/ilişkisel etkenlerin farklılıkların büyük kısmını açıkladığını gösteriyor."</p>

<p><a href="https://www.nature.com/articles/s41598-025-23483-0" rel="noreferrer" target="_blank"><strong>Scientific Reports</strong></a> dergisinde yayımlanan çalışma, biyolojinin ötesindeki insan arzusunun karmaşıklığına dair önemli sorular gündeme getiriyor; genel yaşam memnuniyetimizi belirleyen psikolojik ve çevresel etkenlerin bunu nasıl etkilediğini inceliyor.</p>

<p>Aavik, "Arzu, kenarda kalmış bir merak değil. İnsanların seks deneyimini, cinsel ilişkiler kurma biçimini ve mahrem hayatlarını değerlendirmelerini belirleyen merkezî bir unsur. Pratikte, ilişki sağlığı için de son derece önemli; elbette genel sağlık için de," dedi.</p>

<p>Çalışma ayrıca bazı mesleklerin daha yüksek cinsel iştahla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Makine operatörleri, üst düzey yöneticiler, sürücüler ve askerî personel bunlar arasında. Buna karşılık, ofis çalışanları ve müşteri hizmetlerinde görev yapanlar daha düşük cinsel istek bildirdi.</p>

<p>Diğer etkenler arasında cinsel yönelim de yer aldı. Biseksüeller daha yüksek düzeyde arzu bildirdi. Mutlu, istikrarlı ilişkileri olanlarda ise artış daha sınırlıydı.</p>

<h2>Kadın arzusunun karmaşıklığı</h2>

<p>Erkeklere ilişkin bulguların aksine çalışma, kadınlarda arzunun 20 ile 30 yaş arasında zirve yaptığını, 50 yaş sonrasında belirgin biçimde düştüğünü bildirdi.</p>

<p>Bu, menopoz sırasında ve sonrasında kadınlarda östrojenin azalmasının etkilerine dair önceki araştırmalarla örtüşüyor. John Hopkins Medicine’in aktardığına göre, kadınlar 50'li yaşlardan yetmişli yaşlara kadar cinsel etkinliklerinde yüzde 23’lük bir düşüş bildirdi.</p>

<p>Ancak bu, kadınların cinsel arzusunu ve bunu ifade etme açıklığını etkileyen çocuk bakımı ve damgalanma gibi toplumsal etkenleri hesaba katmıyor.</p>

<p>Aavik, "Pek çok toplumda erkeklerin cinsel uyarımı daha görünür biçimde ifade edilir ve bildirilmesi toplumsal olarak meşrudur; kadınlar ise anonim anketlerde çeşitli nedenlerle arzuyu olduğundan az bildirebilir: içselleştirilmiş normlar, neyin 'arzu' sayılacağına dair belirsizlik ya da damgalanma endişesi," dedi.</p>

<p>"Aynı zamanda, kadınların cinsel deneyimi içsel olarak daha karmaşık olabilir. Kadınlar, aynı anda bunu 'arzu' olarak adlandırmadan fizyolojik uyarılma yaşayabilir ya da daha çok bağlama bağlı olarak ortaya çıkan arzu deneyimleyebilir," diye ekledi.</p>

<p>Bu nedenle Aavik, bulgularının evrensel doğrular değil, ortalamalar olarak görülmesinin önemli olduğunu; insan arzusunun her iki cinsiyette de bireysel farklılıklarla şekillendiğini söyledi. Örneğin, ankette birçok kadın yüksek arzu, birçok erkek ise düşük arzu bildirdi; çocuk sahibi olduktan sonra kadınlarda libidonun azaldığı, erkeklerde arttığı saptandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aavik, "Toplumsal normlar, ölçüm farklılıkları ve kadınların cinsel arzusunun sıkça içsel, bağlama bağlı doğası, anket ortalamalarının neden cinsiyet farkları gösterdiğinde rol oynuyor," dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Euronews</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/erkeklerde-cinsel-istek-40-yasinda-zirve-yapiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="93812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şok diyetler organlarda kalıcı hasarlara neden olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/hizli-cozum-vadeden-sok-diyetler-organlarda-kalici-hasarlara-neden-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/hizli-cozum-vadeden-sok-diyetler-organlarda-kalici-hasarlara-neden-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada ve internet ortamında hızlı kilo verme vaadiyle yaygınlaşan şok diyetler, estetik kaygılar uğruna sağlığı ciddi biçimde riske atıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada ve internet ortamında hızlı kilo verme vaadiyle yaygınlaşan şok diyetler, estetik kaygılar uğruna sağlığı ciddi biçimde riske atıyor.</p>

<p>Özellikle çok düşük kalorili, yüksek proteinli ve sıvı alımı yetersiz diyet modelleri başta böbrekler olmak üzere birçok hayati organın fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor. Şok diyetlerin böbreklere olan zararı üzerinde duran Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise 'Şok diyetleri günümüz toplumunda çok kısa sürede hızlı kilo verdiren zararlı tipte bir diyet olarak adlandırabiliriz. Bu sistemde genel olarak çok düşük kalorili, yüksek proteinli, karbonhidrat seviyesi çok düşük (bazen sıfır) ve sıvı alımı yetersiz bir beslenme şekli bulunmaktadır. Vücut fizyolojisine uygun olmayan ve çok kısa sürede yapılan bu tür müdahaleler, başta böbrekler olmak üzere birçok organ sistemine zarar verebiliyor. Bu tür diyetlerin kısa vadedeki zararları yanında uzun vadede de böbreklere zararlarından söz edebiliriz. Her gün yüksek seviyede protein alanlarda vücutta asit içerikli metabolik artıklar oluşur. Böbreklerimiz bu artan metabolik artıkları temizlemek için gittikçe zorlanır, ilave olarak az sıvı tüketimi ile birleşince adaptasyon yeteneğini azaltır ve kronik böbrek yetmezliği durumu zaman içinde gelişmeye başlar. Bu etki özellikle böbreği tutan iki önemli hastalık olan hipertansiyon ve şeker hastaları ile ailesinde böbrek hastalığı, böbrek kistleri ve böbrek taşları olanlarda çok daha belirgin ve erken dönemde gelişebiliyor' dedi.</p>

<p>Alpay, söz konusu diyetlerin böbrek sağlığını nasıl riske atabileceğini şöyle açıkladı: 'Böbreklerin yükünün aniden artması, yüksek protein alımı vücutta azot içeren artıkların, üre, kreatinin ve asidin miktarını arttırır. Bunlar da böbreklerin temizlemesi gereken özellikle asitli maddelerin (metabolik asitlerin) kanda yükselmesiyle böbreklerin iş yüklerini çok arttırır, süzme (filtrasyon) kapasiteleri düşürür ve böbreklerimiz yorulur. Kapasite düşünce gizli böbrek hastalıklarının ortaya çıkma riski yükselir. Tansiyon ve şeker hastalarında yıllar içinde hafif protein kaçağı ve böbrek fonksiyonlarında azalma vardır. Bu durum zaten sınırda olan böbrek fonksiyonlarını bozarak böbrek yetmezliğine sebep olabilir.Karbonhidrat azaldığı için vücuttaki su hızla atılır, ayrıca az sıvı alımı da olunca kişi tartıda hızla düşüş yaşar ama bu yağ kilosundan değil vücudun su kilosundan kaybedilir. Su hem böbrekler hem de tüm vücut fizyolojimiz için çok önemlidir. 70 kg bir insanın yüzde 60'ı yani 42 litresi su, sıvıdır. Bu sıvı, hücreler içinde ve hücreler arasında dağılır. Tüm biyokimyasal reaksiyonların sağlıklı olması için su çok önemlidir. Susuzluk böbreklerin en ciddi düşmanı olup idrarı koyulaştırır, böbrek içi kristalleşmeye, böbrek taşı oluşumunun hızlanmasına, özellikle sıcak havalarda akut böbrek yetmezliği riski ile karşı karşıya kalmamıza sebep olabilir. Böbrek taşı riskinin artması: Şok diyetlerde genellikle çok protein, az lif ve az kalsiyum alınır. Bu tür beslenme vücutta asit yükünü artırır ve idrara daha asidik bir yapı kazandırır. Asidik idrar da böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırır. Özellikle kalsiyum oksalat ve ürik asit taşları ile gut hastalığı riski de artar. Eğer kişi daha önce böbrek taşı düşürmüşse ya da ailesinde böbrek taşı öyküsü varsa, bu risk daha da yükselir. Bu tür diyetlerde hızlı kilo kaybı sırasında sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum dengesi bozulabilir. Bunlarla ilgili komplikasyonlar olabilir. Örneğin potasyumla ilgili kalp ritim bozuklukları, böbrek kanallarında hasar, kalsiyum ve magnezyumla ilgili kas krampları, kas güçsüzlükleri, sodyumla ilgili bulantı kusma, bilinç bulanıklığı beyin ödemi tabloları gelişebilir'.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Böbrek Vakfı Diyetisyeni Gökçen Efe Aydın da, kısa sürede istenilen kiloya ulaşma arzusunun çoğu zaman sağlık bilincini arka plana attığını vurgulayarak, 'Diyet kelimesi Eski Yunanca 'diaita' sözcüğüne dayanır. Diaita yalnızca beslenmeyi değil, hareketi, uykuyu ve ruh hâlini de kapsayan, hayatın bütüncül olarak düzenlenmesini ifade eder. Günümüzde ise birçok insan için bu yaklaşım, yerini hızlı çözümlere ve ciddi kısıtlamalara bıraktı. Şok diyetler genellikle çok hızlı kilo verdirdiği için umut verir. Ancak bu süreçte vücut aslında yağ yakmaktan çok su ve kas kaybeder. Uzun süre aç kalındığında beden bunu bir tehlike olarak algılar ve kendini korumaya almaya başlar. Metabolizma yavaşlar, kişi daha çabuk yorulur, üşür ve halsiz hisseder. Diyet bittiğinde ise vücut, bir sonraki 'açlık' dönemine hazırlık yapmak ister ve alınan kilolar çoğu zaman geri gelir. Bu nedenle şok diyetler, kalıcı bir çözüm sunmak yerine aynı döngüyü tekrar tekrar yaşatır. Sürekli şok diyetler uygulanarak verilen kiloların, kısa süre sonra fazlasıyla geri alınması 'yo-yo sendromu' olarak adlandırılır. Bedenin tekrar tekrar bu tür ani kısıtlamalara maruz kalması, zamanla kilo artışına yol açabilir. Metabolizma hızının düşmesi, sağlıklı kilo vermeyi zorlaştırırken hormonal dengeyi ve organların düzenli çalışmasını da olumsuz etkileyebilir' dedi. Bu durumun başta böbrekler olmak üzere pek çok organı olumsuz etkilediğini belirten Aydın, 'Özellikle son yıllarda trend hâline gelen yüksek protein tüketimi ve düzensiz, eksik beslenme tarzı, böbreklerin üzerindeki yükü artırır. Böbrekler bu yükü uzun süre taşıyamadığında ise fonksiyonlarında bozulmalar görülebilir ve bu durum zamanla kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/hizli-cozum-vadeden-sok-diyetler-organlarda-kalici-hasarlara-neden-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="97361"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK, yurt dışı ilaç listesini güncelledi]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle kalp, solunum, romatizmal ve kronik hastalıklarda kullanılan bazı ilaçların Euro bazlı fiyatları yeniden belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun kararıyla yurt dışından temin edilen ilaçlara ilişkin listede güncelleme yapıldı. Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğle, vatandaşların yaygın olarak kullandığı bazı ilaçların Euro bazlı fiyatları yeniden belirlendi, listeye yeni ilaçlar eklendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güncellenen listede, özellikle kalp ritim bozuklukları, solunum yolu hastalıkları, romatizmal ve bağışıklık sistemi hastalıkları ile kronik rahatsızlıklarda kullanılan ilaçlar dikkati çekti. Buna göre, kalp ritim bozukluklarında kullanılan Flecainide acetate 100 mg ilacının fiyatı yaklaşık 11,30 Euro, solunum yollarında kullanılan Glycopyrrolate 1 mg ilacının fiyatı ise 59 Euro olarak belirlendi.</p>

<p>Romatizmal hastalıklar ve bağışıklık sistemi sorunlarında yaygın olarak reçete edilen Hydroxychloroquine sulfate 200 mg ilacının fiyatı 17,55 Euro olurken, kronik cilt hastalıklarında kullanılan Jamp Tretinoin 10 mg kapsüllerin fiyatı 185 Euro olarak güncellendi.</p>

<p>Ayrıca mide ve sindirim sistemi hastalıklarında kullanılan Sucraid oral solüsyon için 1.715 Euro, bağışıklık sistemi tedavilerinde kullanılan Immukin enjeksiyonluk çözelti için ise 838 Euro fiyat belirlendi.</p>

<p>Kas ve sinir sistemi hastalıklarında kullanılan Melp Spal-P 50 mg infüzyon tozu için 29,50 Euro, bazı epilepsi ve nörolojik hastalıklarda kullanılan Rufinamide etken maddeli ilaçların fiyatları ise 52 Euro ile 88 Euro arasında belirlendi.</p>

<p>SGK’nin düzenlemesiyle, yurt içinde temin edilemeyen veya temininde güçlük yaşanan bu ilaçların bedelleri, belirlenen fiyatlar üzerinden sağlık güvencesi kapsamında karşılanmaya devam edecek.</p>

<p>Güncellenen fiyatlar, 17 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/sgk-yurt-disi-ilac-listesini-guncelledi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Jan 2026 07:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="67017"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Serviks kanseri erken teşhis ile önlenebilir]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/serviks-kanseri-erken-teshis-ile-onlenebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/serviks-kanseri-erken-teshis-ile-onlenebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, Ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla kadın sağlığında erken tanı ve korunmanın hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, Ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla kadın sağlığında erken tanı ve korunmanın hayati önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Serviks (rahim ağzı) kanseri, büyük oranda önlenebilir ve erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan kanser türlerinden biridir. Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr.Mustafa Burak Akselim serviks kanserlerinin neredeyse tamamına yakınının Human Papilloma Virüsü'nün (HPV) yüksek riskli tipleriyle ilişkili olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>'HPV enfeksiyonu oldukça yaygındır ve çoğu zaman bağışıklık sistemi tarafından temizlenir. Ancak virüsün vücutta kalıcı olması durumunda, yıllar içinde serviks kanserine giden hücresel değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu noktada düzenli tarama ve aşılama hayati rol oynar.'</p>

<p>Belirtiler göz ardı edilmemeli</p>

<p>Serviks kanseri erken evrede genellikle belirti vermeyebileceğini belirten Akselim, 'Ancak adet dışı veya cinsel ilişki sonrası kanama, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu ya da kanlı vajinal akıntı gibi şikâyetlerin mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. bu belirtilerin farklı jinekolojik hastalıklarda da görülebileceğini ancak kesin teşhis için uzman muayenesinin şart' dedi.</p>

<p>Düzenli tarama hayat kurtarıyor</p>

<p>Türkiye'de 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV DNA testi ile tarama önerildiğini hatırlatan Doç. Dr. Mustafa Burak Akselim, smear ve HPV testlerinin kanser gelişmeden önce hücresel değişikliklerin tespit edilmesini sağladığını belirtti:</p>

<p>'Tarama programları sayesinde serviks kanseri oluşmadan önlenebilir ya da çok erken evrede yakalanarak başarılı şekilde tedavi edilebilir. HPV aşısı serviks kanserine karşı en etkili korunmadır. Uygun yaş grubunda yapılan aşının tarama programlarıyla birlikte ele alındığında toplum genelinde hastalık yükünü ciddi oranda azalttığı görülmüştür. Erken teşhis yalnızca hayat kurtarmaz, kadınların hayat kalitesini de korur. Ocak ayı, bu konuda farkındalık oluşturmak ve tüm kadınları düzenli taramaya davet etmek için önemli bir fırsattır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/serviks-kanseri-erken-teshis-ile-onlenebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="91220"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
