<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kente Karşı Sorumluyuz</title>
    <link>https://www.medyayazar.com</link>
    <description>Medyayazar, Sakarya ve şehir yaşamı üzerine gözlem ve yorum yazılarının yer aldığı bağımsız bir blogdur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.medyayazar.com/rss/yasam" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2026 14:52:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/rss/yasam"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın en eski ahşap yapısı bulundu]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/dunyanin-en-eski-ahsap-yapisi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/dunyanin-en-eski-ahsap-yapisi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arkeologlar, Güney Afrika ülkelerinden Zambiya'da barınak yapımında kullanıldığı tahmin edilen yaklaşık 500 bin yıllık kütükler buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nature dergisinde yayımlanan makaleye göre, Liverpool Üniversitesi'nden bilim adamları, Zambiya'daki Kalambo Nehri'nin kıyısında antik yontulmuş kütükler keşfetti. 476 bin yıl öncesine dayandığı tespit edilen kütüklerin yanı sıra sivri ahşap sopalar da bulundu. Kütüklerin yüksek bir yer inşa etmekte ya da barınak yapımında kullanıldığı tahmin edilirken, keşfin insanlığın ilk dönemine ait tarihi anlayışı bütünüyle değiştirebileceği belirtildi.&nbsp;Şimdiye kadar, insanların ahşap kullanımına dair kanıtlar ateş yakmak ve kazma sapı ve mızrak gibi aletlerle sınırlıydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bulunan en eski tahta gereçler</h3>

<p>Bulunan tahta parçalarının üzerindeki taş aletlerle yapılmış çentikler dikkati çekerken, şimdiye kadar bulunan en eski tahta gereçlerin ateş çıkarma ya da kazma için kullanılan araçlar olduğu aktarıldı. 2000'li yıllardan bu yana Kalambo Şelaleleri'ndeki arkeolojik alanda araştırmalar yapan Liverpool Üniversitesi'nden Larry Barham&nbsp;"Bu bulgu, ilk atalarımız hakkındaki düşüncelerimi değiştirdi" dedi. Zambiya'daki Livingstone Müzesi'nden araştırmacı Perrice Nkombwe ise "Ahşap işlemenin bu kadar köklü bir gelenek olduğunu bilmek beni çok şaşırttı. Olağanüstü bir şeyi ortaya çıkardığımızı fark ettim" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/dunyanin-en-eski-ahsap-yapisi-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Sep 2023 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="55881"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kediniz sizi gerçekten seviyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kediniz-sizi-gercekten-seviyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kediniz-sizi-gercekten-seviyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Newsweek dergisi ‘Kedilerin sevgi dili’ başlığıyla dünyanın en popüler ikinci evcil hayvan türü olan kedileri kapak yaptı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada milyonlarca kedi sahibi, ev arkadaşlarına büyük bir bağlılık duyuyor. Peki hisleri karşılıklı mı? Kediler insanlara karşı nasıl hissederler? Bizim hakkımızda ne düşünüyorlar? İşte bu soruları kapak konusu yapan saygın haber dergisi Newsweek uzmanlara kedilerin dilini sordu. Yıllarca kedilerin davranışlarını inceleyen Budapeşte’deki Eötvös Lorand Üniversitesi’nden Peter Pongracz’ın araştırmasına göre, kediler çevrelerindeki bir kişinin niyetini anlama konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Ses ve yüzleri tanıyor</h3>

<p>Daha da önemlisi pek çok kedinin karmaşık sosyal gruplar oluşturabilme, insan dostlarıyla derin anlamlı bağlar kurabilme yeteneğine sahip olduğu anlaşıldı. Ayrıca, kediler birçok kişinin düşündüğünden daha zeki. Birçoğu kendi isimlerini ve sahiplerinin seslerini ve yüzlerini tanıyabiliyor. Karmaşık insan işaretlerini anlayabiliyorlar. Kediler aynı zamanda davranışlarını kısıtlayan kuralları öğrenebiliyor, temel insan mimiklerini anlayabiliyor ve sınırlı bilgilere dayalı sonuçlar çıkarabiliyorlar. En önemlisi, araştırmalar kedi-insan bağının karşılıklı, gerçek ve kalıcı olduğunu gösteriyor. Yani kediler gerçekten bizi seviyor. Sadece bunu, köpeklerin kendilerini ifade etme şeklinden biraz daha farklı gösteriyorlar. Bugün dünya genelinde yaklaşık 220 milyon evcil kedi bulunuyor. (Köpek sayısı ise yaklaşık 471 milyon.)</p>

<h3>12 bin yıldır beraberiz</h3>

<p>Kedi ve insan bir arada yaşama tarihçesi en az 12 bin yıl öncesine dayanıyor. MÖ 10.000’lerde dönemin insanları Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki tarım yapmaya başladılar ve daha yerleşik bir yaşam sürdüler. Tahıl ve çöp depoları fareleri cezbetti ve fareler de kedileri çekti, kediler gıda depolarını temizleyerek ve hastalık taşıyan kemirgenleri uzak tutarak kendilerini insanlara kabul ettirdi. Kedi-insan dostluğunun ilk temelleri de bu dönemde atıldı. Bu süreç, kedilerin insan sahipleriyle neden köpeklerden farklı bir ilişki geliştirdiğini açıklamaya yardımcı oluyor. İlk evcil köpekler yemek artıkları için yalvarmak zorundaydı, bu da insanın kalbini kazanma becerisinin evrimsel bir avantaja dönüşmesine neden oldu.</p>

<p>Buna karşın ilk kediler, insanlardan uzak durarak ve daha sonra çevrede kendi yiyeceklerini avlayarak başarılı oldular. Yırtıcılara karşı savunmasızdılar. Bu yüzden köpeklerden çok daha ürkek olacak şekilde evrimleştiler. Daha meraklı, temkinli ve belirsiz durumlar karşısında kaçmaya ve saklanmaya yatkın oldular. Doğuştan gelen bu ürkekliğin üstesinden ancak insanların sahiplenmesi sayesinde gelinebilirdi. Ancak insanlar Taş Devri’nden bu yana köpekleri istenen özellikler için yetiştirirken, kediler için bu tür çabalar çok daha yeni. Bugün bile birçok kişi onları yalnızca “yarı evcilleştirilmiş” olarak görüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kediniz-sizi-gercekten-seviyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Sep 2023 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="68190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun yaşamanın 10 sırrı!]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/300-yasina-kadar-yasamak-mumkun-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/300-yasina-kadar-yasamak-mumkun-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Hayati Deniz: Sağlıklı bir ömrün anahtarı; kalp ve damar sağlığınızı korumaktan geçiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıklarından korunmak beraberinde uzun ve sağlıklı bir yaşam sağlıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Deniz, uzun yaşamın sırlarını anlattı...&nbsp;</p>

<p>Hepimizin bidiği gibi kalp, vücudumuzun en hayati organı, dolaşım olmadan yaşamak mümkün değil. Tüm organların buna kan sistemi de dahil sağlıklı işleyebilmesi için sağlıklı bir dolaşım sistemine ihtiyacı bulunuyor. Kanın artıklardan arınması ve toksinlerini nötürlemesi için karaciğer ve böbreklerden belirli bir basınçla dolaşımı gerekir.&nbsp;</p>

<p>Cildimizin beslenmesi ve biriken atıklarından arınabilmesi aynı şekilde beynin beslenmesi ve sonrası atıklarından arınması ve hatta uykuda dinlenebilmesi için dahi belli basınç aralığında dolaşıma ihtiyacı vardır.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Toksinlerden arınıp tekrar kalbe döner</strong></p>

<p>‘Nedir bu dolaşım?’ dersek; kalp merkezli bir kan pompası ile kana dolaşım için belli güçte ivme sağlanır ve kan akciğer sistemi ve diğer sistemik dolaşıma damarlar vasıtasıyla sindirim sisteminden alınan besinleri kanda dolaşabilir halleriyle tüm doku ve organlara sunar. Sonrasında toplardamar sistemi ile karaciğer ve dalakta toksinlerinden arınıp tekrar kalbe döner.&nbsp;</p>

<p>"Hareket ve dolaşım anlamında en önemli organımız kalp ve damarlar iken kalp ve damar sağlığını korumak, aynı zamanda tüm doku ve organların en derinine kadar uzanan damar sistemininde korunması demektir" diyen Prof. Dr. Hayati Deniz, "Tersinden düşünürsek, kalp ve damar sağlığının bozulması tüm doku ve organların en derinine kadar uzanan damarlar nedeniyle tüm organların dolaşımı yavaş yavaş bozulacak, hastalanma ve sağlıksız yaş alma durumu gerçekleşecek" diyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Tüm ölümler arasında birinci sırada!</strong></p>

<p>Tüm dünyada kardiyovasküler nedenlerden dolayı ölümler, tüm ölüm sebepleri arasında birinci sıradadır. Ne var ki kalp rahatsızlıklarının çoğu önlenebilir ve değiştirilebilir faktörlere bağlıdır. Yaşam tarzında yapılacak değişiklikler kalp rahatsızlıklarını önleyebilir ve bu hastalıktan ölüm riskini azaltabilir.&nbsp;</p>

<p>Kalp ve damar sağlığımızı korumak için ne yapmalıyız? Öncelikle ne yiyip içtiğimiz, ne kadar hareket ettiğimiz, sigara kullanıp kullanmadığımız, &nbsp;tansiyonumuz, kan kolesterol düzeyimiz; tüm bunlar kalp damar sağlığını yakından ilgilendiriyor. Bu faktörlere dikkat edersek, sağlıklı beslenirsek, tansiyonumuzu normal değerlerde tutarsak kalp damar sağlığımızı da korumuş oluruz.&nbsp;</p>

<p><strong>Kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyen faktörler&nbsp;</strong></p>

<p>Prof. Dr. Hayati Deniz, yaşam tarzınızda yapacağınız ufak değişiklikler ile sağlıklı ve uzun bir ömrün mümkün olduğunu belirtiyor. İşte o değişiklikler:</p>

<p><strong>1. Sigara kullanımı:&nbsp;</strong>Sigarada bulunan tütünün içindeki kimyasallar kalbe ve kan damarlarına zarar verir. Sigara dumanı kandaki oksijeni azaltır. Vücuda ve beyne yeteri kadar oksijen gönderebilmek için kalp daha fazla çalışır. Bunun sonucu kan basıncında ve kalp hızında artma olur.&nbsp;</p>

<p><strong>2. Hareketsiz yaşam:&nbsp;</strong>Düzenli spor yapmak (haftanın 5 günü en az 30 dakika), kalp hastalıklarının yanında diyabet, felç, bazı kanser türleri ve yüksek tansiyona karşı koruyucudur.&nbsp;</p>

<p><strong>3. Obezite:</strong>&nbsp;Normalden fazla kilo ve artmış bel çevresi kalp rahatsızlıkları ile beraber pek çok hastalığa neden olabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>4. Sağlıksız beslenme:&nbsp;</strong>Düzensiz ve sağlıksız beslenmek kilo alımını kolaylaştırıyor, kolesterol yükseliyor, şeker hastalığı riski artıyor ve kan basıncı yükseliyor. Tüm bunlar kalp rahatsızlığı riskini artırıyor. Sağlıklı beslenmenin kurallarından bir diğeri diyetle yeteri kadar lif almaktır. Sağlıklı bir diyette yeteri kadar su içmek önemlidir. Şekerli ve gazlı içeceklerden ise uzak durmak gerekir.</p>

<p><strong>5. Düzensiz uyku:</strong>&nbsp;Yapılan araştırmalarda yeteri kadar uyumayanlarda obezite, kalp krizi, yüksek tansiyon, diyabet ve kalp krizinin daha fazla görüldüğü gösterilmiştir. Yetişkin bir insanın günde en az 7-8 saat uykuya ihtiyacı vardır.&nbsp;</p>

<p><strong>6. Hipertansiyon:&nbsp;</strong>Yüksek tansiyon ile kalp rahatsızlıkları arasında yakın ilişki vardır. Sağlıklı insanların bile yılda en az iki kez tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekir.&nbsp;</p>

<p><strong>7. Yüksek kolesterol:</strong>&nbsp;Kan kolesterolü yüksekse atar damarları tıkayan plaklar oluşur. Bu durum koroner arter hastalığı ve kalp krizi riskini artırır. İlaçlarla birlikte yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerle kolesterolünüzü kontrol altında tutabilirsiniz.</p>

<p><strong>8. Stres:</strong>&nbsp;Yapılan araştırmalar aşırı stresin kalp krizini başlatabileceği göstermektedir. &nbsp;</p>

<p><strong>9. Alkol tüketimi:</strong>&nbsp;Çok fazla alkol almak kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca alkol şeker içerdiğinden ekstra kalori almak demektir.&nbsp;</p>

<p><strong>10. Diyabet:</strong>&nbsp;Şeker hastalarında diyabetik kalp hastalığı iki kat fazla görülür. Şeker hastalığının yanında sigara içiyorsanız, fazla kilolu iseniz, kolesterolünüz yüksekse, tansiyonunuz yüksekse ve ailenizde kalp hastası varsa kalp hastalığına yakalanma riskiniz daha yüksektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/300-yasina-kadar-yasamak-mumkun-mu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Sep 2023 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="73563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalan haber tekrarlandıkça daha çok inanılıyor!]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/yalan-haber-tekrarlandikca-daha-cok-inaniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/yalan-haber-tekrarlandikca-daha-cok-inaniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de yapılan araştırmaya göre, insanlar tekrarlanan yalan habere inanmakla kalmayıp, daha umursamaz hale geliyor ve yanlış uygulamaları zamanla kanıksıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de 607 kişinin katıldığı bir araştırma yapıldı. Bu kişilere 15 gün boyunca kozmetik şirketlerinin hayvanlara zarar verdiğine dair 8 yalan haber başlığı gönderildi.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırmaya göre yalan haber tekrarlandıkça insanlar daha çok inanıyor. Ancak insanlar aynı zamanda daha umursamaz hale geliyor ve yanlış uygulamaları zamanla kanıksıyor.</p>

<p>Yalan haber yeni bir kavram değil. Ancak dijital imkanların gelişmesi ve sosyal medyayla birlikte yeni bir boyut kazandı.&nbsp;</p>

<p>Yalan haber, dezenformasyon veya manipülasyon günümüzün en ciddi meseleleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmalara göre tekrarlanan yalan haberlere insanlar daha çok inanıyor. Ancak bununla kalmıyor. İnsanlar artık inandıkları konuda daha umursamaz hale geliyor; yanlış uygulamaları zamanla kanıksıyor.</p>

<p>“Bir yalanı yeterince tekrar et, o artık gerçeğe dönüşür” ve “Yalan ne kadar büyük olursa inananlar o kadar çok olur” sözleri Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’e atfedilir.</p>

<p>Goebbels ise bunu İngiliz taktiği olarak eleştiriyor ve dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’i bunu yapmakla suçluyor.&nbsp;</p>

<p>Sosyal medyayla birlikte yalan haber ve manipülasyon farklı bir boyut kazandı.</p>

<p>Başta Avrupa Birliği olmak üzere gelişmiş ülkeler bununla mücadele etmenin yollarını&nbsp;arıyor.&nbsp;Yalan haber devletler arası propagandanın önemli araçlarından&nbsp;biri.</p>

<h2>Araştırma nasıl yapıldı?</h2>

<p>Amerikan Vanderbilt Üniversitesi’nden Raunak M Pillai ile Lisa K Fazio ve Londra İşletme Okulu’ndan Daniel A Effron’un yaptıkları&nbsp;araştırma, Psychological Science (Psikoloji Bilimi) dergisinde yayımlandı. Üç akademisyen ABD’den 607 kişinin katıldığı bir araştırma yaptı.</p>

<p>Bu kişilere 15 gün boyunca kozmetik şirketlerinin hayvanlara zarar verdiğine dair 8 yalan haber başlığı gönderildi.&nbsp;</p>

<p>16’ncı gün ise katılımcılardan bu 8 haber başlığını ve o gün alakasız başka bir konuda gönderilen 8 yeni haber başlığıyla ilgili değerlendirmeleri soruldu.</p>

<p>Katılımcılar 8 yalan haberden ikisini 2 kez, ikisini 4 kez, ikisini 8 kez ve diğer ikisini ise 16 kez gördü.&nbsp;</p>

<p>Dolayısıyla yanlış haberlerden ikisi katılımcılara her gün gönderildi ve bu kişiler bu iki haberi 16 kez görmüş oldular. 16’ıncı gün gönderilen 8 yeni haber başlığını ise herkes bir defa gördü. Gönderilen haberler toplam 26 haber arasından seçildi. Bunların 10 tanesi doğru; 16’sı ise yalan haberdi.</p>

<h2>Yalan haberler nelerdi?</h2>

<p>Araştırmada katılımcılara gönderilen yanlış haberlerden bazıları şunlardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Bir elektronik şirketi, bir adamın kulağında patlayan kulaklıklar üretti.</p>

<p>• Bir uçuş görevlisi, uçuş sırasında ağladığı için 7 aylık bir bebeğin yüzüne tokat attı.</p>

<p>• Bir mesajlaşma uygulaması, FBI ve CIA için yüz tanıma veri tabanı oluşturmak üzere fotoğraf filtreleme teknolojisini kullandı.</p>

<h2>Sonuç ne oldu?</h2>

<p>Akademisyenler katılımcılardan aldıkları cevapları bilimsel istatistik yollarıyla analiz etti. Vardıkları ana sonuç şu oldu:&nbsp;</p>

<ul>
 <li>Tekrarlanan yalan haberler ahlaki yargıları etkileyebiliyor. Tekrar sayısının artması genellikle ahlaki yargıları daha yumuşak hale getiriyor.</li>
 <li>Yanlış uygulamaya veya kabahatlere dair tekrarlanan yalan haberleri doğruymuş gibi gösteriyor. İnsanlar yanlış/yalan haberi ne kadar çok okurlarsa inanma dereceleri de artıyor.</li>
 <li>Tekrar edilen haberler yeni duyulan haberlere göre ahlaki anlamda daha az sorunlu görünüyor.</li>
 <li>Bir kabahati ne kadar çok duyarsak, ona o kadar çok inanabiliriz. Ancak bir o kadar da az umursayabiliriz. Çünkü o haberi insanlar kanıksamaya başlıyor. <a href="https://tr.euronews.com/2023/09/09/arastirma-yalan-haber-tekrarlandikca-insanlar-daha-cok-inaniyor-zamanla-kaniksiyor" rel="nofollow">(kaynak)</a></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/yalan-haber-tekrarlandikca-daha-cok-inaniliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 Sep 2023 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="50431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM'den iklim uyarısı: Zaman daralıyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/bmden-iklim-uyarisi-zaman-daraliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/bmden-iklim-uyarisi-zaman-daraliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler, yeni raporunda iklim hedeflerine ulaşmak için gösterilen çabaların yetersiz olduğunu açıkladı. Raporda, "daha iddialı tasarruf hedeflerine" ihtiyaç olduğu belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p _msthash="710" _msttexthash="9990604">Birleşmiş Milletler (BM), kasım ayında Dubai'de yapılacal 28'inci İklim Konferansı öncesi yeni bir&nbsp;iklim raporu&nbsp;yayınladı.</p>

<p _msthash="711" _msttexthash="85747844">BM İklim Sekreterliği'nin (UNFCCC) yeni raporuna göre, iklim hedeflerine ulaşmak için gösterilen çabalar yeterli seviyede değil. Raporda küresel ısınma ile mücadelede zamanın daraldığı uyarısı yapılırken, dünya genelindeki sera gazı emsiyonlarının küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırılandırılmasını öngören modellerle örtüşmediği dile getirildi.</p>

<p _msthash="712" _msttexthash="1750229"><strong>Paris iklim hedeflerini tutturmak zorlaşıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p _msthash="713" _msttexthash="135584670">Rapora göre, Paris&nbsp;İklim Anlaşması'nın&nbsp;merkezinde yer alan Ulusal Katkı Beyanları (NDC'ler) Paris'te kabul edilen iklim hedeflerine ulaşmak için yeterli değil. BM İklim Sekreterliği, 1,5 derece hedefine ulaşabilmek için 2030 yılına kadarki emisyon tasarruf hedeflerinde 20,3 ile 20,9 gigatonluk açık bulunduğuna dikkat çekti. Paris İklim Anlaşması, küresel ısınmanın sanayileşme öncesi döneme göre 2, mümkün olursa 1,5 derece ile sınırılandırılmasını öngörüyor</p>

<p _msthash="717" _msttexthash="118219348">BM'nin son raporu, Küresel Emisyonlar Durum Değerlendirmesi'nin (Global Stocktake) bir parçasını oluşturuyor. Raporda, Paris iklim hedeflerine ulaşılabilmesi için hem daha iddialı tasarruf hedeflerine hem de bu hedeflerin hayata geçirilmesine ihtiyaç olduğu belirtildi. İklim değişikliği ile mücadelenin temel ayaklarının yenilenebilir enerjilerin yaygınlaştırılması ile fosil enerjilerinden vazgeçilmesi olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p _msthash="718" _msttexthash="40174901">45 sayfalık raporda, küresel ısınmanın kalkınmayla ilgili kaydedilen ilerlemeye de zarar verdiği vurgulandı. Zengin sanayileşmiş ülkelerin yoksul ülkelere iklim yardımlarının arttığı belirtilirken daha fazla yardımın şart olduğu ifade edildi.</p>

<p _msthash="719" _msttexthash="6183684">28'inci İklim Konferansı'nın 3 Kasım-12 Aralık tarihlerinde Dubai'de düzenlenmesi planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/bmden-iklim-uyarisi-zaman-daraliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 Sep 2023 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="94459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İş yaşamında yetenek, sadakat ile yer değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/is-yasaminda-yetenek-sadakat-ile-yer-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/is-yasaminda-yetenek-sadakat-ile-yer-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aynı şirkette uzun vadeli çalışma kültüründen uzaklaşma eğilimi artarken, iş yerinde yetenek unsuru kontrolü ele geçiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşgücü piyasasındaki dönüşümü analiz etmek amacıyla yapılan&nbsp;<strong>PageGroup 2023 Yetenek Trendleri Araştırması</strong>, uzmanlaşmış işe alımlar için referans olacak sonuçlar içeriyor. Geniş kapsamda ilk kez yapılan bu çalışma, yetenek-değer denkleminin kalıcı olarak sıfırlandığını ve buna bağlı olarak iş yerlerinde çok anlamlı bir dönüm noktasının yaşandığını gözler önüne seriyor. Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri; “Ülke, yaş veya görev fark etmeksizin, insanlar kişisel ve profesyonel yaşamlarında her şeyden önce dengeyi arıyor, kariyer yolculuğu öncelik olmaktan çıkıyor.”</p>

<p>Uluslararası işe alım danışmanlığı şirketi PageGroup, 2023 yılında Türkiye dahil, 12 Avrupa ülkesinde 70.000 nitelikli profesyonelin katılımıyla gerçekleştirdiği uluslararası bu araştırma, çalışanların iş hayatına bakış açısındaki dönüşüme ışık tutuyor.</p>

<p><strong>PageGroup Türkiye Genel Müdürü Fatih Cömert</strong>, yakın zamanda sonuçlarını aldıkları Yetenek Trendleri Araştırması’na göre, yetenek-güç dinamiğinde bütünsel bir devrim ve işverenle ilişkilerde radikal bir dönüşüm yaşandığına, çalışanların markalaşmış kurumları seçme konusunda çok daha az motive olduklarına dikkat çekerek; kariyer gelişimine odaklı büyüme fırsatları sunan yeni kurulmuş firmaların çok daha fazla tercih edildiğine vurgu yapıyor.</p>

<p><strong>Artık başarılı bir kariyer ve iş memnuniyeti önemini kaybetti.</strong></p>

<p>Zihinsel sağlık hayatın öncelikleri arasında yerini alırken, refah ve yaşam ile iş arasındaki denge giderek daha fazla önem kazanıyor. Araştırmaya göre ortalamada her 10 kişiden 6'sı, iş ve yaşam dengesine kariyerinden fazla öncelik veriyor. &nbsp;Çeşitli Avrupa pazarları karşılaştırıldığında, Hollanda %61 ile&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />
iş-yaşam dengesine en yüksek önceliği veren ülke olurken, bunu %60 ile İsveç, Birleşik Krallık,&nbsp;&nbsp;<br />
%59 ile Belçika, İtalya ve İspanya takip ediyor. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %50’si başarının dengeli bir hayata bağlı olduğuna inanıyor. Avrupa’da kişisel refahlarını korumak için terfi etmeyi reddetmeye istekli olanların oranı %56 iken Türkiye’de bu oran %23’lerde seyrediyor. Özellikle pazarlama (%61), sağlık ve yaşam bilimleri (%59) insan kaynakları (%58) alanlarında iş-yaşam dengesinin iş tatminine etkisi ortalamanın üstünde önem kazanıyor.</p>

<p><strong>Marka bağlılığı ve azalan duygusal değerin yerini maaş kriterleri alıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın ortaya çıkardığı bir diğer gerçek ise; artık şirket sadakati mesleki ilerlemenin merkezinde yer almıyor. Çalışanlar arasında tek şirkette uzun vadeli çalışma kültüründen uzaklaşma eğilimi artıyor, istihdam döngüleri kısalıyor. Diğer taraftan işverenler, markalarına olması gerektiğinden fazla güveniyor. Oysa günümüz çalışanları bir şirkete sadece markası nedeniyle katılma konusunda isteksizler. Bunun yerine, köklü geçmişi olmasa da kendilerine ilerleme imkanları sunabilecek start-up firmalara yöneliyorlar. &nbsp;Bu durum ise genç şirketlere etkin bir rekabet imkânı tanıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Ekonominin iş arayanlar üzerindeki etkisi</strong></p>

<p>Ekonomik ortam belirsizleştikçe, insanlar tedbirli olmak yerine daha sık iş aramaya yöneliyor. Türkiye’de yeni iş fırsatlarına açık olanların oranı %82 iken bu oran Avrupa ortalamasında %58’leri buluyor. En sık iş değişlikleri yapılan alanların başında %67 ile pazarlama, %63 ile mühendislik ve üretim, %62 ile satış, satın alma, lojistik geliyor.</p>

<p>Yetenekli çalışanların bir sonraki işlerine karar verirken dikkate aldıkları en önemli hususların başında maaş (%26), kariyerde ilerleme olanakları (%14), esneklik (%13) geliyor. Esnek çalışma şartlarını iş başvurularında çekici bir neden olarak gören çalışanların oranı Avrupa’da&nbsp; % 68’lerde iken Türkiye’de %82’leri buluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/is-yasaminda-yetenek-sadakat-ile-yer-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="41633"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Flörtün beş hali!]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/flortun-bes-hali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/flortun-bes-hali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Flörtleşmenin farklı yönleri ve çeşitleri, ilişkilerin şekillenmesinde büyük bir rol oynuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde ilişkilerin temelini oluşturan flörtleşme, bireyler arasındaki iletişimi daha keyifli ve anlamlı hale getiren bir süreç olarak ön plana çıkıyor. Flörtleşmenin farklı yönleri ve çeşitleri, ilişkilerin şekillenmesinde büyük bir rol oynuyor.</p>

<p><em>Flörtleşme çeşitleri nelerdir? Taraflar flörtleşme sürecinde hangi davranışları gösteriyor? Öne çıkan davranışlarınız sizi hangi flört kategorisine sokuyor? Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, flörtleşme çeşitlerini anlattı.</em></p>

<p>2010 yılında yürütülen bir araştırmanın, 5 farklı flört türü olduğunu gösterdiğini belirten&nbsp;<strong>Psikolog Dr. Gizem Sürenkök,</strong>&nbsp;flörtleşme çeşitlerini şöyle sıralıyor:</p>

<p><strong>1. Geleneksel Flört Çeşidi</strong></p>

<p>Genellikle içe dönük kişilerin geleneksel flört çeşidini daha yüksek oranda tercih ettikleri görülüyor. Bu kişiler flört davranışlarında geleneksel roller çerçevesinde hareket ediyorlar. Heteroseksüel ilişkilerde erkek, flörtü başlatan ve sonraki süreçlerde de ilk adımı atan taraf olurken, kadın ise ilgisini daha çok sözsüz davranışlar veya uzun bakışmalarla ifade ediyor.</p>

<p>Geleneksel bir şekilde flörtleşen kadınlar, bir ilişki kurulabilmesini düşük bir ihtimal olarak görüyorlar. Bir ilişki kurulduğunda ise ilişkiye güven duymuyorlar ve o ilişkinin başarıyla sonuçlanacağını düşünmüyorlar. Potansiyel partnerleriyle iletişim kurmada ve aralarındaki ilişkiyi ilerletmede zorlanıyorlar. Bir ilişkiye başladıklarında ise bu durum aralarında kurulan bağlanmayı ve cinsel uyumu olumsuz yönde etkiliyor. Öte yandan bu şekilde flörtleşen erkeklerin hayatlarında çekici buldukları kişi sayısı daha az oluyor. Karşılarındaki kişiye romantik hislerini belli etmeden önce aradaki bağı kuvvetlendirmeye çalışıyorlar. Eğer iki taraf da yüksek boyutta geleneksel ise kur aşamalarının çoğunda yavaş bir ilerleme kaydediliyor.</p>

<p><strong>2. Fiziksel Flört Çeşidi</strong></p>

<p>Bu flört çeşidinde kur yapma döneminin başında kişiler arasındaki iletişim çoğunlukla cinsellik üzerine oluyor. Yüksek oranda fiziksel flörtleşme gösteren bireyler, isteklerini ve ilgilerini fiziksel olarak ifade edebiliyorlar. Hızlıca karşılarındaki insanı çekici bulabiliyor ve ortamdaki diğer insanların ilgilerini de kolaylıkla fark edebiliyorlar. Potansiyel partnerle kurulan ilişkide ise cinsel uyum ve duygusal bağlanma hızlı gelişiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>3. Samimi Flört Çeşidi</strong></p>

<p>Samimi flört çeşidinde birey potansiyel partneriyle duygusal bir bağ kurmak istiyor. Hatta bir araştırmaya göre duygusal bağ kurmak, flörtleşme sırasında en çok arzulanan durum oluyor. Samimi flörtleşme yöntemini kullanan kişiler, flörtün başlarında çekici buldukları insana daha rahat bir şekilde yaklaşabiliyorlar. Kendilerini açmaya, karşılarındaki kişiye destek vermeye ve onunla yakınlık kurmaya daha istekli oluyorlar. Girdikleri ortamda herkesin kendileriyle flört ettiği kanısına varabiliyorlar. Geleneksel flörtleşmenin aksine daha güvenli, başarılı olabilme ihtimalinin daha yüksek olduğu ilişkiler kuruyorlar. Geleneksel flörtleşmedeki kadar yavaş ilerlemeden kurulan bu ilişkide, güçlü bir duygusal bağ ve cinsel uyum yakalanabiliyor.</p>

<p><strong>4. Oyuncu Flört Çeşidi</strong></p>

<p>Flörtün eğlence olarak görüldüğü bu flört çeşidi, dışa dönüklüğü ve kişinin öz güvenindeki artışı barındırıyor. Flörtün devamında ilişkinin ilerletilmesi gerekli görülmüyor. Bu şekilde flörtleşen kişiler genellikle diğerlerinin kendi hareketleri karşısında ne düşündüğünü önemsemiyorlar. Kişi genellikle kısa süredir ilgi duyduğu insanlarla flört etmeyi tercih ediyor. Tüm flört çeşitleri arasında sadece bu flört çeşidini erkeklerin daha yüksek oranda tercih ettikleri görülüyor. Erkekler için cinsel uyumun yüksek olduğu ve çok fazla önemin atfedilmediği ilişkiler çok hızlı ilerleyebiliyor. Diğer yandan bu şekilde flörtleşen kadınlarda, flört sırasında kendini açma davranışı yüksek oranda görülüyor.</p>

<p><strong>5. Nazik Flört Çeşidi</strong></p>

<p>Nazikliğe önem verilen bu flört çeşidinde kişiler, romantik ilgilerini kurallara uygun ve dikkatli bir biçimde karşı tarafa gösteriyorlar. İletişimlerinde cinsellik içeren davranışlara pek yer vermiyorlar. Flört ederken kurulan bağı ilerletme ve potansiyel partnere ilgi gösterebilme ihtimali daha düşük oluyor. Nazik flörtleşme çeşidini yüksek oranda sergileyen kişiler; muhtaç, utanç verici veya zorlayan biri gibi görünme endişesi duyabiliyorlar.</p>

<p>Aynı araştırma, bahsedilen flört çeşitleri arasında da bir ilişki olduğunu gösteriyor. Geleneksel flört çeşidinin nazik flört çeşidiyle arasında pozitif bir ilişki varken, oyuncu flört çeşidiyle arasında negatif bir ilişki bulunuyor. Diğer yandan, oyuncu flört çeşidi fiziksel flört çeşidiyle daha ilişkili görülüyor. Samimi flört çeşidi ise fiziksel ve nazik flört çeşitleriyle pozitif bir ilişki barındırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/flortun-bes-hali</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="62013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Aşkta zıt kutuplar birbirini çekmiyor"]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/askta-zit-kutuplar-birbirini-cekmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/askta-zit-kutuplar-birbirini-cekmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milyonlarca çiftin verileri incelendi. Bilim insanları, bulguların genetik araştırma alanı için önemli çıkarımları olduğunu söylüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aşk için söylenen "Zıt kutuplar birbirini çeker" şeklindeki popüler sözün aksine, 80 binin üzerinde heteroseksüel Britanyalı çift üzerinde yapılan yeni bir araştırma, bireylerin kendilerine benzer nitelikler sergileyenlerle partner olma eğilimi gösterdiğini buldu.</p>

<p>Independent Türkçe'de yer habere göre, aralarında ABD'nin Colorado Üniversitesi Boulder Kampüsü'nden araştırmacıların da yer aldığı bilim insanları, Birleşik Krallık'taki (BK) 80 bin de dahil milyonlarca çiftin 130'dan fazla özelliğini içeren yaklaşık bir asırlık verileri analiz etti.</p>

<p>Araştırmanın başyazarı Tanya Horwitz, "Bulgularımız, aynı zevklere ve ilgi alanlarına sahip kimselerin bir araya gelme olasılığının gerçekten de daha yüksek olduğunu gösteriyor" dedi.</p>

<p>Nature Human Behaviour adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışma, analiz edilen (siyasi eğilimlerden ilk cinsel ilişki yaşına ve madde kullanım alışkanlıklarına kadar farklı alanlardaki) özelliklerin yüzde 82 ila 89'unda, partnerlerin benzeşme olasılığının ayrışma ihtimaline göre daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Analizlerinin sadece bir bölümünde ve özelliklerin sadece yüzde üçünde bireylerin kendinden farklı kimselerle partner olduğu bulundu.</p>

<p>Bilim insanları, yeni bulguların&nbsp;genetik&nbsp;araştırma alanı için önemli çıkarımları olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Matt Keller, "Genetikteki birçok model, insan çiftleşmesinin rastgele olduğunu varsayıyor. Bu çalışma, söz konusu varsayımın muhtemelen yanlış olduğunu gösteriyor" dedi.</p>

<p>Araştırmacılar çalışmada, hem önceki araştırmaların incelemesini hem de kendi orijinal verilerinin analizini gerçekleştirdi.</p>

<p>Araştırmaları yeniden gözden geçiren bilim insanları, milyonlarca erkek-kadın eş-ebeveyni, nişanlı çifti, evli çifti veya birlikte yaşayan çiftleri içeren, en eskisi 1903'te yapılmış 199 çalışmadaki 22 özelliği ele aldı.</p>

<p>Bilim insanları, BK'deki yaklaşık 80 bin karşı cins çiftin 133 özelliğini incelemek için BK Biobank veri setinden de yararlandı.</p>

<p>Araştırmacılar, halihazırda eşcinsel çiftlerle ilgili verileri ayrı ayrı incelediklerini söylüyor.</p>

<p>Heteroseksüel çiftler üzerinde yaptıkları araştırma, siyasi ve dini tutumların yanı sıra eğitim düzeyi gibi özelliklerin bilhassa yüksek korelasyonlar gösterdiğini ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, madde kullanımıyla ilgili özelliklerin de yüksek korelasyon gösterdiğini belirterek, fazla sigara tüketenlerin, fazla içki içenlerin ve sigara-içki karşıtlarının benzer alışkanlık sahipleriyle partner olma eğiliminin daha kuvvetli olduğunu ekledi.</p>

<p>Bilim insanları, boy, kilo, tıbbi rahatsızlıklar ve&nbsp;<a href="https://www.indyturk.com/tags/ki%C5%9Filik-%C3%B6zellikleri" rel="nofollow" target="_blank">k</a>işilik özelliklerinin&nbsp;çok daha düşük olsa da pozitif korelasyon gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Öte yandan Dr. Horwitz, "İnsanlar, dışadönüklerin içedönüklerden ya da dışadönüklerin diğer dışadönüklerden hoşlandığı gibi teorilere sahip. Ancak işin aslı şu ki bu, yazı tura atmak gibi bir şey: Dışadönüklerin yolunun da içedönüklerde ya da dışadönüklere çıkması ihtimali benzer" dedi.</p>

<p>Ancak incelemede, zıt kutupların birbirini çektiği herhangi bir özelliğe dair "ikna edici" hiçbir kanıt bulunamadı.</p>

<p>Dr. Horwitz, "Bu bulgular,&nbsp;ilişkilerimizle&nbsp;ilgili seçme hakkımız olduğunu hissettiğimiz durumlarda bile, perde arkasında tam farkında olmadığımız mekanizmalar olabileceğini gösteriyor" dedi.</p>

<p>Fakat araştırmacılar, çalışmadaki korelasyonların "epey mütevazı" olduğu ve herhangi bir gündemi teşvik etmek için abartılmaması veya kötüye kullanılmaması gerektiğine dair uyarıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/askta-zit-kutuplar-birbirini-cekmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 05 Sep 2023 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="94940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sokakta yaşayanlar: Evsizlerin sayısı hiç bu kadar artmamıştı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/sokakta-yasayanlar-evsizlerin-sayisi-hic-bu-kadar-artmamisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/sokakta-yasayanlar-evsizlerin-sayisi-hic-bu-kadar-artmamisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve artan kiralarla birlikte barınma krizi büyüyor. Her geçen gün daha fazla insan, sokakta yaşama korkusuyla yaşıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Hastane bahçeleri, camiler, esnaf yoğun caddeler, park bahçeler ve otogarlar… Özellikle büyükşehirlerde evsizler, barınmak için genellikle bu mekanları tercih ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Türkiye’de evsiz sayısına ilişkin herhangi bir resmî veri yok. Bu alanda çalışan sivil toplum örgütleri en çok bu istatistik eksiğinden dert yanıyor.</p>

<p dir="ltr">Fakat yine de sokaklardaki muhtaç sayısında artış yaşandığını gözlemlemek, gece gündüz bu kişilere yardım dağıtan profesyoneller için çok da zor değil.</p>

<p dir="ltr">BBC Türkçe'den Fundanur Öztürk'ün konuştuğu Sivil toplum temsilcileri, evsizlerin sayısının başta İstanbul’da olmak üzere, “hiç olmadığı kadar” arttığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">28 yıldır evsizlere yardım eden Şefkat-Der gönüllüsü Hayrettin Bulan, “28 yıldır evsiz sayısında hiç böyle bir patlama görmedik. Eskiden evsiz deyince akla bekar erkekler geliyordu, şimdi ailecek, çoluk çocuk sokakta kalanlar var” diyor.</p>

<p dir="ltr">Her ne kadar sayılarla konuşmak tahmini olsa da Bulan, sadece İstanbul’da 40 bin olmak üzere Türkiye genelinde yüz binlerce evsiz olduğu görüşünde:</p>

<p dir="ltr">“İnsanlar tek maaşla geçinemez ve kiralarını ödeyemez hale geldi. Asgari ücretle kiralık ev bulunamaz hale gelmesi, çalışanları bile evsiz hale getirdi.</p>

<p dir="ltr">“Anne kadın sığınma evine, çocuklar yetimhaneye düşüyor. Derneğimiz evlerine başvuran aileleri de kadın erkek başka evlere vermek zorunda kalıyoruz, aile paramparça oluyor.”</p>

<p dir="ltr">İstanbul sokaklarında düzenli olarak evsizlerle buluşan İnsani Hayat Derneği’nin başkanı Yunus Çetinkol, “Biz artık sadece 2 saat içinde 150 evsize ulaşabiliyorsak, sayı çok artmış demektir” diyor.</p>

<p dir="ltr">Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin&nbsp;<a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c6pg81d62z3o" rel="nofollow"><b>BBC Türkçe</b>’</a>yle paylaştığı verilere göre, evsizlere ayrılan Dışkapı Barınma Evi’nde bu yıl Temmuz ayı itibarıyla 2 bin 339 evsiz konakladı. Bu sayı geçen yıl 2 bin 676'ydı. Dolayısıyla henüz kış dönemine başlamadan, neredeyse geçen yılın kapasitesine ulaşıldı.</p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/sokakta-yasayanlar-evsizlerin-sayisi-hic-bu-kadar-artmamisti</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Sep 2023 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="39987"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava kirliliği ömrü '2 yıldan fazla' kısaltabiliyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/hava-kirliligi-omru-2-yildan-fazla-kisaltabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/hava-kirliligi-omru-2-yildan-fazla-kisaltabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava kalitesiyle ilgili araştırmalar yapan ABD'li bir kuruluşun son raporuna göre, kirli hava solumak sağlık açısından en büyük riski oluşturuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Chicago Üniversitesi Enerji Politikası Enstitüsü'nün (EPIC) raporu, hava kalitesinin kötü olduğu bir bölgede yaşamanın insan ömrünü ortalama iki yıldan fazla azalttığını gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Raporda, çok küçük partiküler maddelerin (PM) yol açtığı hava kirliliğinin "kamu sağlığı açısından en büyük dışsal tehdit olmaya devam ettiği" vurgulanıyor.</p>

<p dir="ltr">Araştırma motorlu taşıtlar, sınai üretim ve orman yangınlarının yol açtığı hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkisinin sigara içmeye eşdeğer olduğunu gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Bu kirliliğin etkisinin alkol kullanımından 3 kat daha tehlikeli olduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Rapordaki veriler ülkelerin 2021 yılındaki ortalama PM2.5 değerini esas alıyor.</p>

<p dir="ltr">PM havadaki çok küçük parçacıklar için kullanılan partiküler maddeleri ifade ediyor. Bu maddeler 2,5 mikrometre ve daha küçük çaplı ise PM2.5 olarak adlandırılıyor.</p>

<p dir="ltr">İndeks, metreküp başına düşen PM2.5 yoğunluğu ölçümlerine dayanıyor.</p>

<p dir="ltr">Bu partiküller, akciğerlerin derinliklerine ve kan dolaşımına girip diğer organları da etkileyebiliyor.</p>

<h2 id="Güney-Asya-başı-çekiyor" tabindex="-1">Güney Asya başı çekiyor</h2>

<p dir="ltr">Güney Asya hava kirliliğinden en fazla etkilenen bölge. Buradaki kirlilik, beklenen yaşam süresinin ortalama 5 yıldan fazla azalmasına neden oluyor.</p>

<p dir="ltr">Kirliliğin en yoğun olduğu Bangladeş, Hindistan, Nepal ve Pakistan'daki yaşam süresi kaybı küresel kaybın yarısından fazlasına tekabül ediyor.</p>

<p dir="ltr">Hızlı sanayileşme ve nüfus artışı bölgede hava kalitesinin düşmesine yol açan etkenler arasında. Güney Asya'da bugünkü parçacık kirliliği seviyesi, 21. yüzyıl başındaki seviyenin yüzde 50 üzerinde seyrediyor.</p>

<p dir="ltr">Hava kirliliğinde liste başı olan Bangladeş'te nüfus başına kaybedilen yaşam süresi 6,8 yıla ulaşıyor. Buna karşılık ABD'de kaybedilen yaşam süresi 3,6 ay.</p>

<p dir="ltr">EPIC, uydu görüntülerini inceleyerek havada kirlenmeye neden olan partikülerin miktarını ve bunların yaşam süresi beklentisi üzerindeki etkilerini hesaplıyor.</p>

<p dir="ltr"><a aria-label="Raporda, , dış" href="https://aqli.epic.uchicago.edu/wp-content/uploads/2023/08/AQLI_2023_Report-Global.pdf" rel="nofollow">Raporda,&nbsp;</a>Hindistan'ın 2013'ten bu yana dünya hava kirliliği artışında yüzde 59 pay sahibi olduğu belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Nüfus yoğunluğu çok yüksek olan ve dünyanın en kirli şehri olarak bilinen Yeni Delhi'de yaşam süresi beklentisi bu yüzden kişi başına 10 yıldan fazla azalıyor.</p>

<h3 id="WHO-standardı-nedir" tabindex="-1">WHO standardı nedir?</h3>

<p dir="ltr">Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre bir bölgede temiz hava solunabilmesi için PM2.5 değerinin metreküp başına en fazla 5 mikrogram olması gerekiyor.</p>

<p dir="ltr">WHO, hava kirliliğinin bu seviyeye indirilmesi halinde ortalama yaşam süresinin 2,3 yıl artacağını hesaplıyor.</p>

<p dir="ltr">Bu durumda artan yaşam süresi Pakistan'da 3,9 yıla, Nepal'de 4,6 yıla kadar çıkıyor.</p>

<p dir="ltr">Raporda Çin'in 2013- 2021 yılları arasında hava kirliliğini yüzde 42,3 oranında azalttığı belirtiliyor.</p>

<h3 id="Türkiyede-durum" tabindex="-1">Türkiye'de durum</h3>

<p dir="ltr">Türkiye'de metreküp başına PM2.5 miktarı 21,8 mikrogram görünüyor.</p>

<p dir="ltr">Bu, WHO standartlarının neredeyse 4,5 katına tekabül ediyor.</p>

<p dir="ltr">Bu miktarın WHO standartlarına çekilmesi halinde Türkiye'de bir insanın ortalama yaşam beklentisinin 1,6 yıl artacağı öngörülüyor. (BBC Türkçe)</p>

<ul dir="ltr" role="list">
 <li role="listitem"><i><b>2021 Dünya Hava Kirliliği Raporu'na göre Avrupa bölgesinde havası en kirli kent Iğdır (video aşağıdaki linkte)</b></i></li>
</ul>

<p><i><b><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/TOSXnoYhmMk" title="Iğdır: Yerini sevmeyen kent" width="500"></iframe></b></i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKOLOJİ, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/hava-kirliligi-omru-2-yildan-fazla-kisaltabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="13496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pasaportun gücü paradan geçiyor]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/pasaportun-gucu-paradan-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/pasaportun-gucu-paradan-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada bazı ülke vatandaşları hemen her ülkeye rahatça girebilirken bazıları meşakkatli süreçlerden geçmek zorunda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p _msthash="29" _msttexthash="10515804">Yurt dışına seyahat etmek bazıları için çocuk oyuncağı, bazıları içinse haftalar sürebilen zahmetli, bürokratik bir süreç.</p>

<p _msthash="30" _msttexthash="80348840">Kolay seyahat edebilmek, hangi ülkenin pasaportunu taşıdığınıza bağlı. Henley&amp; Partners danışmanlık şirketinin Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) ile birlikte düzenli olarak yayımladığı Pasaport Endeksinin Ağustos'ta güncellenen verilerine göre, bu konuda dünyanın en şanslı milleti, 193 ülkeye elini kolunu sallayarak girebilen Singapurlular.</p>

<p _msthash="31" _msttexthash="49970531">İkinci sırayı, 190 ülkeye vizesiz girebilen sekiz ülke paylaşıyor: Finlandiya, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Güney Kore, İspanya ve İsveç. Türkiye, 114 ülkeye vizesiz girişle endeksin 55'inci sırasında yer alırken 107'nci ve son sırada sadece 27 ülkeye vizesiz gidebilen Afganlar bulunuyor.</p>

<h2 _msthash="32" _msttexthash="635388">Kamboçya-Almanya örneği</h2>

<p _msthash="33" _msttexthash="69265846">Örneğin, Alman vatandaşları Kamboçya'ya kolayca seyahat edebiliyor. Bunun için Berlin'deki Kamboçya Büyükelçiliğinden 40 euro karşılığında 30 günlük turist vizesi alınıyor. Vize internet üzerinden alındığında işlem ücreti 33 euroya düşüyor. Ya da doğrudan Kamboçya'ya uçup havaalanında 28 euroya giriş vizesi alabiliyorsunuz.</p>

<p _msthash="34" _msttexthash="67612376">Ancak Kamboçya pasaportu taşıyor ve Almanya'ya gelmek istiyorsanız iş değişiyor. Yazılı bir davet mektubu, son altı aya ait banka hesap dökümü, gelirinizi gösteren belge, tapular ve bir dizi diğer belgeyi ibraz etmeniz gerekiyor. Vize başvurusu için 80 euronun nakit olarak ödenmesi gerekiyor, başvurunun reddi durumunda para geri ödenmiyor.</p>

<p _msthash="35" _msttexthash="26603148">Kamboçya'da başkent Phnom Penh'te yaşayan ve durumu iyi olarak nitelendirilebilecek kesimden Arun, Almanya vizesi konusunda tecrübeli. "Sana birkaç soru soruyorlar, inanılır bulurlarsa vizeyi veriyorlar" diyor.</p>

<h3 _msthash="36" _msttexthash="1076946">Parası olana seyahat özgürlüğü</h3>

<p _msthash="37" _msttexthash="44900518">Bir ülkenin ekonomik durumu vize prosedürlerinde önemli rol oynuyor. Dünyanın en gelişmiş yedi sanayi ülkesi; Japonya, Almanya, İspanya, İtalya, Fransa, İngiltere, ABD ve Kanada listede ilk onda yer alıyor. G7 ülkeleri birlikte küresel GSYİH'nın yüzde 40'ını oluşturuyor.</p>

<p _msthash="40" _msttexthash="105208792">Danışmanlık şirketi Henley &amp;; Partners, bu durumu "Ülkeler sınırlarını müreffeh ülkelerin vatandaşlarına açıyor. Çünkü bu yolla ticaret, turizm, yatırım gibi avantajlara sahip olma ihtimali daha yüksek" diye açıklıyor. Buna karşın yoksulluk ve ekonomik istikrarsızlığın hüküm sürdüğü ülkelerin vatandaşları, vize dolduktan sonra da ülkeyi terk etmeme ihtimali nedeniyle potansiyel risk olarak görülüyor.</p>

<p _msthash="41" _msttexthash="32081036">Kamboçyalı Aron, bu durumu en iyi bilenlerden. "Kamboçya yoksul bir ülke olduğu için elimdeki pasaportun pek bir gücü yok" diyor. Henley Pasaport Endeksi'nde 87'nci sırada yer alan Kamboçya'dan sadece 55 ülkeye vizesiz seyahat edilebiliyor.</p>

<h2 _msthash="42" _msttexthash="760903">Yeni pasaport, yeni fırsatlar</h2>

<p _msthash="43" _msttexthash="118192113">Berlin'de yaşayan gazeteci Muhammed, Pakistan pasaportunu bırakıp Alman vatandaşlığına geçmiş. "Pakistan pasaportumla hep karmaşık, uzun süren vize süreçleri oluyordu. Başvurunun reddedilme riski hep vardı. Ayrıca bazı ülkelere, özellikle de Ortadoğu ülkelerine seyahatlerde ayrı bir sırada beklemeniz ve pek çok soruyu yanıtlamanız gerekiyor" diyor. Henley endeksine göre Pakistan vatandaşları sadece 33 ülkeye vizesiz seyahat edebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p _msthash="44" _msttexthash="28639819">Muhammed, Alman pasaportunu aldıktan sonra seyahatlerin son derece kolaylaştığını söylüyor ve ekliyor: "Farkı belirgin bir şekilde hissediyorum. Çok az ülkeye vize gerekiyor. Pek çok ülkeye rahatça gidebiliyorum."</p>

<h3 _msthash="45" _msttexthash="447018">Satılık pasaportlar</h3>

<p _msthash="46" _msttexthash="35366695">İşte bu farktan dolayı bazı ülke pasaportlarına rağbet de büyük. Eskiden bazı AB ülkeleri, yatırımlar karşılığında vatandaşlık verme uygulamasına gitmişti. Ancak AB'nin siyasi baskıları sonucunda bu uygulamalara artık son veriliyor.</p>

<p _msthash="47" _msttexthash="189374302">Yolsuzluklarla mücadele alanında faaliyet gösteren Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nden Roland Papp, günümüzde Malta'nın yatırımlar karşılığı vatandaşlık veren tek AB ülkesi olduğunu belirtiyor ve uygulamayı eleştiriyor. "Pasaport satışı demokrasimiz hakkında ne düşündürüyor, buna kafa yormamız lazım. Yeterince zengin olan, bazı hakları satın alabiliyor ama yeterince parası olmayan zorluklarla karşılaşıyor" diyen Papp, normal yollardan vatandaşlığa geçmek isteyenlerin önünde çok zorlu bürokratik bir sürecin olduğunu hatırlatıyor.<a href="https://www.dwturkce.com/tr/pasaportun-g%C3%BCc%C3%BC-paradan-ge%C3%A7iyor/a-66659889" rel="nofollow"> (Kaynak)</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/pasaportun-gucu-paradan-geciyor</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Aug 2023 18:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="75800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kocasını aldatıp tecavüz ihbarında bulunan kadına ceza verildi]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/kocasini-aldatip-tecavuz-ihbarinda-bulunan-kadina-ceza-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/kocasini-aldatip-tecavuz-ihbarinda-bulunan-kadina-ceza-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 yaşındaki Renee Skoglund, 8 yıl boyunca şartlı tahliyeye tabi olacak ve sahte ihbarıyla ilgili soruşturmanın masraflarını ödemek zorunda kalacak]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section>
<p>Evli&nbsp;bir kadın, ilişki yaşadıktan sonra ücretsiz STD (Sexually Transmitted Disease/Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık) testine erişebilmek için cinsel saldırıya uğradığını iddia etti.</p>
</section>

<article>
<p>30 yaşındaki Renee Skoglund, Tampa savcılarıyla yaptığı ikrar anlaşması sonrası denetimli serbestlikte 2 ve şartlı tahliye koşullarında 8 yıl geçirecek. FOX13'ün haberine göre, geçen hafta yapılan karar duruşmasında savcılar Skoglund'un eşini&nbsp;aldatmak&nbsp;için Güney Dakota'dan&nbsp;Florida'daki Hillsborough County'ye gittiğini belirtti.</p>

<p>Skoglund'un 8 Mart'ta yaşadığı tek gecelik ilişkiden sonra cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanmış olabileceğinden korktuğu bildirildi. Ücretsiz test yaptırmak isteyen Skoglund, daha sonra arabasını kontrol etmek için eyaletler arası yolda kenara çektiği sırada tecavüze uğradığına dair ayrıntılı bir hikaye uydurdu.</p>

<p>911 operatörlerine ağlamaklı bir halde "45 dakika kadar önce tecavüze uğradım" diyen&nbsp;Skoglund,&nbsp;sözümona tecavüzcüsünün başına bir havlu sardığını, ellerini ve ayaklarını iple bağladığını ve onu aracının arka koltuğuna zorla bindirdiğini iddia etti.</p>

<p>Skoglund'un cep telefonunu inceleyen yetkililer, hikayede bazı tutarsızlıklar olduğunu fark etti. Yetkililer ayrıca Skoglund'un daha sonra tecavüz sırasında kullanıldığını iddia ettiği bir ipi Walmart'tan satın aldığını gösteren güvenlik kamerası kaydına da ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Skoglund'un daha sonra tecavüz iddialarını uydurduğunu itiraf ettiği belirtildi ve 30 yaşındaki kadına polise sahte ihbarda bulunmaktan dava açıldı.</p>

<p>Savcı Jessica Couvertier, cuma günkü karar duruşmasında mahkemeye "Hillsborough County'de bir kişiyle karşılıklı rıza içinde cinsel ilişkiye girdi" dedi.</p>

<blockquote>
<p>Sonra medeni durumu sebebiyle kendini suçlu hissetti ve cinsel yolla bulaşan hastalık kontrolü yaptırmak istedi.</p>
</blockquote>

<p>Şartlı tahliyeye ek olarak Skoglund'un Hillsborough County Şerif Bürosu'na 17 bin 245 dolar ödemesi gerekiyor. (Independent Türkçe)</p>
</article></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/kocasini-aldatip-tecavuz-ihbarinda-bulunan-kadina-ceza-verildi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Aug 2023 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="15298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Masalar boşaldı çalışanlar ofiste yalnız kaldı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/masalar-bosaldi-calisanlar-ofiste-yalniz-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/masalar-bosaldi-calisanlar-ofiste-yalniz-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pandemi sonrası boşalan ofisler bugün de tam dolabilmiş değil. Yayınlanan yeni bir rapor, dünya genelinde ofislerdeki masaların üçte birinin hafta boyunca boş kalıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>XY Sense tarafından hazırlanan rapora göre, dünyanın dört bir yanındaki ofislerde masaların üçte birinden fazlası tüm hafta boyunca boş kalıyor ve şirketler çalışanları ofislerine geri döndürmek için mücadele ederken, işyerlerinin mevcut koşullara ne kadar uygun tasarlandığı sorusu gündemi meşgul ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu rapor, çalışma noktaları olarak adlandırılan odacık ve masaların yüzde 36'sının hiç kullanılmadığını ve bunun da genel bir arz fazlalığına işaret ettiğini ortaya koyuyor. Kullanılanların yüzde 29'u belirli bir günde üç saat veya daha az süreyle tercih ediliyor.</p>

<p>Bloomberg'in haberine göre ABD, İngiltere, Hong Kong ve Singapur dahil olmak üzere dokuz bölgede 24 bin 855 farklı çalışma alanının izlendiği araştırmaya göre, bunların sadece yüzde 14'ü beş saat veya daha fazla süreyle kullanılıyor. En çok kullanılan alanlar arasında, ortalama yüzde 90'ı dolu olan iki ya da üç kişilik toplantı odaları yer alıyor. Genel olarak, ofis kullanımı pandemi öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 50'sinde kalmış durumda.</p>

<h3>Yüz yüze çalışmaya olan ihtiyaç azaldı</h3>

<p>Bulgular, kuruluşların ofis alanı ihtiyaçlarını değerlendirirken karşılaştıkları zorlukları da ortaya koyuyor. Boston Consulting Group'un araştırmasına göre, hem çalışanlar hem de yöneticiler zamanın en az üçte birinde sahada olmaları gerektiğini söylüyor, ancak bu yüz yüze geçirilen zamanın çoğu artık bir masaya bağlı olarak geçirilmiyor.</p>

<p>XY Sense'in kurucu ortağı ve CEO'su Alex Birch, "Daha mütevazi bir masa konseptini yeniden düşünme zamanı geldi" sözlerini kaydederken şu noktaya dikkat çekiyor: "İş istasyonları ofislerimizdeki alanı domine ediyorlar, pahalılar ve onları pandemi öncesi kullandığımız gibi kullanmıyoruz. İnsanlar odaklandıkları işlerin çoğunu evde yaptıkları için şirketler artık bu masalara daha az ihtiyaç duyuyor. Şirketler ya bu masa alanını daha iyi işyeri deneyimleri için yeniden kullanmalı ya da bir şekilde israfı görmezden gelmemeli"</p>

<p>Diğer veriler de masalardan uzaklaşmayı destekliyor. Ofis mobilyası üreticisi Haworth'un araştırması, 2020'den önce çalışanların yüzde 85'inin kendi bireysel iş istasyonlarına sahip olduğunu, ancak şu anda yarısından azının sahip olduğunu ortaya koydu. Şirketlerin olabildiğince çok sayıda çalışanı statik odacık çiftliklerine veya uzun iş istasyonu sıralarına tıkıştırdığı yılların ardından, bazıları uzaktan çalışmanın getirdiği değişiklikleri çok gecikmiş olarak görüyor.</p>

<p>Mimarlık ve tasarım firması HOK'un işyeri uygulama direktörü Kay Sargent, "Çok uzun zamandır ofisleri sanki saksı bitkisiymişiz gibi tasarladık. İnsanları gerçekten bütün gün masa başında oturmaları için mi ofise davet ediyorsunuz? Yoksa onları bağlantı kurmaya, akıl hocalığı yapmaya ve yenilikler üretmeye mi teşvik etmek istiyorsunuz?" şeklinde konuştu.</p>

<h3>Ofise dönme baskısı</h3>

<p>Masa kullanımının azlığı, işverenleri gayrimenkul ihtiyaçlarını yeniden düşünmeye de sevk edebilir. CBRE tarafından yapılan bir ankette her on büyük kuruluştan dokuzundan fazlası düşük ofis kullanım oranlarını paylaştı ve yarısından fazlası önümüzdeki üç yıl içinde gayrimenkul noktasında küçülmeye gitmeyi planlıyor. XY Sense'in verilerine göre, ofis kullanımı 2023'ün ilk ve ikinci çeyreği arasında pek değişmedi. Ancak aracı kurum JLL'ye göre, yaklaşık bir milyon ABD masa başı çalışanı yıl sonuna kadar ofislere daha sık dönme zorunluluğuyla karşı karşıya.</p>

<p>Mimar Hassell'de işyeri ve ticari sektör müdürü ve eş lideri olan Domino Risch raporda bu durumu, "Bugünlerde çoğu ofisin bir özelliği olan dönümlerce büyük açık iş istasyonlarıyla yanlışlıkla çağrı merkezi ortamları yarattığımız gerçeğini ele almamız gerekiyor. Tipik bilgi tabanlı kuruluşların sahip olduğu tekrarlayan açık plan iş istasyonları artık amaca uygun değil" şeklinde tanımladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/masalar-bosaldi-calisanlar-ofiste-yalniz-kaldi</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Aug 2023 08:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="30087"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Buz adam Ötzi Anadolulu çıktı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/buz-adam-otzi-anadolulu-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/buz-adam-otzi-anadolulu-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri'nde buzulların içinde çürümemiş halde bulunan 5 bin yıllık buzul mumya Ötzi'nin köklerinin Anadolu'ya dayandığı ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p _msthash="270" _msttexthash="19938841">Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri'nde buzulların içinde çürümemiş halde bulunan 5 bin yıllık&nbsp;buz adam Ötzi'nin köklerinin Anadolu'ya&nbsp;dayandığı ortaya çıktı.</p>

<p _msthash="271" _msttexthash="85437534">1991 yılında bulunduğu bölge olan Ötztal'den esinlenilerek Ötzi adı verilen buzul mumyanın şimdiye kadar Avrupalı bir avcıya ait olduğu sanılıyordu. Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden yapılan açıklamaya göre neolitik çağ insanı Ötzi, muhtemelen Anadolulu göçmen bir aileye mensuptu ve öldüğünde şimdiye kadar bilinenin aksine kel ve koyu tenliydi.</p>

<p _msthash="272" _msttexthash="101150920">Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nün Eurac Mumya Araştırmaları Enstitüsü ile birlikte yaptığı araştırmada,&nbsp;Ötzi ile Anadolu'dan erken dönem göç eden çiftçiler arasında&nbsp;alışılmadık derecede yüksek bir genetik yakınlık bulunduğu tespit edildi. Araştırmacılara göre bu durum Ötzi'nin diğer Avrupalı gruplarla çok az teması olan, nispeten izole bir Alp popülasyonundan geldiğini ortaya koyuyor.</p>

<p _msthash="273" _msttexthash="93086747">M.Ö. 3300-3100 yıllarında yaşadığı varsayılan Ötzi'nin daha önceki analizlerde, genetik materyalinde Doğu Avrupalı bozkır çobanlarına ait kanıtlar ortaya çıkarılmıştı. Ancak bu sonuç araştırmacılara göre kontamine olmuş bir örnekten kaynaklandığı için hatalıydı. Son yapılan analizlerde ise Ötzi'de "avcı-toplayıcı" genlerinin oranının çok düşük olduğu tespit edildi.</p>

<p _msthash="274" _msttexthash="58826898">Bilim insanları tarafından yapılan açıklamada, Ötzi'nin muhtemelen açık tenli değil esmer olduğu da belirtilerek, "Daha önce mumyanın cildinin buzda saklanma sırasında koyulaştığı düşünülüyordu, ancak muhtemelen şu anda gördüğümüz aslında büyük ölçüde Ötzi'nin orijinal cilt rengidir" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 _msthash="275" _msttexthash="2056509">Yaşadığı döneme ilişkin önemli bilgiler elde edildi</h2>

<p _msthash="276" _msttexthash="4779385">Mumya arkeologlar, antropologlar ve tarihçiler için büyük bir bilgi kaynağı oldu.</p>

<p _msthash="277" _msttexthash="151137636">Ötzi, buz altında, giysileri, eşyaları, silah ve araç gereçleriyle birlikte bozulmadan korunduğu için bilim insanlarının o dönemdeki insanlar ve yaşam tarzı hakkında önemli bilgiler edinmelerini sağladı. Giysileri ve ekipmanları o dönemin teknolojik ve sosyal yapısı hakkında önemli ipuçları sunarken, Ötzi'nin vücut yapısı ve sağlık durumu üzerine yapılan incelemeler, o çağın yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve hastalıkları hakkında da önemli bilgiler edinilmesine yol açtı.</p>

<p _msthash="278" _msttexthash="22922731">Son araştırmaya göre,&nbsp;Ötzi'nin genetik yapısında obezite ve tip 2 diyabet&nbsp;riskinin bulunduğu da saptandı. Ancak sağlıklı yaşam tarzı sayesinde muhtemelen Ötzi bu hastalıklara yakalanmadı.</p>

<p _msthash="279" _msttexthash="42087149">Ötzi'nin ölümüne dair çeşitli teoriler öne sürülse de en kabul göreni, muhtemelen bir çatışma sonucu öldürüldüğü yönünde. Üzerinde yapılan incelemelerde, başına aldığı bir darbe sonucu öldüğü, vücudunda ok ve bıçak yaraları bulunduğu tespit edildi.</p>

<p _msthash="280" _msttexthash="36035207">Buzların altında kaldığı için doğal şekilde mumyaya dönüşen ceset 1991 yılında Güney Tirol'deki Ötztal Alplerinde bulunmuştu. Bir müzeye konulan buluntunun tahmini dış görünüşü de figür, resim ve heykellere dönüştürülmüştü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/buz-adam-otzi-anadolulu-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 17 Aug 2023 07:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="51052"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği mental sağlığınıza etki edebilir]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/iklim-degisikligi-mental-sagliginiza-etki-edebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/iklim-degisikligi-mental-sagliginiza-etki-edebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, çevresel felaketlerle ilgili çok fazla habere ve sosyal medya içeriklerine maruz kalmanın eko anksiyeteyi tetiklediğini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;</strong>Günümüzün en önemli meselelerinden biri haline gelen iklim değişikliği ve küresel ısınma, geleceğe dair kaygılarımızı tetikleyecek boyuta geldi.&nbsp;<strong>Küresel ısınmanın&nbsp;</strong>insanları ruhsal açıdan etkilemesi sonucu yeni bir kaygı çeşidi ortaya çıktı: Ekoanksiyete ya da eko kaygı.</p>

<p>Amerikan Psikoloji Derneği'nin yaptığı tanımlamaya göre; iklim değişikliğinin kaçınılmaz etkisini izlemenin sonucu oluşabilecek çevresel felaket korkusuna bağlı olarak kişinin kendisinin ve gelecek nesillerinin geleceğiyle ilgili duyduğu kaygıya eko anksiyete deniyor. İstatistiklere göre; birleşik Krallıkta yaşayanların yüzde 85’i iklim değişikliği konusunda endişeli olduklarını belirtmiş. Türkiye'ye baktığımızda ise, insanların yüzde 40'ı çevre temizliği konusunda ülkenin çok daha kötüye gideceğinden endişeleniyor. Bu oranlar bize eko anksiyetenin küresel çapta arttığını gösteriyor.</p>

<p>HiDoctor psikoloğu Ayşenur Aldırmaz Taşdemir, ekoanksiyete belirtilerini şu şekilde sıralıyor: İklim değişikliği ve diğer küresel çevresel koşullar hakkında düşünürken; sinirli hissetme, endişelenmeyi kontrol edememe, korkmuş hissetme, bunları düşünmeyi bırakamama, uykuya dalmada güçlük çekme en bariz belirtiler. Bu belirtileri iki haftadan fazla süreyle yaşayan kişilerin ekoanksiyete yaşıyor olabileceğine dikkat çeken Taşdemir, çevresel felaketlerle ve gelecekteki olumsuz senaryolarla ilgili çok fazla habere ve sosyal medya içeriklerine maruz kalmanın ekoanksiyeteyi tetiklediğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>HiDoctor Psikoloğu Ayşenur Aldırmaz Taşdemir, ekoanksiyete ile başa çıkmanın yollarını beş madde ile şöyle özetliyor:</strong></p>

<ol>
 <li>Çevresel olaylar ve iklim değişikliği konusunda aktif harekete geçmek: İklim değişikliğine karşı duyulan kaygı kişiyi bu durum için harekete geçme, çevresel örgütlenmelerde yer almaya itebilir. Öyle ki bu zaten bu kaygı durumunun hafiflemesine yardımcı olacaktır.</li>
 <li>Çevresel felaketlerle ilgili haber ve sosyal medya içeriklerinden kaçınmak: Çevresel sorunlar ve iklim değişikliği konusu gündemde oldukça yer alıyor. Bu gibi içeriklere sosyal medya ve televizyon gibi araçlarla çok fazla maruz kalmak kaygı durumunu ağırlaştırabilir. Kendinizi felaket senaryolarına maruz bırakmamaya çalışın.</li>
 <li>Karbon ayak izimizi azaltacak eylemlerde bulunmak: İklim değişikliğine karşı koymak adına birey olarak yapabileceğimiz en önemli şey kendi karbon ayak izimizi azaltmaktır. Buna daha az havayolu, kişisel otomobil kullanmaktan kaçınarak, toplu taşıma veya bisiklet gibi araçları tercih ederek başlayabilirsiniz. Küçük de olsa bireysel olarak katkı sağlamak ekoanksiyete ile başa çıkmanıza yardımcı olacaktır.</li>
 <li>Doğada daha fazla vakit geçirmek: Doğada geçireceğiniz vakit sizi sakinleştirecek ve yatıştıracaktır.</li>
 <li>Başımıza gelebilecek çevresel felaketlerle nasıl başa çıkılabileceğine dair araştırmalar yapmak: Kaygının kaynağı olan iklim değişikliği ve bununla başa çıkmakla ilgili daha derin bilgiye sahip olmak çevreden gelecek yalan yanlış felaket senaryolarına karşı kaygıyı azaltır. Konuyla ilgili atacağınız adımlarda daha bilinçli olmanızı sağlayacaktır.</li>
 <li>Kaygı çok şiddetli ise bir uzmandan yardım almak: Ekoanksiyete çok şiddetli yaşanıyorsa ve yukarıda bahsedilen maddeler yardımcı olmuyorsa uzman bir psikolog ile görüşmek en uygun tercih olacaktır.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/iklim-degisikligi-mental-sagliginiza-etki-edebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Aug 2023 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="66510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ortalama iş günü 37 dakika kısaldı]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/ortalama-is-gunu-37-dakika-kisaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/ortalama-is-gunu-37-dakika-kisaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya genelinde işe ayrılan sürenin 37 dakika azaldığı buna rağmen verimliliğin düşmediği ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bloomberg, 2022 yılında fazla mesai yapan çalışan sayısının azaldığını ve ortalama iş gününün 37 dakika kısaldığını yazdı. Veriler Covid-19 sonrası dönemde yöneticilerin iş-yaşam dengesine giderek daha fazla önem verdiğinin göstergesi olarak yorumlandı.</p>

<h3>38 milyon saatini analiz edildi</h3>

<p>İşgücü analiz firması ActivTrak Inc. tarafından yapılan bir araştırmaya göre, işte geçirilen süre 2022 yılının ikinci çeyreğinin sonunda 10 saatten 10 ½ saate düştü. Şirketin Salı günü yayınladığı bir araştırmaya göre, çalışanlar daha kısa süreler için mesai yapıyor olsalar da üretkenlik düşmedi. Araştırma, finansal hizmetler, sağlık hizmetleri, sigorta ve profesyonel hizmetler gibi sektörlerde dünya çapında 134 binden fazla çalışanın 38 milyon saatini analiz etti.</p>

<h3>"Verimlilik kazancı"</h3>

<p>ActivTrak Verimlilik Laboratuvarı Başkan Yardımcısı Gabriela Mauch, "Burada gördüğümüz şey gerçekten bir verimlilik kazancıdır" dedi. Çalışmada ayrıca normal mesai saatleri dışında çalışan işçilerin sayısında da yüzde 32'den yüzde 28'e bir düşüş tespit edildi. Bu değişim çalışanların zihinsel, fiziksel ve finansal sağlığı için iyiye işaret olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mauch, daha kısa iş günlerinin şirketlerin çalışanların "tükenmişlikle ilgili yardım çığlıklarına" kulak verdiği anlamına gelebileceğini söyledi. Bununla birlikte, araştırmaya göre çalışanların neredeyse üçte biri 10 saatten fazla mesai yapmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/ortalama-is-gunu-37-dakika-kisaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Aug 2023 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="80637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Horlama sorunu olanlar için özel tatil paketi]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/belcikali-sirketten-horlama-sorunu-olanlar-icin-ozel-tatil-paketi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/belcikali-sirketten-horlama-sorunu-olanlar-icin-ozel-tatil-paketi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni paket kapsamında çiftler, aynı paraya bir yerine iki ayrı oda tutabilecek. Çiftin kaldığı her iki oda, aradaki bir kapıyla birbirine bağlı olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><b>Belçika’da bir seyahat acentesi, horlama sorunu olan kişiler için özel bir tatil olanağı sunuyor.</b></p>

<p dir="ltr">Tatil paketi, horlama sorunu nedeniyle ayrı odalarda uyumak zorunda kalan çiftlerin, fazladan para ödemeden tatilde de bu alışkanlığı sürdürmelerini hedefliyor.</p>

<p dir="ltr">De Blauwe Vogel adlı seyahat acentesi, müşteri çiftlerden sürekli olarak gelen horlama şikayeti üzerine, böyle bir tatil paketi hazırladıklarını belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Belçika medyasına göre, ülkede 2,5 milyon kişi, eşlerinin horlama sorunu nedeniyle uykusuz geceler geçiriyor. Bu sorun bazen ilişkilerin sona ermesine bile yol açıyor.</p>

<p dir="ltr">Uzmanlar, horlama sorununa karşı ayrı odalarda uyumanın en önemli çözümlerden biri olduğunu savunuyor.</p>

<p dir="ltr">Acente yöneticisi Trudo Carlier, özellikle horlama sorunu nedeniyle ayrı odalarda uyumak zorunda kalan çiftler için tatil programı yapmanın büyük bir sorun olduğunu vurgulayarak, yeni uygulama ile bu kişileri hedeflediklerini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Carlier, Belçika Radyosu’na yaptığı açıklamada, "Ne de olsa tatilde iki otel odası rezervasyonu yapmak pahalı ve sürekli uyanık kalmak da elbette eğlenceli değil. Yeni uygulama ile bu ortadan kalkacak” dedi.</p>

<p dir="ltr">Yeni paket kapsamında çiftler, aynı paraya bir yerine iki ayrı oda tutabilecek. Çiftin kaldığı her iki oda, aradaki bir kapıyla birbirine bağlı olacak.</p>

<p dir="ltr">Belçikalı şirket, Çarşamba gününden itibaren satışa sunduğu deneme “horlama turları” Mart ayında Abu Dabi ve Dubai ile başlayacak.</p>

<p dir="ltr">Şirket yöneticisi Carlier, Dubai’deki 4 yıldızlı bir otelle neredeyse ücretsiz ikinci bir oda sunma konusunda anlaşma yaptıklarını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Müşterilerin, 1 oda fiyatına 2 ayrı odada kalacağını vurgulayan Carlier, gündüz birçok tatil etkinliğini birlikte yapan çiftlerin, geceyi, horlama sorunu olmadan ayrı ayrı odalarda geçirebileceklerini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/belcikali-sirketten-horlama-sorunu-olanlar-icin-ozel-tatil-paketi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="89477"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yemek siparişinde lahmacun ilk sırada]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/yemek-siparisinde-lahmacun-ilk-sirada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/yemek-siparisinde-lahmacun-ilk-sirada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2023'ün ilk altı ayında Türkiye'de en çok tercih edilen yemek lahmacun oldu. Lahmacunu ise Adana dürüm ve tavuk döner takip etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Trendyol</strong>,&nbsp;<strong>Trendyol Yemek</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Trendyol Hızlı Market</strong>&nbsp;uygulamalarına yönelik yılın ilk 6 ayına ait verileri açıkladı. Trendyol Yemek’in son şampiyonu&nbsp;<strong>lahmacun</strong>, bu yıl da geçen yıl olduğu gibi yılın başından bugüne kadar en çok sipariş verilen lezzet oldu ve zirvedeki yerini korudu. Lahmacunu&nbsp;<strong>Adana dürüm</strong>,&nbsp;<strong>tavuk döner</strong>,&nbsp;<strong>çiğ köfte dürüm</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>pizza</strong>&nbsp;takip etti. 81 ilin tamamında 3 büyük il dışında en çok sipariş veren iller sırasıyla&nbsp;<strong>Bursa</strong>,&nbsp;<strong>Kocaeli</strong>,&nbsp;<strong>Antalya</strong>,&nbsp;<strong>Eskişehir</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Mersin</strong>&nbsp;oldu. Yemeklerin yanında ise sırasıyla en çok ayran, gazlı içecekler, su ve ice tea tercih edildi.</p>

<p><strong>İstanbul</strong>’un en çok sipariş veren semtleri&nbsp;<strong>Beşiktaş</strong>,&nbsp;<strong>Şişli</strong>,&nbsp;<strong>Kağıthane</strong>,&nbsp;<strong>Sarıyer</strong>,&nbsp;<strong>Kadıköy</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Üsküdar</strong>’ın gözdesi lahmacun ve ayran ikilisi oldu. Yılın ilk yarısında yemeğin üstüne tatlı sipariş etmek isteyenlerin tercihi ise&nbsp;<strong>waffle</strong>,&nbsp;<strong>profiterol</strong>,&nbsp;<strong>antep fıstıklı ekler</strong>,&nbsp;<strong>kazandibi</strong>&nbsp;ve<strong>&nbsp;soğuk baklava</strong>&nbsp;oldu.</p>

<h3>Kahvaltıda simit, poğaça</h3>

<p>Kahvaltılar için en çok tercih edilen ürünler sırasıyla simit, kaşarlı poğaça, kahvaltı tabağı, patatesli gözleme ve çikolatalı açma olurken en çok sipariş verilen çorbalar; mercimek, ezogelin, tavuk suyu, yayla ve kelle paça oldu. Kullanıcılar deniz ürünleri içerisinde en çok hamsi tava, balık çorbası, ekmek arası hamsi, ızgara levrek ve ekmek arası uskumru siparişi verdi.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trendyol Hızlı Market'te ise kullanıcılar en çok 17:00 ve 19:00 saatleri arasında sipariş veriyor. İstanbul,&nbsp;<strong>Ankara</strong>,&nbsp;<strong>İzmir</strong>,&nbsp;<strong>Bursa</strong>,&nbsp;<strong>Kocaeli</strong>,&nbsp;<strong>Antalya</strong>,&nbsp;<strong>Adana</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Eskişehir</strong>&nbsp;en çok sipariş verilen şehirlerin başında geldi.</p>

<p>İlk 6 ayda en çok tercih edilen atıştırmalıklar bisküvi, kraker, ay çekirdeği, cips, gofret olurken, kahvaltıda en çok salam, peynir, sürülebilir çikolata ve yumurta sipariş edildi. En çok sipariş verilen ürünler ise sebze, meyve, çikolata, bisküvi, kraker, süt ve cips oldu. Hafta sonu kaçamaklarında ise sebzeden ve meyveden sonra yine çikolata, bisküvi, kraker, süt ve cips tercih edildi.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/yemek-siparisinde-lahmacun-ilk-sirada</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="54523"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neden hafta boyunca hep aynı saatte uyumalıyız?]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/neden-hafta-boyunca-hep-ayni-saatte-uyumaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/neden-hafta-boyunca-hep-ayni-saatte-uyumaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yatma ve uyanma saatlerini düzenli tutmak ve sağlıklı beslenmek, hastalık riskimizi azaltmaya yardımcı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section aria-labelledby="article-byline" role="region"></section>

<p dir="ltr"><b>İngiltere'de yapılan yeni bir araştırmaya göre, çalıştığımız ve izin günlerimiz arasında uyku alışkanlıklarındaki küçük farklar, bağırsaklarımızdaki bakterilerde sağlıksız değişikliklere yol açabilir.</b></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Araştırmacıların ulaştığı sonuçlara göre bağırsaklardaki bu değişikliklerin nedeni, "sosyal jetlag" olarak adlandırılan durumda olan insanların, daha kötü beslenmeleri olabilir.</p>

<p dir="ltr">Hafta içinde, hafta sonuna kıyasla çok farklı saatlerde uyuyup uyanmak, "sosyal jetlag" olarak adlandırılıyor.</p>

<p dir="ltr">Uyku düzeninin aşırı derecede bozulması, özellikle de vardiyalı çalışma gibi durumlar, sağlık üzerinde olumsuz etkilere sahip.</p>

<p dir="ltr">Yatma ve uyanma saatlerini düzenli tutmak ve sağlıklı beslenmek, hastalık riskimizi azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p dir="ltr"><strong>90 dakikalık fark bile...</strong></p>

<p dir="ltr">Kings College London’daki bilim insanları tarafından yaklaşık bin yetişkin üzerinde yapılan çalışma, normal seyreden bir hafta boyunca gece uykusunun orta noktasındaki 90 dakikalık bir farkın bile, insan bağırsağındaki bakteri türlerini etkileyebileceğini ortaya koydu.</p>

<p dir="ltr">Bağırsak sistemimizde farklı türde bakterilere sahip olmak önemli. Bazıları diğerlerinden daha iyi olsa bile doğru çeşitliliğe sahip olmak pek çok hastalığı önlemek için kilit önemde.</p>

<p dir="ltr">Çalışmanın yazarlarından Kate Bermingham, “Sosyal jetlag, sağlığınızla olumsuz ilişkilere sahip mikrobiyota türlerine neden olabilir” dedi.</p>

<p dir="ltr">Çalışmaya göre, İngiltere nüfusunun yüzde 40'ından fazlası bu durumdan muzdarip. En yaygın olarak gençler ve genç yetişkinlerde görülüyor, yaşlandıkça azalıyor.</p>

<p dir="ltr">Avrupa Beslenme Dergisi'nde yayımlanan bu çalışmaya katılanların uykuları ve kan değerleri analiz edildi, dışkı örnekleri toplandı ve yedikleri her şey de kayıt altında tutuldu.</p>

<p dir="ltr">Sosyal jetlag yaşayanlar (yüzde 16), patates, cips ve şekerli içecekler gibi yüksek karbonhidrat içeren bir beslenmeyi benimsemeye daha yatkındılar, az miktarda meyve ve kuruyemiş tüketiyorlardı.</p>

<p dir="ltr">Daha önceki araştırmalarda da sosyal jetlag yaşayan insanların daha düzenli uyku saatlerine sahip insanlara kıyasla daha az lifli yiyecek tükettiği sonucu ortaya çıkmıştı ve yine sosyal jetlag'in kilo alımı, hastalık ve zihinsel yorgunlukla ilişkilendirildiği sonucuna varılmıştı.</p>

<p dir="ltr">Dr. Bermingham, “Kalitesiz uyku, tercihlerimizi etkiler. Bu durumlarda insanlar daha yüksek karbonhidratlı veya şekerli gıdaları yemek ister” diyor.</p>

<p dir="ltr"><strong>Sağlıksız bir beslenme bağırsaktaki belirli bakteri düzeylerini etkileyebilir.</strong></p>

<p dir="ltr">Araştırmacılar, sosyal jetlag yaşayan grupta daha yaygın olan altı mikrobiyota türünden üçünün, düşük kaliteli beslenme, obezite ve yüksek düzeyde inflamasyon ve felç riski ile ilişkilendirildiğini buldular.</p>

<p dir="ltr">Uyku, beslenme ve bağırsak bakterileri arasındaki ilişki oldukça karmaşık. Keşfedilmesi gereken çok sayıda konu mevcut.</p>

<p dir="ltr">Uzmanların tavsiyesi ise hafta boyunca mümkün olduğunca tutarlı olma yönünde.</p>

<p dir="ltr">King's College London'dan Dr. Sarah Berry, düzenli uyku düzenini korumak, her gün yatağa gidilen ve uyanılan zamanı belirlemenin kolayca ayarlanabilir bir yaşam tarzı olduğunu söylüyor:</p>

<p dir="ltr">“Bu, bağırsak mikrobiyomunuz aracılığıla sağlığınıza olumlu etki edebilir.”</p>

<p id="Sağlıklı-beslenme-nasıl-olmalı-" tabindex="-1"><strong>Sağlıklı beslenme nasıl olmalı?</strong></p>

<p dir="ltr">İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri’nin (NHS) web sitesinde şu öneriler yer alıyor:</p>

<p dir="ltr">Günde en az beş porsiyon çeşitli meyve ve sebze tüketin</p>

<p dir="ltr">Yemekleri patates, ekmek, pirinç veya makarnadan yapılan yüksek lifli nişastalı gıdalar üzerine kurun</p>

<p dir="ltr">Süt veya süt alternatiflerinden bir miktar tüketin. Düşük yağlı veya düşük şekerli seçenekleri tercih edin</p>

<p dir="ltr">Baklagil, kuru fasulye, balık, yumurta, et gibi protein kaynaklarını tüketin</p>

<p dir="ltr">Doymamış yağları tercih edin ve bunları küçük miktarlarda tüketin</p>

<p dir="ltr">Bol miktarda sıvı tüketin (günde en az 6-8 bardak)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/neden-hafta-boyunca-hep-ayni-saatte-uyumaliyiz</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="40645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelikte cinsellikle ilgili binmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.medyayazar.com/gebelikte-cinsellik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.medyayazar.com/gebelikte-cinsellik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu dönemde uzmanların önerileri doğrultusunda sağlıklı bir cinsel yaşam mümkün olabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik kadınlarda hormonal, fiziksel ve psikolojik pek çok farklılıkla kadınların yaşamlarını da bir süreliğine değiştiriyor. Bu değişiklikler nedeniyle anne adaylarının cinsel ilgi ve isteğinde azalma da görülebiliyor. Özellikle ilk gebeliklerde kadınlarda ve eşlerinde bu konuda bazı anlaşmazlıklar yaşanabiliyor. Bu dönemde uzmanların önerileri doğrultusunda sağlıklı bir cinsel yaşam mümkün olabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nihal Çetin, gebelikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgi verdi.</p>

<p><strong>Cinsellik sırasında bebek anne karnında korunuyor</strong></p>

<p>Gebelikte cinsel ilişki bebek için tehlike teşkil etmemektedir, son derece normaldir ve çoğu gebe için güvenli olmaktadır. Bebek annenin karın kasları, rahim kasları, amniyon sıvısı ve rahim ağzı tarafından korunur. Ancak anne adayında düşük riski, daha önceki gebelik öykülerinde tekrarlayan gebelik kayıpları, erken doğum riski, plasentanın rahim ağzına yerleşmesi gibi sorunlarda cinsellik kısıtlanmalıdır. Gebeliğin son haftaları yani 36 hafta sonrasında baba adayının spermi içerisinde prostoglandinler sebebiyle rahim kasılmaları olabileceği yönünde bazı düşünceler bulunmaktadır. Erken doğum öyküsü varlığında son haftalarda cinsellikten kaçınılabilir. Bunun haricinde ise kısıtlamaya gerek bulunmamaktadır.</p>

<p><strong>Gebelik sırasında kadının cinsel isteği olumsuz etkilenebilir</strong></p>

<p>Gebelik süreci her kadın için çeşitli zorluklar ve farklılıkları beraberinde getirmektedir. Hem fizyolojik hem de psikolojik olarak zorlanan gebelerin cinsel yaşamı da etkilenmektedir. Gebelikte cinselliği etkileyen nedenler;</p>

<p>• Yorgunluk, sürekli uyku hali, bitkinlik hissi</p>

<p>• Uyku ve yeme alışkanlığındaki değişiklikler, büyüyen memeler ve kilo artışı ile baş etmeye çalışma, kendini şişman hissetme ve fiziksel olarak eski haline dönüp dönememe endişesi,</p>

<p>• Yaşadığı korkular ( düşük korkusu, bebeğe zarar verme korkusu, enfeksiyon endişe vb.)</p>

<p>• Doğum eylemi ve bebeğin sağlıklı olup olmayacağı konusunda endişeler</p>

<p>•&nbsp;Cinsel çekiciliğini kaybetme korkusu, eşinin sevgisini ve ilgisini kaybetme korkusu</p>

<p>• Kariyer sahibi kadınlarda gebelik ve annelikle kariyerinin nasıl etkileneceği konusunda kaygılar olarak sıralanabilmektedir.</p>

<p><strong>Sağlıklı bir gebelikte cinsel aktivitenin kısıtlanmasına gerek yok</strong></p>

<p>Gebelikteki korku ve endişeler kadında içe dönüklüğe neden olabilmektedir. Bu da çiftler arasında soğukluk ortaya çıkabilmektedir. Kadında cinsel uyarılma zorluğu, cinsellikte ağrı ve cinsel isteksizliğe yol açmaktadır. Eşlerini cinsel aktiviteden yoksun bırakmaları nedeni ile suçluluk hissi de gebelerin sorunları arasında bulunmaktadır. Gebeliğin reddedilmesine kadar giden huzursuzluklar ortaya çıkabilmektedir. Sağlıklı bir gebelikte cinsel aktivitenin kısıtlanmasına gerek bulunmamaktadır.</p>

<p>Doktorun önerileri mutlaka dikkate alınmalı</p>

<p>Bebek bekleyen çiftler bazen tek ya da çift taraflı şekilde psikolojik olarak cinsellikten uzaklaşabilmektedir. Bu durumda kadın hastalıkları ve doğum hekiminin önerileri mutlaka dikkate alınmalıdır. Gerekirse psikolojik destek alınması da önem taşımaktadır.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.medyayazar.com/gebelikte-cinsellik</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Jul 2023 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyayazarcom.teimg.com/crop/1280x720/medyayazar-com/uploads/2026/03/medyayazar-placeholder.png" type="image/jpeg" length="76249"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
