03.07.2021, 17:42 20

Sevdalarını bulutlara yükleyip gönderdiler - Nâzım’ın Bursa Yılları

Birçok şair şiirin tanımını yapmış… Mayakovski bir silaha benzetirken bir muhtevası, bir müzikalitesi olduğunu söylüyor. Nâzım Hikmet, Mayakovski’den, “bir şey öğrenmedim” derken, bir tasviri olduğu gerçeğinden yola çıkarak Nail Çakırhan (veya Nail V. veya N Vahdeti), onun çok şey öğrenmiş olması gerektiğini bildiriyor. Biz de Nâzım’ın şiirlerini okurken o gücü, güzelliği, mesajı, müzikaliteyi, tasviri görüyoruz. Zaten onlar olmasa(ydı) çoktan unutulmuş olurdu…

Nereden çıktı şimdi bu, Nâzım Hikmet’in kimden etkilendiği ve/veya el aldığı? Sadece bizim değil, dünyanın tanıyıp sevdiği, dizelerini ezbere okuduğu, insanı coşturan, heyecanlandıran, aşka düşüren bu büyük ustayı Güney Özkılınç, tanıklarının ağzından anlatıyor. Değerli ve gerçekten yararlı bir çalışma.

Nâzım Hikmet büyük şair, herkesin sevdiği şair… Düşmanlarının bile dizelerinden medet umduğu şair. Herkese her zaman ileteceği mesajları var mutlaka. Üzerine yazılan her kitap muhakkak ki okura çok şey katıyor. 

Düşüncesi nedeniyle suçlanan ve hapsedilen Nâzım Hikmet, kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın, kim saptırmaya çalışırsa çalışsın herkesle her zaman iyi ilişkiler kurmuş. Güney Özkılınç’ın yapıtı Bursa yıllarıyla sınırlı olsa da -ki, en önemli çalışmalarını “tutsaklık şehri” olarak anılan bu şehirde vermiş- bize tüm yaşamını anlama, onu tanıma fırsatı veriyor.

Özkılınç onlarca insanla konuşmuş, yüzlerce kaynak taramış, belge bulmuş ve tanıdıklarının gözünden muhakkak okunması gereken bir kitap yazmış. Mayıs 2021’de çıkan kitabı hemen edindim, edindiğim gün Alâettin Bahçekapılı buluşmamızı istedi. Güney Özkılınç’a imzalatmış… Müthiş sevindim, müthiş etkilendim. Alaettin Ağabey’e teşekkür ederek okumaya başladım. Her geçen sayfada Güney Özkılınç da ortak oldu o duyguya… Asıl teşekkürü onun hak ettiğini belirteyim hemen.

Halkın içinde…

Nâzım Hikmet, cezaevinde tutsak belki, ama dışarıda olmadığı kadar insanların içinde; hem de en sıkıntılı, en acılı olanların… Adli mahkûm olmalarına karşın alabildiğine anlayışlı, alabildiğine insanlıklı, alabildiğine umutlu -idam hükmüne rağmen- bu insanlar hem insanları tanımasına, insan öyküleri dinlemesine (“Memleketimden İnsan Manzaraları” tam da bu öykülerden çıkmış), yorumlamalarını öğrenmesine fırsat tanımış. Tabii, en önemlisi de onlara destek vermiş; okuyacaksınız, hemen hepsinin itirazlarını ileri sürmüş, dilekçelerini yazmış, onlar da -aradan geçen on yıllar sonrasında bile- hakkını teslim etmekten geri durmuyor. 

Devlet nerede, bu arada? Sadece engel, sadece ceberut bir baskı unsuru. Nâzım Hikmet, hem insanların cezalarını çektikten sonrası için meslek edinmelerini sağlamak, bulundukları süre içerisinde yoksun ve yoksul kalmamaları için onları rehabilite edecek girişimlerde bulunmaya çalışırken, yani bir anlamda devletin görevini yapmak için mücadele ederken, Vali Haşim İşcan, biraz da işgüzarlıktan, mahkûmların kooperatif üyesi olamayacaklarını ileri sürerek cezaevinde kurulu onlarca dokuma tezgâhının iplik istihkakını engellemeye kalkışıyor. Kasap çengeli misali asılı duran kocaman niye, neden sorularının yanıtı yok.

Nâzım Hikmet, hedefini, Kemal Tahir’e yazdığı mektupta gerekçeleriyle açıklıyor. Aslında hepimize (milenyum çağında bile) rehberlik edecek denli önemli o kararlılık açıklaması. Yazdığı mektuplarda 24 saatin yetmediğini anlatıyor. Dört duvar arasındasın, yapacak çok şey yok, ama yapılması gereken o kadar çok iş var ki! Okumalı, yazmalı, insanlarla konuşmalı, dertleşmeli, onların sorunlarına çözüm aramalı, çalışmalı en çok da, çalışıp diğer cezaevlerindeki dostlara para göndermeli karınca kararınca… Doğal olarak bir gün yetmiyor Nâzım ustaya.

Türk ve dünya edebiyatıyla ilgilenenlerin (çoğunlukla dışarıdan belli bir iş ve/veya amaçla gelen gençler) elinden tutmak ve onlara rehber olmak önem verdiği bir yükümlülük Usta’nın. Bunları Özkılınç’ın titizlikle arayıp bulduğu o insanlarla veya yakınlarla yaptığı söyleşilerden öğreniyoruz. Biri çok önemli: Teftişe gelmişler, Nâzım Hikmet, o genci korumak için tanışıklık bile vermiyor. Önceleri şaşıran genç, yıllar sonra farkına varıyor kendisini koruma amaçlı bu tavrın. 

Nâzım Hikmet’le röportaj yapan gazetecilerin işlerine son verilmesiyle bugünlerde (mafyatik ilişkiler nedeniyle açığa çıkanlar değil tabii ki) bir benzerlik yok mu? Bugün de egemen erkin tek işi bu: insanları takip etmek, muhalifleri sindirmek. Asıl yapılması gerekenleri hep ertelemek. Demek ki devlet bu nedenle var, demek ki bu düzen böyle sürecek, ayağa kalkıp Nâzım Hikmet gibi mücadele etmedikçe.

Yolu yordamı ne?

Pandemi nedeniyle evlerle kısıtlı bir yaşam başlayınca sanal sosyalleşme büyüdü. Mukavemet TV’de, Sezai Sarıoğlu’nun, “Terspektifler” programında (youtube üzerinden izleyebilirsiniz), Sinop Hapishanesi nedeniyle anlattığı, benim de ilgimi çeken “Gaziantep Canavarı” Abdullah Palaz, Nâzım Hikmet’le tanışmasını anlatıyor: “Suçun ne diye sordum, ‘Suçum kalemimdir, şiirimdir. İnsanları severim’ dedi. Biz de insanları severiz. Haksızlığa tahammül etmeyiz. Biz de mi ceza alacağız bu memleket ve insan sevgisi için? ‘Yok, sizin bundan suçunuz olmaz. Size bir şey demezler, bana ceza verirler.’ Neden? ‘Çünkü bana komünist diyorlar.’ Komünist ne ağam? ‘İşte bu anlattıklarım, yazdıklarım, düşüncelerim komünistlik oluyor.’ O zaman ben de komünistim de haberim yokmuş. ‘Yok, olmaz öyle şey. Çünkü sen haksızlıkların üzerine silahla gidiyorsun. İnsan sevgini, haksızlık yapanı öldürerek göstermek istiyorsun. Ben bu işi kalemimle yapıyorum. Kalemimle anlatıyorum. Senin silahın patladığı yerde kalır. Benim kalemim ise bu haksızlıkları anlatarak bir gün bu düzeni patlatır.’”

Nâzım Hikmet için, Ressam İbrahim Balaban, Şair Baba diyor ve bir güneş olduğunu kendisinin de o güneşin içinden doğduğunu ifade ediyor. Bursa cezaevinde Nâzım ile birlikte aynı koğuşta günlerini geçirmiş köylüler, vasiyeti üzerine çınar dikiyorlar, şiirde tasvir edilen, kendilerince en uygun yere… Nasıl da önemsenmesi gereken, nasıl da desteklenmesi gereken bir kendiliğinden hareket! Peki, devlet ne yapıyor? Her zaman yaptığını… Nasıl ki bütün güzellikleri engelliyorsa, o çınarı da kesiyor.

Nâzım’ın Bursa Yılları
Güney Özkılınç
İnceleme - Araştırma
Kor Kitap
Mayıs 2021, 344 s

Yorumlar (0)
27°
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30