Emeklilerin gözleri, TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı enflasyon verileriyle birlikte belirlenecek emekli aylıklarına çevrildi. Emekliye yapılacak zam henüz açıklanmadan, ülkenin dört bir yanında Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri ve emekli yurttaşlar tarafından protestolar düzenlendi.
BirGün Gazetesi'nin manşetinde yer alan habere göre, Tüm Emeklilerin Sendikası, “Geçinemiyoruz” diyerek 28 ilin 48 noktasında eş zamanlı açıklamalar yaptı. İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’ndan Ankara Sakarya Caddesi’ne,
İzmir’den Denizli’ye, Manisa’dan Artvin’e, Malatya’dan Çanakkale’ye kadar 48 ayrı noktada “Emekli aylıklarına derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılsın” talepleri dile getirildi. Binlerce emekli, kar kış demeden meydanlarda bir araya geldi.
TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı enflasyon verileriyle birlikte SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin alacağı zam oranları da gündemdeki yerini aldı. 2026 emekli aylıkları için 5 Ocak’ta açıklanacak zamlara karşı emekliler, ülkenin dört bir yanında taleplerini sıraladı. TÜİK’in açıkladığı verileri sık sık protesto eden Tüm Emeklilerin Sendikası, dün bir kez daha “TÜİK’in açıklayacağı verilere güvenmiyoruz. Başka yolu yok, bu saltanat bitecek” dedi.
EMEKLİLİK ARTIK HUZUR YAŞI DEĞİL
Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan açıklamada konuşan sendika üyesi Tevfik Atam, “Türkiye’de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılmıştır. Bir emekli borçla, barınma kriziyle boğuşuyorsa bu bir ekonomik zorunluluk değil; tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal yağma politikalarının sonucudur. Emeklilik artık huzur yaşı değildir; aç kalmamak için verilen bir hayatta kalma mücadelesidir. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin yollarını, fabrikalarını, okullarını, hastanelerini inşa etmiş emekliler bugün açlığa terk edilmiştir” diyerek tepkisini dile getirdi.
EMEKLİLİK HAYATTA KALMA MÜCADELESİDİR
Tüm Emeklilerin Sendikası adına açıklamayı okuyan Şube Başkanı Vasfiye Eser, Türkiye’de emekliliğin iktidarın bilinçli tercihiyle güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarıldığını ve emekçilerin açlığa mahkûm edildiğini söyledi. Eser, “Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil; açlıkla ölmemek mücadelesidir. Yıllarca çalışmış, üretmiş ve bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir. Tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal ekonomi programı sosyal devleti tasfiye etmiş, kamusal kaynakları sermayeye ve ayrıcalıklı bir azınlığa aktarmış, emeklileri ise cezalandırılması gereken bir ‘yük’ olarak görmüştür. Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir” dedi.
Eser, barınma, sağlık ve gıda gibi en temel hakların yok sayıldığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Mart 2025 itibarıyla Türkiye’de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16 bin 881 TL gibi bir sefalet aylığına mahkûm edilmiştir. Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır. Bu rakamlar açlık sınırının altındadır; hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere fiilen ‘aç kal’ denmekte, sendika hakkı gasp edilerek ‘sus’ denmektedir. Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.”
Yeni açıklanan 28 bin 75 TL’lik asgari ücreti de eleştiren Eser, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İktidar bu rakamı bir ‘iyileştirme’ olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür. Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır. 2024’te resmi enflasyon %44,4 iken asgari ücret artışı %30’da kalmıştır. 2025’te beklenen yaklaşık %31’lik enflasyona karşı artış %27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı 28 bin 075 TL değil, 32 bin 156 TL olmalıydı. Aradaki yaklaşık 4 bin 100 TL, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır.”
SOĞAN EKMEĞE MAHKÛM EDİLDİK
Tüm Emeklilerin Sendikası Ankara Şubeleri de Ankara Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. Emekliler, caddede yere sofra kurarak kuru soğan ve ekmek yedi. Yapılan açıklamada, “İktidar, ömrünü bu ülkeye adamış emeklilere bu sofrayı layık görüyor” denildi. Açıklamada, 2026 yılı için belirlenen 28 bin 75 TL’lik net asgari ücretin, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düştüğü ifade edildi. Dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenme giderlerinin bile asgari ücreti aştığına; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığına dikkat çekildi.
BU BİLİNÇLİ BİR SINIF POLİTİKASIDIR
İzmir SGK İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeleri, Konak’taki SGK İl Müdürlüğü önünde “Geçinemiyoruz, sadaka değil hakkımızı istiyoruz” başlıklı eylem yaptı. Açıklamada konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası dönem sözcüsü Ertunç Akpınar, emeklilerin 4,5 milyonunun 16 bin 881 TL gibi bir aylığa mahkûm edildiğini belirterek “Emekliler cezalandırılıyor. Bu, bilinçli bir tercihtir” dedi. Türkiye’de emekliliğin bilinçli bir siyasi tercihle sefalet dönemine dönüştürüldüğünü vurgulayan Akpınar, “Bu bir yönetim hatası değil, açık bir sınıf politikasıdır” ifadelerini kullandı.
HEPİMİZ TÜİK’İN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ
Antalya Attalos Meydanı’nda yapılan açıklamada ise Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Başkanı Zeynel Abidin konuştu. Abidin, “İktidar, baskı altına aldığı TÜİK marifetiyle yaşanan enflasyonu gizlemekte; emeklilere ve çalışanlara yansıtılması gereken kaynakları sermayeye, yandaşlara ve çetelere aktarmaktadır. Sorun para yokluğu değil, iktidarın tercihidir. Ocak ayında emeklilerin maaşlarına yansıtılacak artışın gerçeklerle uyuşmadığını biliyoruz. Bu nedenle her emekliye, söz verilip vazgeçilen seyyanen ödemenin yapılmasını istiyoruz. Her emekliye aylık 20 bin TL acil seyyanen ödeme yapılmalıdır. Sendika statü yasası çıkarılmalı, sağlıkta soyguna son verilmelidir. İktidarın ve TÜİK’in takipçisi olacağız. Taleplerimiz görmezden gelinirse, demokratik ve meşru eylemlerimizle yeniden alanlarda olacağız. Çalışanlara da sesleniyoruz: Yarın aynı kaderi paylaşmak istemiyorsanız, yan yana, omuz omuza durmalıyız. Tüm muhalefeti birleşik bir mücadelede buluşmaya çağırıyoruz” dedi.
ENFLASYON KAYIPLARI TELAFİ EDİLSİN
“Emekliye gelince ‘bütçe disiplini’, sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokulmaktadır. Bu bir çelişki değil; rejimin sınıfsal karakteridir. Bizim taleplerimiz yıllardır aynı. Ancak ne zamlar ne de iktidar değişiyor” denilen ortak açıklamada, milyonlarca emeklinin talepleri 28 ilin 48 noktasında aynı şekilde yükseldi:
• Tüm emeklilere derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılsın.
• Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın.
• En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin.
• Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin.
• Sağlıkta soyguna son verilsin; katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın.
• Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin.
• Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin.
48 noktada yapılan ortak açıklama, “Tek adam rejimi ve neoliberal politikalar bu ülkede çalışmayı yoksulluk, emekliliği sefalet haline getirmiştir. Emekliler sadaka değil, gasbedilen haklarını istiyor. Bu düzen değişecek. Bu yağma rejimi yıkılacak” sözleriyle sona erdi.



