ABD Başkanı Donald Trump, İran'la "iş yapan" ülkelere, ABD ile yaptıkları tüm ticarette yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kararın "derhal yürürlüğe gireceğini" söyledi, ancak uygulamanın kapsamına ve "İran'la iş yapmanın" hangi işlemleri içerdiğine dair ayrıntı paylaşılmadı.

Beyaz Saray'ın teknik ayrıntıları açıklamaması, etkilenecek ülkeler açısından hangi ticari işlemlerin bu kapsama gireceği sorusunu öne çıkardı.

DW Türkçe'ye konuşan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Merkez Direktörü Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, Trump'ın yüzde 25'lik gümrük vergisi kararının, 2018 yaptırımlarından sonra Türkiye ekonomisini ikinci kez doğrudan olumsuz etkileme potansiyeli taşıdığını söylüyor. Yılmaz'a göre karar, Türkiye'yi hem dış ticaret hacmi hem de maliyetler açısından baskı altına sokabilecek nitelikte.

Yılmaz, Türkiye ile İran arasındaki dış ticaret hacminin son beş yıl ortalamasında 5,7 milyar dolar seviyesinde seyrettiğine dikkat çekiyor.

Son üç yılda ithalattaki yavaşlama nedeniyle Türkiye'nin İran'a yaklaşık 800 milyon dolarlık dış ticaret fazlası vermeye başladığını belirten Yılmaz, 2018 öncesinde 10 milyar doların üzerinde olan ticaret hacminin ABD yaptırımlarıyla birlikte 5,4 milyar dolar seviyelerine kadar gerilediğini hatırlatıyor.

Türkiye-ABD hattında ise tablo daha büyük bir risk alanına işaret ediyor. Yılmaz, 2025 sonunda Türkiye'nin ABD'ye ihracatının yaklaşık 16,5 milyar dolar, ABD'den ithalatının ise 17,2 milyar dolar civarında gerçekleşmesini beklediklerini söylüyor. Bu çerçevede Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 6'sı ABD'den, yüzde 1,1'i ise İran'dan olmak üzere potansiyel bir maliyet artışı riskiyle karşı karşıya kalabileceğini vurguluyor.

"Siyaseti şekillendiren bir araç"

DW Türkçe'ye konuşan iktisatçı Prof. Dr. Sinan Alçın ise Trump'ın gümrük tarifelerini yalnızca uluslararası ekonomiyi değil siyaseti de şekillendiren bir araç olarak kullandığını vurguluyor. Alçın, Trump'ın ikinci başkanlık döneminde 2 Nisan'da açıkladığı ek tarifelerden sonra geri ve ileri adımlar attığını hatırlatarak son kararın da bu çizginin devamı olduğunu söylüyor.

Alçın'a göre, İran'la ticaret yapan Çin, Türkiye ve Hindistan gibi ülkeleri etkileyebilecek bu adımın arka planında ekonomik çıkarlardan çok, İran'a yönelik baskı politikası bulunuyor. Son bir haftada ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik baskının yoğunlaştığını belirten Alçın, gümrük vergisi kararının bu baskı politikasının uzantısı olduğunu ifade ediyor.

Alçın'a göre İran'daki gelişmelerin seyri, bu tarifenin kalıcı olup olmayacağında belirleyici olabilir; uygulamanın bir süre sonra geri alınabileceği görüşünde.

Türkiye için risk nerede başlıyor?

Trump'ın açıklaması Türkiye'yi doğrudan hedef alan bir ülke listesi içermiyor. Ancak İran'la ticaret yapan ülkelerin, ABD ile yaptıkları ticarette yüzde 25 ek gümrük vergisiyle karşılaşabileceği ifadesi, Türkiye açısından özellikle ABD pazarına yönelik ihracat üzerinden bir risk yaratıyor. Buna göre Türkiye, İran'la ticari ilişkilerini sürdürmesi halinde, ABD'ye sattığı ürünlerde ek maliyetle karşılaşabilir. Bu durum, Türkiye'nin ABD'ye ihracatında rekabet gücünü zayıflatabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.

Hakkı Hakan Yılmaz'a göre bu risk, sektörler bazında da yoğunlaşıyor. Türkiye'nin İran'a ihracatında ilk sırayı yüzde 25-30 payla makine, makine aksamı ve yedek parçalar alıyor. Plastikler ve kimyasal ürünler yüzde 20-25 payla ikinci sırada yer alırken, tarımsal ürünler yüzde 10-12'lik payla üçüncü sırada bulunuyor.

Paris'te yüzüne İran bayrağı çizmiş bir kadın gösterici

Yılmaz, İran'ın arz açığını kapatmak ya da ülke içindeki fiyatları kontrol etmek için de yakın komşusu Türkiye'den ithalat yaptığını belirtiyor. Geçmiş dönemlerde bitkisel yağ, tavuk eti ve yumurtanın İran'ın Türkiye'den ithalatına konu olduğunu aktaran Yılmaz, özellikle enerji maliyetlerindeki düşüklük nedeniyle Türkiye'nin ihracatında dördüncü sırada yer alan bazı metal cevherlerin ucuz enerji maliyetleri sebebiyle işlenmek üzere İran'a gönderildiğini anlatıyor.

Pahalılık gıda güvenliğini tehdit ediyor
Pahalılık gıda güvenliğini tehdit ediyor
İçeriği Görüntüle

Hangi firmalar etkilenecek?

İran'ın ülke içinde yeterince üretemediği yarı mamül plastik ve kimyevi ürünler ve kimyasal ajan maddeleri de Türkiye'den ithal ettiğini belirten Yılmaz, "Dolayısı ile makine aksamı ve yedek parça üreten ihracatçı firmalar ile plastik ve kimyasal ürün üreten sektörler önemli ölçüde etkilenmiş olacaktır. Yine işletmeler açısından baktığımızda özellikle OSB'ler odaklı olmak üzere küçük ve orta ölçekteki işletmelerin bu gelişmelerin Türkiye'nin ihracatına yansıması oranında olumsuz etkileneceğini de söyleyebiliriz" diyor.

Dünya Bankası verilerine göre Çin, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan'la birlikte Türkiye, İran'la ticarette ilk beş ülke arasında bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayınladığı dış ticaret verilerine göre ise 2025'in 11 ayında yaklaşık 2,3 milyar doları ithalat, 2,8 milyarı ihracat olmak üzere İran'a dış ticaret 5,1 milyar dolar seviyesinde. Hakkı Hakan Yılmaz, Türkiye'nin İran'a ihracatının 2025'in tamamında 3,1 milyar dolar civarında olacağının tahmin edildiğini belirtiyor.

Türkiye-ABD ticareti: Son tablo ne söylüyor?

TÜİK verileri, 2025'in 11 ayında Türkiye'nin ABD'ye ihracatını yaklaşık 14,8 milyar dolar; ABD'den ithalatını ise yaklaşık 16 milyar dolar olarak gösteriyor. Aynı dönemde ABD lehine yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir denge oluştu.

Yılmaz, kısa vadede asıl baskının ABD pazarında hissedileceğini belirtiyor. ABD'ye yapılan ihracatta olası yüzde 25'lik bir maliyet artışının, Türk firmalarının fiyat rekabetini zayıflatacağını ve ihracatı aşağı çekebileceğini ifade ediyor. Özellikle Türk lirasının reel olarak değerlenmesinin hedeflendiği bir ekonomik programda, bu tür dış şokların ihracat üzerinde daha sert etki yaratabileceğini vurguluyor.

İran'dan ithalat: Enerji maliyetleri artabilir

Türkiye ile İran arasındaki ticaretin önemli bir kısmı enerji ve sanayi girdileri üzerinden şekilleniyor.

Hakkı Hakan Yılmaz, Türkiye'nin İran'dan ithalatının yüzde 60'tan fazlasının doğal gazdan oluştuğunu, metal ürünlerinin yaklaşık yüzde 20 paya sahip olduğunu, tarım ürünlerinin ise yüzde 4 seviyesinde kaldığını söylüyor. Türkiye'nin yıllık doğal gaz tüketiminin yaklaşık 8 milyar metreküplük kısmının İran'dan karşılandığını hatırlatan Yılmaz, olası bir tedarik kaymasının enerji maliyetleri üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Son olarak Yılmaz, Türkiye'nin, ABD'nin koyacağı gümrük tarifesinden etkilenecek olan ülkelerle (Ermenistan, Brezilya, Kafkas ülkeleri) muhtemel ticari ilişkilerinin de dolaylı olarak olumsuz etkileneceğini ifade ediyor.

Belirsizlik: "İran'la iş yapmak" neyi kapsayacak?

Kararın en kritik noktası, Trump'ın "İran'la iş yapan" ifadesini nasıl tanımlayacağı. Açıklama; mal ticaretini mi, finansal işlemleri mi, üçüncü ülkeler üzerinden dolaylı ticareti mi, enerji ödemelerini mi kapsayacak sorularını yanıtsız bırakıyor. Beyaz Saray'ın hangi ülkelerin ithalatının en çok etkileneceğine ilişkin detay vermemesi de belirsizliği artırıyor.

Yılmaz'a göre Türkiye, hem ABD ile yüksek dış ticaret hacmi hem de İran'la enerjiye dayalı ithalat ilişkisi ve ihracatta makine, yedek parça, plastik ve kimya sektörleri ile bu karardan en fazla etkilenebilecek ülkelerin başında geliyor. Ekonomik etkinin, küçük ve orta ölçekli sanayi tarafında ihracat kaybı; hanehalkı tarafında ise refah kaybı olarak hissedilebileceğini söylüyor. "İran kararıyla karşımıza çıkan (sürpriz olmayan) ve Batının derinleştirmek istediği ticaret savaşları bundan sonraki dönemde farklı formlarda belki Batının da kendi içinde ayrışmasıyla keskinleşen şekilde devam edecek gibi görünüyor" diye ekliyor.

"Siyasi baskı aracı" yorumu ve olası senaryolar

Hakkı Hakan Yılmaz'ın maliyet ve ticaret hacmi hesapları, Trump'ın kararının Türkiye açısından kısa vadede somut bir ekonomik risk yarattığına işaret ediyor. Özellikle ABD'ye yönelik ihracat ve İran'la enerji ağırlıklı ticaret, bu riskin en görünür başlıkları olarak öne çıkıyor. Sinan Alçın ise bu adımın ekonomik rasyonelden çok siyasi gerilimle bağlantılı bir baskı hamlesi olduğuna dikkat çekiyor. Buna göre tarifenin kalıcılığı, İran'daki gelişmeler ve ABD'nin bölge politikasının seyrine bağlı olacak. Ancak uygulamanın sürmesi halinde, Türkiye'nin ABD ile ticaretinde maliyet baskısının artması ve bazı sektörlerde rekabet gücünün zayıflaması ortak bir risk olarak öne çıkıyor.

Kaynak: DW Türkçe