İstanbul Barosu Başkanı Avukat Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu ile baro yönetim kurulu üyelerinin yargılandığı ceza davasında üçüncü duruşma bugün Silivri'de başlıyor.
Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri yaptıkları sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek "örgüt propagandası yapmak" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla yargılanıyor.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamanın Marmara Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda beş gün kesintisiz yürütülmesine karar vermişti. 9-10 Eylül 2025'te yapılan bir önceki duruşmada, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması amacıyla dava 5 Ocak'a ertelenmişti. Davanın ilk duruşması ise 28 Mayıs 2025'te yapılmıştı.
Baro: Silivri'deki yargılama Anayasa'ya aykırı
İstanbul Barosu, duruşmaların Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi yerine cezaevi yerleşkesinde yapılmasına itiraz ediyor. Baro Başkanlığı, bunun Anayasa'nın 36'ncı maddesindeki "adil yargılanma hakkı" ile 141'inci maddesindeki "aleniyet ilkesi" başta olmak üzere, hukuk devleti gerekleriyle bağdaşmadığını savunuyor.
Baro ayrıca, duruşmanın başka yerde yapılmasına dayanak gösterilen Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 19'uncu maddesinin 3'üncü fıkrasındaki hükmün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla somut norm denetimi yolunun işletilmesini ve dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) gönderilmesini talep etmiş, mahkeme bu talebi reddetmişti.
Duruşmanın Silivri'de yapılmasına ilişkin itirazın bir üst mahkeme olan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmişti.
Hukuk davasında görevden alma kararı çıkmıştı
Ceza davası sürerken, İstanbul Barosu Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan ve "amaç dışı faaliyet" iddiasına dayanan asliye hukuk davasında 21 Mart 2025 tarihinde karar çıkmış, mahkeme baro yönetiminin görevden alınmasına hükmetmişti.
Baro ve Türkiye Barolar Birliği, bu kararın Anayasa'ya, baroların özerk yapısına ve savunma mesleğinin güvencelerine aykırı olduğunu savunarak karara karşı hukuki itiraz yollarına başvurmuştu.
Her iki süreç de baronun aynı paylaşımı/açıklaması nedeniyle başlatılan soruşturmalara dayanıyor. Bu nedenle, ceza davasında kurulacak hükmün, baro çevrelerince uzun süredir tartışılan "görevden alma" dosyasıyla da doğrudan bağlantılı olduğu vurgulanıyor.
Nitekim Türkiye Barolar Birliği, asliye hukuk sürecinde İstanbul Barosu yönetimi hakkında verilen "görevden alma" kararını "demokrasi, hukuk ve yargı tarihimizde utanç verici bir leke" olarak nitelemişti.
Dava süreci nasıl başladı?
Süreç, İstanbul Barosu'nun Suriye'de öldürülen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'le ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımı üzerine başlatılan soruşturmaya dayanıyor.
Gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in 19 Aralık 2024'te Suriye'de haber takibi yaparken düzenlenen SİHA saldırısında hayatını kaybetmesinin ardından meslektaşları, İstanbul Şişhane Meydanı'nda protesto düzenledi. Polis müdahalesiyle gözaltına alınan bazı gazeteciler daha sonra tutuklandı.
İstanbul Barosu, 21 Aralık 2024'te sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, gazetecilerin öldürülmesiyle ilgili etkin bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep etti.
Bu açıklamanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 22 Aralık 2024'te Baro Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" ve "gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yaymak" suçlamalarıyla soruşturma başlattı. Kaboğlu, 7 Ocak 2025'te savcılığa ifade verdi.
Soruşturmanın ardından, 14 Ocak 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, baro başkanı ve yönetim kurulunun görevden alınması ve yeni bir yönetim belirlenmesi talebiyle davaname hazırladı.
Öte yandan, İstanbul Barosu yöneticileri hakkındaki ceza soruşturması kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlandı. Baro Başkanı Kaboğlu ve tutuklu yönetim kurulu üyesi Fırat Epözdemir'in de aralarında bulunduğu 11 kişi hakkında "terör örgütü propagandası yapmak" ve "basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" suçlamaları yöneltildi. Savcılık, sanıkların 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.
Silivri'de yoğun katılım bekleniyor
Bugün başlayacak duruşmalara çok sayıda baro başkanı, avukat, hukuk örgütü temsilcisi ve uluslararası gözlemcinin katılması bekleniyor. İstanbul Barosu, yargılamanın yalnızca bireysel cezai sorumluluk değil, savunma mesleğinin anayasal konumu açısından da belirleyici olduğunu savunuyor.


