Tek cümle ile yüzyıllar öncesinden, günümüze ne kadar güçlü bir mesajla selam çakıyor değil mi ?
Bu sözün kime ait olduğu kesin değildir. Bazı güçlü kaynaklarda Neyzen Tevfik olarak geçiyor. Biz yine de anonim olarak ele alalım.
Ne kadar "Az'la ne kadar çok şey anlatıyor oysa.
Bir insanlık hâli.
Bir sınır bilgisi.
Bir ahlak tavrı.
Bugün söylense belki bir tevazu sanılır.
Oysa bu söz, yumuşak bir veda değil;
doymayı bilenlerin sessiz itirazıdır.
Çünkü biz artık tok kalkabilenlere değil,
kalkmamak için her şeyi meşru sayanlara alıştık.
Masalar kalabalık, iştahlar diri;
ama “yeter” deme cesareti neredeyse yok.
Memleket uzun zamandır aynı masada.
Masa kalabalık ama adil değil.
Kimileri önüne geleni yiyor,
kimileri sadece bakıyor.
Ve garip olan şu:
Masayı kuranlar da, dağıtanlar da
hiç kalkmayı düşünmüyor.
Bugün ülkenin temel meselesi sadece ekonomi değil.
Sadece adalet de değil.
Asıl mesele,
yetkiyi bırakma ahlakının tamamen kaybolmuş olması.
Çünkü güç uzadıkça niyet bozuluyor.
Süre uzadıkça hafıza siliniyor.
Ve bir noktadan sonra kimse
neden orada olduğunu hatırlamıyor;
sadece neden hâlâ orada kalması gerektiğini anlatıyor.
Bu masayı tanıyanlar vardı.
İki dizeyle yerle bir eder,
sonra susarlardı.
Çünkü bilirlerdi:
En sert eleştiri,
iştahı yüzüne vurulan aynadır.
Bugün masanın başındakiler
hayatı hep “biraz daha”yla erteliyor.
Bir dönem daha.
Bir yetki daha.
Bir istisna daha.
Ve bu “biraz”lar,
ülkenin yarınını sessizce kemiriyor.
Toplum ise başka bir yerde sıkışmış durumda.
Kalkmak istiyor ama
yalnız kalmaktan korkuyor.
Çünkü masadan ilk kalkan
çoğu zaman “kaybeden” ilan ediliyor.
Oysa bazen kalkmak,
en büyük kazançtır.
Ve şimdi asıl soruya geliyoruz:
Kim bu masadan tok kalkabilir?
Gerçekten tok olan biri,
koltuğa yapışmaz.
Gerçekten tok olan biri,
yerini savunmak için bağırmaz.
Gerçekten tok olan biri,
“benden sonrası tufan” demez.
Ama aç olan…
Aç olan hep konuşur.
Hep gerekçe üretir.
Hep kalmak zorundaymış gibi anlatır.
İşte bu yüzden o cümle hâlâ yaşıyor.
Çünkü bize şunu hatırlatıyor:
Hayat birikerek değil,
tamamlanarak anlam kazanır.
Olur da emr-i Hak vâki olursa…
Bazıları gerçekten tok kalkacak.
Çünkü aldıklarıyla yetinmeyi bildiler.
Gerektiğinde sustular.
Gerektiğinde kalktılar.
Ama çoğu,
tabağını sıyırırken yakalanacak.
Gözü hâlâ doluda,
eli hâlâ uzanmışken.
Ve tarih, bir kez daha not düşecek:
Bu ülkeyi asıl yoran şey
yokluk değil;
doymayı bilmeyenler oldu.
Masalar dağılır.
Sandalyeler boşalır.
Ama onurla kalkabilenler,
her zaman hatırlanır