Suriye Cumhurbaşkanlığı, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Haseke'nin idari ve askeri entegrasyonu konusunda mutabakata varıldığını, bunun hayata geçirilmesini öngören plan üzerinde anlaşma sağlanabilmesi için de SDG'ye dört gün süre verildiğini duyurdu.
Açıklamada varılan mutabakatın Salı günü Suriye saatiyle 20.00'de yürürlüğe gireceği, dört gün içinde yol haritası üzerinde anlaşma sağlanması halinde Suriye ordusunun Haseke ve Kamışlı'ya girmeyeceği belirtiliyor.
Şam yönetimi ayrıca SDG Komutanı Mazlum Abdi'nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı için bir aday göstereceğini, Kürt silahlı güçlerinin Suriye yönetimine entegrasyonu konusunda uygulanacak mekanizmasının da istişare edilmeye devam edileceğini duyurdu.
Suriye ordusu ile SDG arasında Pazar günü ateşkes konusunda mutabakat sağlanmıştı. Ancak Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG Komutanı Mazlum Abdi'nin dün Şam'da yaptıkları görüşmede uzlaşma sağlanamaması üzerine taraflar arasındaki çatışmalar yeniden şiddetlenmişti.
Bugün Şam yönetimi tarafından yapılan açıklama yeni bir ateşkes mutabakatı olarak değerlendirilirken, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'tan da dikkat çekici bir açıklama geldi.
Barrack SDG'yi uyardı: En büyük fırsat
SDG destekçileri, son günlerde ABD'yi, Ahmed Şara liderliğindeki Şam yönetimine verdiği destek nedeniyle "Kürtlere ihanet etmek" ve "Kürtleri satmakla" suçluyor.
Şam yönetimi tarafından bugün yapılan açıklama sonrasında Büyükelçi Barrack'ın sosyal medya hesabında yayımladığı açıklamada, Trump yönetiminin Suriye stratejisine açıklık getiriliyor, "ihanet" suçlamalarına da dolaylı yanıt veriliyor.
Barrack açıklamasında, Suriye'deki Kürtler için, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni hükümetin yönetiminde ilerleyen Esad sonrası geçiş sürecinin "en büyük fırsat" olduğunu vurguladı.
Bu sürecin Kürtlere "vatandaşlık hakları, kültürel koruma ve siyasi katılım ile birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon fırsatı sunduğunu" belirten ABD büyükelçisi, Esad rejiminin bu hakları tanımayı uzun süre reddettiğini, Kürtlerin büyük bir bölümünün vatansızlık, dil kısıtlamaları ve sistematik ayrımcılığa maruz kaldığını anımsattı.
"ABD-SDG ortaklığının dayanağı değişti"
"ABD'nin kuzeydoğu Suriye'deki askeri varlığı, tarihsel olarak öncelikle IŞİD'e karşı bir ortaklık olarak gerekçelendirildi" ifadelerine yer veren Tom Barrack, Kürtlerin liderliğindeki SDG'nin bölgede IŞİD'i yenilgiye uğratmada en etkili ortak olduğunu kaydetti.
Bununla birlikte o dönem işbirliği yapılabilecek, işleyen bir merkezi Suriye devleti olmadığını, zayıflamış Esad rejiminin de İran ve Rusya ile ittifakı nedeniyle IŞİD ile mücadelede uygun bir ortak konumunda bulunmadığına dikkat çeken Barrack, "Bugün durum temelden değişmiştir" ifadelerine vurgu yaptı.
Tanınmış bir merkezi hükümete sahip Suriye'nin, IŞİD ile Mücadele Koalisyonu'na üye olduğuna, batıya yönelme ve terörle mücadelede ABD ile işbirliği yapma sinyali verdiğine işaret eden Tom Barrack, sözlerini şu dikkat çekici ifadelerle sürdürdü:
"Bu durum, ABD-SDG ortaklığının dayanaklarında değişime yol açmıştır. SDG'nin, IŞİD'e karşı sahada birincil güç olma vasfı büyük ölçüde geçerliliğini yitirmiştir. Zira Şam, IŞİD hapishaneleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik ile ilgili sorumlulukları üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda. Son gelişmeler, ABD'nin SDG'nin ayrı rolünü uzatmak yerine aktif olarak bu geçiş sürecini kolaylaştırdığını gösteriyor."
18 Ocak anlaşmasına destek ve bölgeden çekilme sinyali
ABD Büyükelçisi Barrack, artık SDG'nin IŞİD ile mücadelede ayrı bir rol üstlenmesini istemediklerini ifade ettikten sonra, Suriye yönetimi ile SDG arasında 18 Ocak'ta imzalanan entegrasyon anlaşmasını güvence altına almak ve barışçıl bir şekilde uygulanması her iki tarafla kapsamlı görüşmeler yürüttüklerini aktardı.
Anlaşmanın, SDG savaşçılarını ulusal orduya bireysel olarak,entegre edilmesini, petrol sahaları, barajlar, sınır geçişleri gibi önemli altyapıların devredilmesini ve IŞİD hapishaneleri ile kamplarının kontrolünü Şam'a bırakılmasını öngördüğünü vurgulayan Barrack, ABD'nin bölgede askeri varlığını uzun süre bulundurmak istemediğine işaret ederek ABD stratejisinin önceliklerini şöyle sıraladı:
"ABD'nin önceliği IŞİD kalıntılarını yenmek, uzlaşmayı desteklemek ve ayrılıkçılığı veya federalizmi desteklemeden ulusal birliği ilerletmek."
"Kürtlere tanınacak haklar SDG'nin yarı özerkliğinin çok ötesine geçiyor"
Bunun Kürtlere "eşsiz bir fırsat" sunduğunu kaydeden Tom Barrack, yeni Suriye devletine entegrasyon, tam vatandaşlık hakları, Suriye'nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün Anayasal olarak korunması ve yönetişime katılım gibi hakların "SDG'nin iç savaş kaosunda sahip olduğu yarı özerkliğin çok ötesinde geçen haklar" olduğunu kaydetti.
Büyükelçi ayrıca entegrasyon sürecinin alternatifi ile igili olarak da şu uyarıyı yaptı:
"Alternatifi, uzun süreli ayrılık, bu istikrarsızlığa veya IŞİD'in yeniden dirilişine yol açabilir. ABD diplomasisi tarafından desteklenen bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmeleri için şimdiye kadarki en güçlü şansı temsil ediyor."




