BirGün'ün ortaya çıkardığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) istismar skandalının ardından, açılan davanın ilk duruşması Ankara 57'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, tutuklu dört sanığın tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanığın adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar verdi. Sonraki duruşma 9 Şubat'a bırakıldı.
Ankara 57'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşma öncesinde mahkeme salonunun önüne çok sayıda polis yerleştirildi. Duruşmayı izlemek isteyen kadınlar salona alınmadı. Polis, mahkeme salonunun bulunduğu koridorun iki tarafını da kapattı.
Davayı takip etmeye gelen CHP Milletvekili ve CHP Kadın Kolları Başkanı Asu Kaya ile CHP milletvekilleri Sibel Suiçmez ve Aysu Bankoğlu, kadınların engellenmesine tepki gösterdi. Tepkilerin ardından, az sayıda yurttaş, duruşma salonunun bulunduğu koridora alındı.
"MESAJI STAJI BİTTİKTEN SONRA ATTIM"
Sanıklar, saat 10.10'da duruşma salonuna getirildi. Sanıkların salona alınması sırasında yurttaşlar, duruşma salonunun bulunduğu koridordan uzaklaştırıldı. Duruşma salonunun küçük olması nedeniyle sanık ve mağdur avukatları ile sanık yakınları dışında salona kimse giremedi.
Duruşma saat 10.20'de başladı.
DURUŞMADAN |
Sanıklardan İbrahim Beşlioğlu, "Çok pişmanım" dedi. Stajyer öğrenciye gönderdiği mesajları kabul eden Beşlioğlu, "Mesajı stajı bittikten sonra attım, boşluğuma geldi" ifadesini kullandı.
Stajyere, "Karımla mutlu değilim" mesajı attığını da kabul eden Beşlioğlu, savunmasında özetle şunları söyledi:
"Meclis'te 14 senedir çalışıyorum. Whatsapptan mesaj attım. Çok pişmanım. Boşluğuma denk geldi. İlk defa böyle bir şey yaptım. Bir akşam canım sıkkındı, moralim bozuktu. Sadece S'ye bu şekilde mesaj attım. Ne yazdığımı şu an tam hatırlamıyorum.
Kesinlikle fiziksel temasta bulunmadım. Sadece onun telefonu vardı bende o yüzden canım sıkıldı, mesaj attım. Başka stajyerin numarası yok. S'ye takıntılı olduğum gibi bir durum söz konusu değil. Kendimi kötü hissediyordum. Çok özür dilerim. Pişmanım. Kendisinden özür diliyorum."
Hakimin, "Aşçıların kendi aralarında stajyerleri paylaştığı doğru mu?" sorusu üzerine ise Beşlioğlu, "Sistemde her bölüme stajyer atanıyor. Ustalar da görevlendirme manasında, 'Sen benim stajyerimsin' şeklinde. Cinsellik maksadıyla bir konuşma, paylaşım olmuyor" yanıtını verdi.
Sanık Ramazan Çetin ise bir stajyerin stajı bittikten sonra kendisini aradığını ve "Babamla tartıştık" diyerek kendisinden para istediğini öne sürdü. Çetin, stajyere para gönderdiğinden eşinin de bilgisi olduğunu savundu.
"UYARMAK AMACIYLA DOKUNDUM"
Sanıklardan Durmuş Uğurlu da "İş yapmadığı için uyarmak amacıyla" stajyere dokunduğunu iddia etti.
Uğurlu'nun savunmasında özetle şunlar kaydedildi: "Telefonla uğraşıyordu, verdiğim işleri yapmıyordu. Ortada gezerken gördüm ve yanıma çağırdım. Kolundan tutarak kendime doğru çektim. Sadece kolundan tuttum. İş yapmadığı için uyarmak istedim kesinlikle cinsel saik yoktu."
Uğurlu, savunmasına şöyle devam etti: "Ben kendisine, 'Su gibi içerim seni demedim. Kendisine bizlere isimlerimizle hitap etmesini söyledim. Stajyer kızların cep telefonları bende kayıtlı değil kendileri ile görüşmedim. Sevgilisinin olup olmadığını araştırmadım. Beni alakadar etmez. Kolundan tutma nedenim orada abisi olarak işe yönlendirmekti."
BİR GARİP SAVUNMA
Sanık Avukatı Halil Kaplan, savunmasında şunları kayda geçirdi: "Cinsel taciz olmasının uygun koşulları yoktur sabahın saatinde. Trafikten gelmiş sanık, cinsel haz almaya dönük bir durumla yaklaşmamıştır. 'Babamı istiyorum' diyor çocuğu. Eşi arkasında. Mağdur durumdalar. Büyük acılar çekmişlerdir. Cezaevinde kaldıgı süre yetmiştir. Tahliyesini istiyoruz."
Hakkında kamu davası açılan sanık Recep Seven de suçlamaları yalanladı. Meclis'te 38 yıl görev yaptığını belirten Seven, kendisini şu sözlerle savundu: "A. ile hiçbir samimiyetim yok. Öğrenciler toplanmışlar aralarında veda için ben de gittim. 'Allah'a ısmarladık' dedim ve ayrıldım. Mağdurlar hepsi aynı sınıftan stajyerler. Bir hedef peşindeydiler ben."
Stajyerleri "paylaşma" iddiası hakkında konuşan sanık Seven, şunları söyledi: "Meclis'te hummalı bir şekilde çalışıyoruz. Paylaşma gibi bir durum yok, görevlendirme var. Ben stajyerlere evladım gözüyle baktım. Benim de iki kızım var. İddianamede okumuş olduğunuz hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Bu eylemlerin hiçbirisini ben gerçekleştirmedim."
Duruşma hakimi sanık Halil İlker Güner'e, stajyer öğrenciye attığı mesajları sordu. Güner, söz konusu mesajlarını attığını kabul etti ancak taciz iddiasını reddetti. Güner, "Ben bu cümleleri etrafımdaki insanlarla konuşurken de kullanıyorum. Kendisine arkadaş manasında, 'Hayatında benden başka kimse olmayacak' dedim. Herhangi bir fiziksel temasım olmadı" dedi.
Sanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından, Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi, Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi, TBMM Hukuk İşleri Başkanı Avukat İsmail Aydos, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği davaya katılma talebinde bulundu.
"MECLİS SUÇTAN ZARAR GÖRDÜ"
TBMM Hukuk İşleri Başkanı İsmail Aydos, Meclis'in üç sanık hakkında ihraç kararı verdiğini bildirdi.
Disiplin soruşturması kapsamındaki diğer sanıklarla ilgili soruşturmanın devam eteğini belirten Aydos, "Meclis Başkanımız da bu konuyu dikkatle sonuna kadar takip etmemizi istedi. Gazi Meclisimizin bu şekilde konu edilmesi çok üzücüdür. Bu yüzden suçtan zarar görmüştür Meclis de. Katılma talebinin kabul edilmesini istiyoruz."
"SİZİN BAŞINIZ YANAR"
Mağdur stajyer öğrenci, SEGBİS üzerinden psikolog eşliğinde alınan ifadesinde, Durmuş Uğurlu'nun kendisine laubali davrandığı belirtti. Uğurlu'nun kendisine yönelik kullandığı ifadeleri anlatan öğrenci, "En başında acaba ben mi yanlış anlıyorum diye düşündüm ama olaylar ilerleyince haklı olduğumu anladım" dedi.
Stajyer öğrenci, yaşadıklarını anlattığı annesinin Meclis Staj Bürosu ile görüştüğünü söyledi. Stajyer öğrenci, staj bürosundaki yöneticinin, "Sizin başınız yanar" dediğini, TBMM Destek Hizmetleri Başkanlığı yöneticisi Umut Can Bulut'un, sanık Durmuş Uğurlu'yu savunduğunu da belirtti.
TANIK İFADELERİ ALINDI
Mağdur öğrencilerin ifadesinin alınmasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından tanık ifadelerine geçildi.
Tanık M.K. duruşmadaki ifadesinde, Meclis'te mutfak ustası olarak çalıştığını ve stajyerin kendisine yaşadığı rahatsızlığı anlattığını söyledi. Stajyere aşçıbaşı ile konuşması gerektiğini anlattığını belirten M. K. "Konuşma esnasında yanlarında değildim" ifadelerini kullandı. M.K, stajyere, "Ben farkındayım seni uzak tutarım" dediği iddiasını ise reddetti.
Tanık M.K, stajyerlerle iletişime geçmediğini belirtti. Meclis Lokantası'nda, "Mengenliler grubu" diye bir WhatsApp grubunun varlığından haberi olmadığını söyledi.
Hakimin, "Öğrenci yaşadıklarını neden size anlattı?" sorusu üzerine M.K, "O kalecikli, ben Kırıkkaleliyim. Hemşehrilikten söylemiş olabilir" dedi.
Mağdur annesi, sanık avukatlarına tepki gösterdi. Avukatların, "Tutuklu bulunan sürenin dikkate alınması" talebine karşı çıkan anne, "Madem cezalarını çektiler, neden savunuyorsunuz bu adamları" diye sordu.
İfadelerin tamamlanmasının ardından Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi tutuklu dört sanığın tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanığın adli kontrol tedbrinin kaldırılmasına karar verdi.
Sonraki duruşma 9 Şubat'a bırakıldı.
NE OLMUŞTU?
TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan çocukların, TBMM çalışanları tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıkmış, istismarın yıllardır devam ettiği kaydedilmişti.
BirGün'ün kamuoyuna duyurduğu skandalın ardından TBMM Genel Sekreterliği 1 kişinin devlet memurluğundan çıkarıldığını, 2 kişinin ise iş akdinin sonlandırıldığını bildirmişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, beş sanık hakkında, “Çocuğa karşı cinsel taciz" ve "Sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğu cinsel istismarı" suçlarından dava açıldı. İddianamede dört öğrenci mağdur sıfatıyla yer alırken sanıklar hakkında 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor.





