Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının raporuna göre Türkiye, uyuşturucu ticaretinde kritik bir kavşak noktası. Afganistan, Irak, Suriye, Lübnan ve Güney Amerika'dan gelen uyuşturucular, Türkiye üzerinden Avrupa'ya sevk ediliyor. Aynı zamanda bir kısmı iç pazarda satılıyor.
2024'te uyuşturucu suçundan işlem gören şüpheli sayısı yüzde 20 artarak 375 bine ulaştı. Bunların 293 bini uyuşturucu satın almak ve kullanmak, 77 bini ise ticaret suçlarından işlem gördü.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, dün Mersin Limanı'nda Brezilya'dan gelen ve yasal yükü yer fıstığı olarak beyan edilen bir konteynerde 298 kilogram kokain ele geçirildiğini duyurdu. Ancak kokainin alıcısı ve sahibinin kim olduğu bilinmiyor.
Türkiye'de uyuşturucu ile mücadelede en çok tartışılan boyut da "Baronlar kim?" sorusunun genellikle yanıtsız kalması. Peki bu baronlar neden yakalanamıyor? Yakalanmaları mı engelleniyor, yoksa baronlar kendini çok iyi kamufle mi ediyor?
"Hücre tipi yapılanma, yakalanmayı zorlaştırıyor"
Eski Ankara Cumhuriyet Savcısı ve Avukat Zafer Ergün, görev süresinde uyuşturucu dosyalarına da bakmış bir isim.
Ergün, uyuşturucunun maddi değerinin Türkiye ve Avrupa'da çok yüksek olması nedeniyle ticaretin hâlâ sürdüğüne dikkat çekiyor. Mersin'de en son yakalanan kokaine işaret eden Ergün, "Nakliye işini yapan gemideki konteynırın gerçek sahibine her zaman ulaşılamıyor. Bu, hücre tipi yapılanma nedeniyle böyle" diyor.
Torbacıların ve alt kademe dağıtım yapanların yalnızca üstleriyle bağlantılı olduğunu ancak bu kişilerin onun üstünü bilmediğini belirten Ergün, bu nedenle yakalanan alt kademinin çoğu zaman baronun kim olduğunu bilmediğini söylüyor.
Ergün, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması hâlinde bile malın gerçek sahibine ulaşmanın zor olduğunu kaydediyor.
Ergün, Mersin'deki son yakalamaya ilişkin "Ancak gerek gümrük muhafaza gerekse narkotik görevlilerince nakliye gemisinde bulunan bu konteynırın takipte olduğunu, içerisinde bulunan yükün, sahibi gözüken firma geçmişinin, gelirken uğradığı rotaların, taşıdığı yükün mahiyetinin inceleme konusu yapıldığını bize göstermektedir" diyor.
"Büyük yakalamalar uluslararası iş birliği gerektirir"
Emekli Emniyet Müdürü Feramuz Erdin de dünyada sınır aşırı organize suçlarla mücadelede uluslararası örgütler ve devletler arası adli yardım anlaşmalarının bulunduğuna işaret ediyor.
"O sebeple, genelde büyük oranlı yakalamalarda uluslararası işbirliği, içerden ihbarcı, teknik ve fiziki takip gibi birçok unsur işin içine girmektedir" diyen Erdin, bu yüzden soruşturmada bazı kişileri "yok saymanın" zaten esasen teknik olarak mümkün olmadığını ifade ediyor.
Baronları yakalamak neden zor?
Eski polis yetkilisi Feramuz Erdin de uyuşturucu kaçakçılığını stratejik seviyede organize eden kişilere ulaşmanın veya onları suçla irtibatlandırmanın her zaman o kadar kolay olmadığını ifade ediyor. Erdin, bunun birkaç sebebi olduğunu kaydediyor:
"Baron diye bilinen ancak aslında 'garantör' veya 'finansör' olan kişileri sevkiyat ile fiziken ilişkilendirmek genelde mümkün değildir. Kara paranın doğası buna doğal engeldir. Bu kişiler tahmin edilse bile o suçla irtibatlarını kurmak çok zordur. Bunlar normal iş insanı görünümlü kişiler bile olabilir."
Omerta Kuralı: Sessizlik yemini
Erdin, ikinci neden olarak "Omerta Kuralı"na dikkat çekiyor. Erdin, malla birlikte yakalanmış olan sevkiyat görevlisinin (jokey) zaten yükleme yapan haricinde kimseyi tanımadığını belirtiyor.
Bu kişinin, organize suç aleminin keskin kuralları gereğince daha fazla isim vermesinin mümkün olmadığını ifade eden Erdin, "Fiziki veya teknik takibe takılan diğer suç ortakları da zaten kolluk tarafından sonradan toplanır" diyor.
Omerta Kuralı, İtalya'daki Sicilya mafyası olarak bilinen yasa dışı yapı ile özdeşleşmiş katı bir sessizlik kuralıdır. Bu kurala göre uyuşturucu yapılanması içindeki kişiler yetkililerle işbirliği yapmama ve suç faaliyetleri hakkında bilgi vermemekle yükümlüdür. Aksi halde ölüm gibi ciddi yaptırımlarla karşılaşabilirler.
"Kayırma ve yolsuzluk"
Feramuz Erdin, kamu otoritesi içerisinde uyuşturucu ticareti yapanların kollandığını da sözlerine ekliyor:
"Her yıl yayınlanan Küresel Organize Suç Raporuna göre, ülke fark etmeksizin sınır aşan organize suçların genelde devlet ve siyaset içi ortaklar ile işlendiği tespit edilmiştir. Bu da bu haliyle, organize suçlarda sıkça görülen kayırma ve yolsuzluğun nedenini açıklamaktadır. Diğer yandan uyuşturucu kaçakçılığı suçlarını, aynen sınır aşan diğer suçlar olan terör ve siber suçlar gibi küresel asimetrik rekabetin bir unsuru olarak görmek gerekir."
CHP'den eleştiri
CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da iktidarı bu nedenle sık sık eleştiriyor. X hesabından iki gün önce bir açıklama yapan Murat Bakan, İspanya polisinin Brezilya'dan gelen bir gemide yaklaşık 10 ton kokain ele geçirdiği ve 13 kişinin gözaltına alındığı operasyona dikkat çekti.
Uluslararası operasyonlarda DEA (ABD), Brezilya Federal Polisi, İngiltere NCA ile Fransa ve Portekiz makamlarının görev aldığını belirten Bakan, "Kim yok, bizim polisimiz yok. Neden yok? Bizimkiler torbacı peşinde… Bu bir torbacı haberi değil. Bu, uluslararası bir sevkiyat. Para, organizasyon, rota, liman var. Mesele sokaktaki küçük satıcı değil; asıl mesele işi kuranlar ve parayı yönetenler" dedi.
Bakan, yakalanan geminin İstanbul merkezli Kamer Shipping & Trading Co. şirketine ait olduğunu vurguladı:
"Bu suç isnadı değildir; ancak şüphe varsa devletin görevi soruşturmaktır. 10 ton kokain yakalandıysa, asıl iş orada başlar: Mal nasıl yola çıktı? Kim finanse etti? Hangi şirket ağıyla taşındı? Para nereye aktı? Uyuşturucuyla mücadele magazin figürlerini servis etmek değildir; parayı, rotayı, organizatörü ve lojistiği yakalamaktır."
Yakalanan baronlar ve şaibeli tahliyeler
Türkiye'de uyuşturucu baronu olduğu iddiasıyla bugüne kadar birçok kişi tutuklandı. Ancak bazı isimler, yargı tarafından şaibeli şekilde tahliye edildi. Bunlardan "Türk Escobar" lakaplı Ürfi Çetinkaya, 12 Nisan 2023'te tutuklandı ve 20 Eylül 2024'te İzmir Menemen R Tipi Cezaevi'nde ölü bulundu.
Avrupa ve Türkiye'ye uyuşturucu sevkiyatında adı geçen "Hayalet" lakaplı Orhan Ünğan, 7 Haziran 2024'te düzenlenen Kuyu‑4 operasyonunda gözaltına alındı ve tutuklandı. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 108 sanıklı davada yargılanıyor. Ünğan'ın, 2020‑2021 yıllarında Avrupa ve Türkiye'ye toplam en az 4 ton uyuşturucu sevkiyatıyla bağlantısı bulunduğu iddia ediliyor.
Ünğan'ın bazı polis memurlarından destek aldığı iddiaları da bulunuyor.
Ayrıca adı, 2014'te İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti'nin yakınlarının Büyükçekmece'de öldürülmesi olayında gündeme gelmişti.
Ünğan, geçmişte yargılandığı davalarda üç kez tahliye edilmiş, tahliyeler üst mahkeme tarafından iptal edilmişti. Koronavirüs döneminde cezaevinden izinli çıkarken sahte pasaportla yurtdışına kaçmaya çalışmıştı.
Zindaşti şaibeli tahliyeyle kaçtı
Ünğan'ın en büyük rakibi ise İranlı baron Zindaşti. Bu isim, 2018'de "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan tutuklandı, ancak yaklaşık altı ay sonra şaibeli bir şekilde tahliye edildi. Tahliye kararında 2020 yılında hayatını kaybeden eski AKP Milletvekili Burhan Kuzu'nun da devreye girdiği iddiaları ortaya çıkmıştı.
Zindaşti hakkında tahliye kararı veren İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimi Cevdet Özcan meslekten ihraç edildi ve rüşvet aldığı iddiasıyla hakkında dava açıldı.
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından 30 Haziran 2020'de "Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu" olarak duyurulan ve "Bataklık" adı verilen operasyonunda 34 kişi tutuklandı. Uluslararası uyuşturucu kaçakçısı olmakla suçlanan Çetin Gören ve Nejat Daş da bu kişiler arasındaydı. Operasyonda 70 milyon TL'ye el konulsa da uyuşturucu madde yakalanamadı ve yargılama sonucunda Gören ile Daş beraat etti.
Yine uyuşturucu kaçakçısı olmakla suçlanan Hüseyin Baybaşin Hollanda'da, Mehmet Baybaşin ise İngiltere'de cezaevinde tutuluyor.





