EMEK

ZEM Narenciye işçilerinden tazminat tepkisi

Geçen Ağustos ayında konkordato ilan eden işyerindeki işçilerin alacaklarıyla ilgili davanın görülmesine başlandı. İşçiler dava sürecinin uzamasından endişeli.

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde Çay Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve geçen konkordato ilan eden Zem Narenciye Sera İşletmesi çalışanlarının, geçmişteki alacakları ve tazminatlarıyla ilgili davanın görülmesine başlandı. Tarım İşçileri Sendikası, duruşma sonrasında yaptığı açıklalamada işçilerin dava sürecinin uzamasından duyduğu endişeyi dile getirdi ve ötelemelerle sürecin uzatılmasının işçi haklarının gaspıyla aynı anlama geleceğine işaret etti.

Duruşma sonrasındaki toplantıda işçiler adına yapılan açıklamada, yaşanan süreç ve gelinen noktaya ilişkin şu bilgiler paylaşıldı:

"TAZMİNATSIZ İŞTEN ÇIKARILDIK"

"ZEM Narenciye'de yıllardır çalışan işçiler olarak bugün burada gasp edilen haklarımızla ilgili toplandık. Yıllardır çalıştığımız süre boyunca psikolojik şiddet ve hakaretlere maruz kaldık. Maaşlarımızın geç ödenmesi, mesai paralarımızın verilmemesi, su ve yemeklerimizin düzenli bir şekilde verilmemesi, Ayaz köyünde bulunan dere suyunu içme suyu diye içirilip zehirlenmemiz gibi işçi sağlığını hiçe sayan pek çok uygulamaya maruz kaldık. Seranın satılacağını öğrenmemiz üzerine dişimizi sıktık, sıktık ve bekledik. Sonunda, Temmuz 2025’in başında bir arkadaşımıza yapılan haksızlığa itiraz ettik, patron vekili Kıyasettin Çay’ın hakaretlerine maruz kaldık. Jandarma’yı çağırdık ve şikayetçi olduk. Akabinde, kod 48 ile, tazminatsız bir şekilde, maaşlarımız da ödenmeden işten çıkarıldık."

BASKILAR

"Çay Holding patronları bizi devamsızlık yapmakla suçlamış olsa da, aslında işi kendimiz bırakıp gitmemiz için elinden geleni yapıyorlardı. Maaşlarımızın eksik, düzensiz ve zamanında yatırılmaması, her sabah içtima yapan patronun hakaret ve baskıları, yapamayacağımız işlere bizi koşmaları, tek bir işçinin gösteremeyeceği performansı göstermemizi beklerken, bunun mümkün olmadığını söylediğimizde yediğimiz hakaretler… Zem Narenciye adlı şirkette ağır koşullarda köle gibi çalıştırılıyor, hakaretlere maruz kalıyor, alacaklarımızı alabilmek için çalışmaya devam ediyorduk. Yani biz işi bırakmadık ve bırakamazdık. Onlarsa işi bırakıp alacaklarımızdan feragat etmemiz için her şeyi yapıyorlardı.

Çalışma koşulları katlanılmazdı ama bir gün Çay Holding’in bu serada sonunun geleceğine inanarak, alın terimiz için çalıştık. Koskoca holding sahibi Ersin Çay ve kendisini hacı olarak tanıtan, “bende sakat iş olmaz” diyen, siyasi bir kimliği olan Kıyasettin Çay bu ülkenin yasalarına, anayasasına tabidir diye düşünürdük. “İşçinin alın teri kurumadan hakkını vereceksin” ilkesini benimsemişler diye düşünürdük. Yanılmışız! En son Ağustos ayında Çay Holding bünyesindeki iki şirketin konkordato ilan etmesiyle birlikte, alacak haklarımızın büyük bir belirsizliğe itildiği hissine kapılmış olduk."

"TAZMİNATLARIMIZIN GASPINA İZİN VERMEYECEĞİZ"

"Biz Zem Narenciye işçileri olarak hepimiz çocuk yetiştirmek, ev geçindirmek, hasta bakmak yani hayatta kalmak için emeğimizle hak ederek kazandığımız maaşlarımızın ve tazminatlarımızın Çay Holding tarafından gasp edilmesini kabul etmiyoruz!

Bizler zor durumlarda yaşayan ve çalışan insanlar olarak, Çay Holding patronlarının bu ülkenin yasalarına uymadan, dini, siyaseti, devleti kendi sömürü çarklarına alet ettiğinin bilinmesini ve hesap sorulmasını istiyoruz.

Bugün ilk duruşması görülmüş olan alacaklarımızla ilgili davayı yakından takip ediyoruz. Ancak buradan yetkililere de sesleniyoruz: bu kadar hukuksuzluğun içerisinde işçi alacaklarının dava süreçlerine havale edilerek ötelenmesi, ertelenmesi de gasp sürecinin bir parçası değil mi?

Daha önce konuyu aktardığımız Yenişehir belediye başkanı Ercan Özel başta olmak üzere, alacaklarımızın derhal ödenmesi yönünde harekete geçilmesini, mağduriyetimizin hızlıca giderilmesini bekliyoruz."

İŞÇİLERİN AVUKATINDAN AÇIKLAMA

İşçilerin Avukatı Erdem Özkan da şunları kaydetti:
"Müvekkillerimiz, uzun süre boyunca asgari ücretle, yasal sınırların çok üzerinde çalıştırılmış; fazla mesaileri, hafta tatili ücretleri ve maaşları ödenmeden emekleri gasp edilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, işçiler tehdit, hakaret ve sistematik baskı altında çalışmaya zorlanmıştır. Özellikle kadın çalışanlara yöneltilen sözler; hakaret ve psikolojik şiddet boyutuna ulaşmıştır. İşçilere, şikayet etmeleri halinde işten atılacakları söylenerek korku ortamı yaratılmıştır. Açtığımız davalarda bugün ilk duruşmalar yapıldı. Müvekkillerimizin haklarını alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz, hukuki süreçleri sıkı şekilde takip ediyoruz."