Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sakaryalılara, "Allah nasip ederse Sakarya’dan bir bakanınız olacak. Dirençli kentler neymiş? Nasılmış? Depreme dayanıklı kentler nasıl yapılırmış onları hep beraber göreceksiniz" diye seslendi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte bugün Sakarya’da düzenlenen mitinge katıldı. Kılıçdaroğlu, mitingde şöyle konuştu:

“Bu ülkeye iyiliği getireceğim, sevgiyi getireceğim, barışı getireceğim. Bu ülkede göz yaşlarına son verdireceğim. Bu ülkeye adaleti getireceğim. Bu ülkeye insan haklarını getireceğim. Bu ülkede kim adaletsizliğe, haksızlığa uğradıysa bütün kapılarım ona açık olacak. Ona hakkını teslim edinceye kadar mücadele edeceğim.

“BİZ, PARAYA PULA TALİP DEĞİLİZ. BİZ 85 MİLYONUN SORUNLARINA TALİBİZ VE O SORUNLARI ÇÖZECEĞİZ. BİZİM PARAYLA PULLA ÇOK ŞÜKÜR BİR İLGİMİZ YOK”

Karamsar bir havanın olduğunu biliyorum, büyük endişelerin olduğunu biliyorum, evladı tweet attığı zaman endişe duyan anneleri, babaları biliyorum. Mutfaklarda yangın var; yangını da gayet iyi biliyorum. Ev kirası, su parası, okul parası, beslenme parası, işsizlik… Bütün dertlerin her hanede yaşandığını biliyorum. Dolayısıyla benim görevim, altı liderin görevi, cumhurbaşkanı yardımcılarıyla birlikte bu ülkenin sorunlarını çözmek. Biz, paraya pula talip değiliz. Biz 85 milyonun sorunlarına talibiz ve o sorunları çözeceğiz. Bizim parayla pulla çok şükür bir ilgimiz yok. Kul hakkı yemedim, kul hakkı yedirmeyeceğim. Onlar da söylesinler. Niye demiyorlar? Kimin ne yaptığını biliyorum. Size sözüm var. Bu ülkeye gerçekten baharları getireceğim. Devlet nasıl yönetilirmiş, devlet aklı neymiş, liyakat neymiş hepsini göreceksiniz. Haksızlığa uğraya gencecik, fidan gibi evlatlarımız… KPSS’ye girip yüksek puan alıp sözlüde elenen evlatlarımız, onlarla beraber oldum. Onların sorunları için çalıştım. Apartman görevlilerimiz var onların da dertlerini dinledim. Onlarla da beraber oldum. Onların da dünya kadar sorunları var. KPSS mağdurusunuz biliyorum. Binlerce evladımız var. Hepinizin hakkını teslim edeceğim. Bay Kemal eşittir hak, hukuk, adalet.

“ÇİFTÇİYİ NEDEN KÜSTÜRDÜN? NEDEN ALIN TERİNİN KARŞILIĞINI ALAMIYOR. YAPACAĞIM YAPACAĞIM. ÇİFTÇİ DE EMEKLİ DE KAZANACAK. HEPSİ OLACAK GÖRECEKSİNİZ”

Çiftçilerin de sorununu biliyorum. Bereketli ovalara, ne ekseniz her şey çok güzel çok bereketli. Topraklarımız her türlü ürünü yetiştirmeye elverişli. Ama gelin şu Türkiye’yi görün. Buğdayı, arpayı, hayvanı, canlı eti dışarıdan alırsınız. Bu memleketin bereketli sofralarında, bereketli tarlalarında olmaz mı? Neden dışarıdan geliyor? Bizim üretici kazanmıyor, diğerleri kazanıyor. Ülkenin Tarım Bakanı gidiyor Venezuela’ya… Efendim buralarda tarım çok iyi. Yahu sen önce kendi ülkene bak. Bizim insan ne yapıyor? Çiftçiyi neden küstürdün? Neden alın terinin karşılığını alamıyor. Yapacağım yapacağım. Çiftçi de emekli de kazanacak. Hepsi olacak göreceksiniz.

“FINDIK, TABAN FİYATI ARTIK HER DÖNEM 4 DOLAR KARŞILIĞI TÜRK LİRASI OLACAK”

Atanamayan uzman çavuşlar var, memuriyete girişlerinde sorunlar var. Çözeceğiz. Yani alıyorsunuz, bütün enerjisini tüketmek üzere çalıştırıyorsunuz. Sonra kapının önüne bırakıyorsunuz. Aç ve yoksul bırakıyorsunuz. Türkiye’de kim hangi sorunu yaşıyorsa bu kardeşiniz, bu amcanız, bu yeğeniniz hepsini biliyor. Bakınız dünyada fındık üretiminde bir numarayız. Fındık fiyatlarını başkaları belirler. Gittim Giresun’da söyledim; Ordu’da söyledim. Az önce Düzce’de söyledim. Şimdi Sakarya’da söylüyorum: Allah nasip eder sizlerin oylarıyla cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğumda fındık, taban fiyatı artık her dönem 4 dolar karşılığı Türk lirası olacak. Elin oğlu kazanıyor. Bizden alıyor, işliyor milyar dolarları kazanıyor. Yahu biz bir numarayız. Biz üretmesek bütün sektörü vuracak. Onlar kazanıyor; bizim alın terimizi alıyorlar ve biz kazanamıyoruz. Alın teri kadar değerli bir şey yoktur. Alın terinin hakkını öderseniz bu ülkede her şey çok güzel olur.

“BOĞAZIMIZDAN AŞAĞIYA HARAM LOKMA İNMEDİ”

Ben 27 buçuk yıl devlette çalıştım. Bir söz verilince arkasında durmak lazım. Ben 27 buçuk yıl çalıştım. Benim bütün bürokratik hayatımı mercek altına aldılar. Acaba bir şey bulabilir miyiz diye. Bulamazsın kardeşim, bulamazsın. Kul hakkı yemedik. Boğazımızdan aşağıya haram lokma inmedi. Dolayısıyla onun için çok rahat söylüyorum. Kul hakkı yemedim, kul hakkı yedirmem diye. Gayet rahat söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim.

“GEL KARDEŞİM DİYECEKSİNİZ, GİDELİM BU KEZ OYUMUZU KILIÇDAROĞLU’NA VERELİM”

Söz verdiniz, ama ben sizden bir söz daha istiyorum. Sandığa giderken komşunuzu yanınıza alın. Komşunuz daha önce başka bir partiye oy veriyorsa, başka bir Cumhurbaşkanı adayına oy veriyorsa, alacaksınız, diyeceksiniz ki Türkiye’nin değişime ihtiyacı var, Türkiye’nin huzura ihtiyacı var, Türkiye’nin büyümeye, zenginleşmeye ihtiyacı var diyeceksiniz. Gel yeni bir şey deneyelim. Bir kişi çıkmış ortaya devlet aklından, adaletten, haktan, hukuktan söz ediyor, alın terinden, kul hakkı yememekten söz ediyor, yeni bir adım, yeni bir şeyler, güzel şeyler söz ediyor, ahlaktan, erdemden, bilgiden, birikimden söz ediyor, o zaman gel kardeşim diyeceksiniz, gidelim bu kez oyumuzu Kılıçdaroğlu’na verelim… Ve ikna edeceksiniz. Söz mü? Ben de size şu sözü veriyorum; altını çiziyorum 85 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım. Hiçbir ayrım yapmadan. Oy verir veya vermez, kimseyi ayırmayacağım, ötekileştirmeyeceğim. Kimseye kem gözle bakmayacağım. Kimseye kin ve öfke duymayacağım. Tam tersine adalet neyi gerektiriyorsa öyle davranacağım. Çünkü bizim adalete, huzura ihtiyacımız var. Bizim işe, aşa ihtiyacımız var.

“SİZİN HAYALLERİNİZİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN UĞRAŞACAĞIM”

‘İyilik kazanacak, kötülük kaybedecek…’ İyilik kesinlikle kazanacak. Gençler, size de bir sözüm var; Türkiye’nin kaderini değiştirecek olan sizlersiniz. 5 milyon 300 bin genç sandığa gidecek ve oyunu kullanacak. Demokrasi, adalet, hukuk, alın teri için, Türkiye’nin zenginleşmesi için kullanacak ve bir otoriter yönetimi demokratik yollarla değiştirecek. Bunun onuru size Türk gençlerine ait olacak. Ve dünya siyaset tarihi, Türkiye’de gençler, otoriter bir yönetimi değiştirdiler diye yazacak. Bundan da emin olmanızı isterim. Çünkü gençlik hem bugünümüz hem de geleceğimizdir. Gençlerin çalışması, üretmesi, alın teri dökmesi, güzel bir evlilik yapması, annelerine, babalarına güzel torunlar vermesi her birimizin ortak özlemidir. O nedenle gençler şunun sözünü veriyorum; sizin hayalleriniz Bay Kemal’in hedefi olacak. Anlaştık mı? Sizin hayalleriniz Bay Kemal’in hedefi olacak. Sizin hayallerinizi gerçekleştirmek için uğraşacağım.

“ELLERİMİZLE KALP YAPACAĞIZ. BİZİM RUHUMUZDA SEVGİ VAR”

Siz bir tweet atarken anneleriniz, babalarınız uyarıyor. ‘Aman oğlum, aman kızım tweet atma, başımız belaya girer, şu olur, bu olur…’ Bay Kemal’in sözü var. En rahat beni eleştireceksiniz. Her türlü tweeti rahat atacaksınız. Göreceksiniz. Sevgiyi getireceğim, sevgiyi. Güzel bir pankart daha var; ‘Elleriyle taş tutanlar ya da taş atanlar değil, elleriyle kalp yapanlar kazanacak.’ Öyle. Ellerimizle kalp yapacağız. Bizim ruhumuzda sevgi var, insanlık var. Ahlak var, erdem var. Ahlakı, erdemi kaybederseniz bir devleti yok edersiniz. Devletin çürümemesi lazım.

“DEVLET ŞİRKET DEĞİLDİR”

Türkiye Cumhuriyeti devleti, güçlü bir devlettir. Bu güçlü devletin liyakatli, erdemli, bilgili insanlar tarafından yönetilmesi lazım. Yoksa devleti bilmeyenlere, devleti teslim ederseniz devleti şirket gibi yönetmeye çalışır. Devlet şirket değildir. Devlet bakidir ve kimsenin malı değildir. Devlet, hepimizin, 85 milyonun malıdır. Dolayısıyla devlet, bir kişinin iki dudağı arasında çıkacak kararla belirlenmez. Devlet bakidir. Devlet hepimizin devletidir. Devlete saygı duyacağız. Devletin liyakatle ve adaletle yönetilmesi lazım. Bunu her yerde anlatın. Bunu anlattığınız zaman devletin ne olduğu ortaya çıkar. Devlet, parti devleti değildir. Çünkü partiler geçicidir. Partiler sadece sizin verdiğiniz oylarla devleti belli bir süre yönetirler. Ama ondan sonra bir kenara çekilirler. Yeni, sizin oylarınızla yeni bir kişiyi seçersiniz ve onlar devleti yönetirler.

“ALLAH NASİP EDERSE GÖRECEKSİNİZ. DEVLET, DEVLET GİBİ OLACAK”

Benim ahtım var; bir daha böyle her 10 yılda bir krizlere giren bir Türkiye istemiyorum. Her 10 yılda bir dolar şöyle oldu, yok enflasyon böyle oldu, yok açlık şöyle oldu, yok kişi başına gelir şöyle düştü… Bunları bitireceğim. Sözüm var. Öyle bir yapı, o kadar dinamik, o kadar sağlam bir yapı kuracağım ki Allah nasip ederse. Göreceksiniz, devlet, devlet gibi olacak. Devletin bir itibarı, saygınlığı olacak. Düne kadar hakaret ettiği kişinin ayağına devleti yöneten kişi para dilenmek için gitmeyecek. Sözüm var, 85 milyona sözüm var. Bu ülkede yaşayan hiçbir vatandaşımın yüzünü yere eğdirmeyeceğim. Efendim niye bunu söyledim? Trump (Eski ABD Başkanı Donald Trump) kalktı bir şey söyledi. ‘Bak beni kızdırma, senin mal varlığını araştırırım ve bütün dünyaya ilan ederim.’ Tık çıkmadı. Bir cümle bile çıkmadı. Ama bu söz bana söylenseydi, benim söyleyeceğim cevap belliydi. ‘Benim mal varlığımı araştırmazsanız namertsiniz’ derdim.

“MALVARLIKLARINI YURT DIŞINA GÖTÜRÜYORLAR. SÖZÜM VAR O PARALARIN TAMAMINI ALACAĞIM VE TÜRKİYE’YE GETİRECEĞİM”

O açıdan kul hakkı önemlidir. O açıdan devlet yönetimi önemlidir. Devlet zenginleşme aracı değildir. Tam 2500 yıl önce Platon şunu söylüyor: Devleti yönetenler, devleti yönetirken zenginleşirse onlar vatandaşın hakkını değil, kendi malvarlıklarını korumaya başlarlar. Bugün Türkiye’de de geldiğimiz nokta budur. Sizin hakkınızı korumuyorlar ama kendi malvarlıklarını koruyorlar. Malvarlıklarını yurt dışına götürüyorlar. Sözüm var o paraların tamamını alacağım ve Türkiye’ye getireceğim. Öyle 418 milyar doları götürmüşler. Sanıyorlar ki bay Kemal bunları bilmiyorlar. Hepsini biliyorum. Son kuruşuna kadar getireceğim ve bu millete vereceğim.

“SÖZÜM SÖZ UYUŞTURUCU BARONLARININ KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIM”

Benim cumhurbaşkanı olmama iki temel aktör karşı çıkıyor. Bunlardan birisi beşli çeteler. Aman Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olmasın. Olursa malvarlıklarımızı nereye götüreceğiz? Fizan’a götürseniz getireceğim. İki, uyuşturucu baronları onlar da istemiyorlar. Sözüm söz uyuşturucu baronlarının kökünü kazıyacağım. Bütün evlatlarımızı zehirliyorlar.

“GAFFAR OKKAN’I UNUTTUĞUMU SANMAYIN”

Gaffar Okkan’ı unuttuğumu sanmayın. Yürekli bir polis cesur bir polis, halkıyla kaynaşan bir polis, halkın gönlünde yer alan bir polis… Onu vurdular. Burada yatıyor. Mezarına uğrayıp Fatiha okuyup karanfili bırakmıştım. Aynı şekilde Sinan Ateş’in de kanı yerde kalmayacak. Onu da unuttuğumu sanmayın. Bir yerde adaletsizlik varsa sonuna kadar üzerine gideceğim. Bugün yeni bilgiler de geldi. Şunu unutmayın: Bir insanın görüşü farklı olabilir ama hepimiz insanız; hepimiz aynı bayrağın altında yaşıyoruz ve hepimiz ülkemizi seviyoruz. Neden bir kişi düşüncelerine katılmadı diye katledilir? Buna izin vermeyeceğim. Gaffar Okkan’ın katillerini de Sinan Ateş’in katillerini de kulaklarından yakalayacağım ve adalete teslim edeceğim. Hiç endişe etmeyin.

Sizler için çalışacağım. Benim saraylarda oturmak gibi bir hevesim yok. Ne demek saray ya? Benim sarayım benim evim. Zaten mutfağımı da biliyorsunuz. Allah nasip eder, sizlerin oyuyla cumhurbaşkanı seçilirsem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya Köşkü var. Oraya çıkacağım.

“YÜCE YARADANIN YARATTIĞI BÜTÜN CANLILARIN DA HAKKINI HUKUKUNU KORUMAK ZORUNDAYIZ”

Bütün güzellikler kucaklamak, her düşünceye, her inanca, her kimliğe saygı göstermek benim görevim olacaktır. Kim haksızlığa uğradıysa onun yanında olacağım. Haksızlık derken sadece insanları kastetmiyorum. Yüce yaradanın yarattığı bütün canlıların da hakkını hukukunu korumak zorundayız. Kurdundan kuşundan ağacına kadar her şeyin hakkını korumak zorundayız. Çünkü, yüce yaradan kainatı adalet üzerine inşa etmiştir. Bizim dışımızdaki canlılarla beraber yaşıyoruz.

“ALLAH NASİP EDERSE SAKARYA’DAN BİR BAKANINIZ OLACAK”

Allah nasip ederse Sakarya’dan bir bakanınız olacak. Dirençli kentler neymiş? Nasılmış? Depreme dayanıklı kentler nasıl yapılırmış onları hep beraber göreceksiniz. Dürüst, erdemli, çalışkan insanlar nasılmış, bakanlıklar nasıl yönetilirmiş, kişilerin hakkı hukuku nasıl korunurmuş onları siz yakında görmüş olacaksınız.

“ALLAH NASİP EDERSE YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ VE BİR KURUŞ ALMADAN YIKILAN YERLERİN ANAHTARLARINI TESLİM EDECEĞİZ”

Demirtaş: Deprem bölgesi yoğun kirlilik baskısı altında! Demirtaş: Deprem bölgesi yoğun kirlilik baskısı altında!

Bütün depremzedelerin ahırları yıkıldı, evleri yıkıldı, dükkanları yıkıldı tamamını Allah nasip ederse yeniden inşa edeceğiz ve bir kuruş almadan yıkılan yerlerin anahtarlarını teslim edeceğiz. Bunu söyleyince bağırıyorlar. Paralar nerede? E beşli çetelere verdin. Alacağım. Hepsini alacağım o paraların.

“KURBAN BAYRAMI’NDA EMEKLİLER GİDECEK BANKADAN PARASINI ÇEKERKEN 15 BİN LİRALIK İKRAMİYESİNİ DE GÖRECEK”

Emekli kardeşlerim 2015’ten beri söylüyorum. Yahu emekliye Ramazan ve Kurban Bayramı’nda asgari ücret kadar ikramiye verin. Önce yok dediler. Sonra 1000’er lira verdiler. Seçime gidiyoruz biraz daha artırdılar. Şimdi benim sözüm var. Kurban Bayramı’nda emekliler gidecek bankadan parasını çekerken 15 bin liralık ikramiyesini de görecek.

“TANK PALETİ ALACAĞIZ TEKRAR ŞANLI ORDUMUZA TESLİM EDECEĞİZ”

Tank paleti de alacağım. Sakarya’nın en önemli yatırımlarından birisi. Tank paleti alacağız tekrar şanlı ordumuza teslim edeceğiz. Askeri hastaneleri, GATA’yı alacağız tekrar şanlı ordumuza teslim edeceğiz. Göreceksiniz bütün taşlar yerine oturacak.

“ASLA KEM SÖZ, KÖTÜ LAF ETMEYECEĞİZ. BENİM AĞZIMDAN BUNU DUYMAYACAKSINIZ”

Asla kem söz, kötü laf etmeyeceğiz. Benim ağzımdan bunu duymayacaksınız. Bunu bilmenizi isterim. Hepimiz adalete susadık ve adaletin gelmesi lazım. Huzurun gelmesi lazım.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BİLİYORUM, SIKINTILARI BİLİYORUM. NASIL MALLARI GÖTÜRDÜKLERİNİ BİLİYORUM”

Basın özgürlüğünü biliyorum, sıkıntıları biliyorum. Nasıl malları götürdüklerini biliyorum. Hiç endişe etmeyin basın özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. Özgür basın, iktidar hata yaptığında yazar ve özgür basında bu hataların eğer tekrar ediyorsa sürekli eleştirir. Bir politikacının en çok eleştiriye ihtiyacı vardır. Ama sağlıklı, tutarlı eleştiriye ihtiyacı vardır. Rahatlıkla yazacaksınız, rahatlıkla çizeceksiniz, karikatürlerinizi çizeceksiniz. Beni de çizebilirsiniz. Rahmetli Özal Başbakandı. Başbakanlık konutuna giderdik bir merdivenden yukarıya çıkardık merdiveni çıkarken Gırgır dergisinin kapaklarını çerçeveleyip asmıştı. Kendisini eleştiren karikatürler vardı orada. Ben gelen bütün yabancılara gösterirdim. Türkiye’de demokrasi var. Bakın bu karikatürler beni eleştiriyor. Ben de aldım buraya astım. Bir yanlış yapmamaya özen gösteriyorum diye. Allah rahmet eylesin bu tür Başbakanlara ihtiyacımız var.”