Danıştay, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersinden muafiyet talebinin reddini hukuka uygun buldu. Kararda, zorunlu din dersinin “toplumsal gereklilik” olduğu ve “çoğunluk inancına ağırlık verilebileceği” belirtildi.
İstanbul’da yaşayan bir aile, dördüncü sınıfa giden çocuklarının zorunlu DKAB dersinden muaf tutulması için 5 Ekim 2017’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurdu. Müdürlük, dersin zorunlu olduğunu belirterek talebi reddetti. Ailenin bu karara karşı açtığı dava ise Danıştay 8. Dairesi tarafından reddedildi.
Ailenin temyiz başvurusu üzerine dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na taşındı. Kurul, temyiz talebini reddederek Danıştay 8. Dairesi’nin kararını onayladı.
Karardan öne çıkan gerekçeler:
Anayasal dayanak:
Kararda, muafiyet başvurusunun reddinin Anayasa’nın 24. Maddesinin dördüncü fıkrasına dayandığı ifade edildi. Bu nedenle, ebeveynlerin dini ve felsefi inançlarına saygı talebine yapılan müdahalenin “yasal çerçevede” olduğu savunuldu.
Toplumsal ihtiyaç:
Devletin din hizmetlerini karşılamasının anayasal bir sorumluluk olduğu belirtilen kararda, din ve ahlak öğretiminin devletin gözetiminde yürütülmesinin “dini istismarı önlemek adına zorunlu bir toplumsal gereksinim” olduğu vurgulandı.
Laiklik yorumu:
Laikliğin sadece dini devlet işlerinden ayırmakla kalmadığı, aynı zamanda devletin dini hizmet sunmasına da olanak tanıdığı ifade edildi.
Çoğunluk inancına ağırlık verilebilir:
Dersin içeriğinin ülkenin sosyolojik yapısı ve tarihsel birikimi dikkate alınarak hazırlandığı, bu çerçevede “çoğunluk inancına” daha fazla yer verilebileceği belirtildi. Bu yaklaşımın, farklı inançlara saygısızlık anlamına gelmediği öne sürüldü.
AİHS ile uyumluluk:
Kararda, İslam dinine diğer inançlara göre daha fazla yer verilmesinin “anlama ve istismarı önleme” açısından gerekli olduğu savunuldu. Dersin “din eğitimi” değil, “din kültürü öğretimi” kapsamında olduğu vurgulandı ve yapılan müdahalenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa’ya aykırı olmadığı belirtildi.