Başlangıçta daha didaktik, öğüt veren, eğitimde bir yer kaplayan kitaplar üreten yazarlar vardı. Gittikçe daha kişisel sorunlara / yaşama eğilen öyküler, romanlar, çizgi romanlar aldı yerini.

Özcan Alper 'Erken Kış' filmiyle Nilüferlilerle buluştu
Özcan Alper 'Erken Kış' filmiyle Nilüferlilerle buluştu
İçeriği Görüntüle

Günlük yaşantınızın büyük kısmı çocuklarla geçiyorsa algılarınız, duyarlılıklarınız, gözünüz hep çocuklarda ya da çocuk kavramında oluyor.

Sınıflı toplumlarda yakın zamana kadar yetişkinlerle aynı kategoride tanımlanan “çocuk” kavramı o zaman bu zamandır yalnızca egemen sınıfın evlatları için yerli yerinde kullanılıyor. Ülkemizdeki çocuk ölümlerinin resmi biçimi olan MESEM, daha geniş bir coğrafyada yaşanan mülteci çocukların çeşitli alanlardaki istismarı, Epstein, çocuk bedeni üzerinden süren “turistik geziler” egemenlerin icatları. Tacize, istismara, organ kaçakçılığına, fuhuşa konu olan çocuklar konusu da arızi birkaç örneği dışarıda tutarsak, sınıfsal.

Durum böyle olunca, üretilen, tüketilen, çeşitli medya araçlarıyla gözünüze sokulan giysiler, davranış kalıpları, oyuncaklar, abur cuburlar, diziler, oyunlar, kitaplar da ona uygun oluyor.

Senin Annen Bir Melekti Yavrum

Sınıf savaşının üzerini kapatan, çok çalışarak zengin olunacağını vaaz eden, şükretmeyi öğreten ve bir damla çocuğun bütün ailesini yoksulluktan kurtarışını anlatan Kemalettin Tuğcu kitaplarına maruz kalanların kuşağındanım.

Şimdilerde Kemalettin Tuğcu kitaplarından da sayfalarının basımı, kalitesi ve tercih edilen renklerle bile başka bir hayatı anlatan Ayşegül kitaplarından da ya da Ömer Seyfettin’in birkaç kuşağı travmatize etme pahasına okutulan kimi romanlarından da uzak tutuyoruz çocuklarımızı.

Çocuk kavramının ortaya çıkışıyla öncelikle yetişkin kıyafetleri giymekten kurtuldu çocuklar. Kıyafetlerin ardından onlarca tüketim nesnesi üretildi çocuklar için. Kitaplar da eksik kalamazdı elbette. Başlangıçta daha didaktik, öğüt veren, eğitimde bir yer kaplayan kitaplar üreten yazarlar vardı. Gittikçe daha kişisel sorunlara/yaşama eğilen öyküler, romanlar, çizgi romanlar aldı yerini.

Masallar, Meseller, Fabllar

Günümüzde Binbir Gece Masalları da La Fontaine de Ezop da Grimm Kardeşler de ehlileştirilmiş, etik olarak “toparlanmış” halde yayımlanıyor. Yetişkinler için hayli eğlenceli, okunası olsa da belli yaştaki çocuklar için hiç de uygun değil. Ergenliğe kadar soyut düşünmenin gelişmediği düşünülürse aynı şey din eğitimi için de geçerli.

Nasrettin Hoca fıkraları, Keloğlan öyküleri de keza.

Çocuk Okumayı Sevmiyor Hocam

Okuma alışkanlığını nasıl kazandırırım diyenlere, karşı soru olarak şunları soruyorum hep:

Siz ne kadar okuyorsunuz?

Evinizde kitap var mı?

Çocuğu başınızdan savmak istediğinizde eline telefon veriyor musunuz?

Çocuk sizi sürekli elinde telefon ya da televizyon kumandasıyla mı görüyor?

Günde kaç sayfa kitap okuyorsunuz?

Hiç çocuk kitabı okuyup eğlendiniz mi?

Bunları yaptınız ve hâlâ okumuyorsa:

Beraber okumayı denediniz mi?

Bir sayfa siz bir sayfa o okudu mu?

Kitabı canlandırarak okudunuz mu?

Çocuğu olan yetişkinlerin ikinci sordukları soru: Ne Okutalım?

Çocuk edebiyatı denen tür son on beş-yirmi yıldır inanılmaz çeşitlilikte ürünler veriyor. Belli bir entelektüel seviyeye gelmiş anne babaların özenle aldıkları ürünlerin kimi ne yazık ki çok kötü. Küçük Kara Balık öyküsüyle büyüyen anne babalar çocuklarına tam tersi öğütler veren kitapları okutuyorlar. Anlı şanlı yayınevlerinin damgası olduğu için.

Çocuk kitapları piyasasını öyle kaplayan yayınevleri var ki, yazarlarının adı sanı belirsiz. Pedagojik herhangi bir refleksle hareket etmeyen, cinsiyetçi, türcü kitaplar yayımlıyorlar. Muhtemel ki çok iyi fonlanıyorlar çok ucuza satılıyorlar. Neredeyse okuma yazma öğrenen tüm çocukların elinde görebiliyorsunuz.

Öncelikle bunlardan uzak durmak lazım.

İkincisi, 100 Eser falan gibi kitaplar çocuklar için uygun değil, +8 yaş damgasına bakmamalı. Okurlardan uzak tutulmalı.

Yazar ve yayınevi önemli ama önce ebeveyninin okuması okuru/çocuğu daha iyi tanıyor olması bakımından daha önemli. Kitabı seçerken bile hızlıca okuyup bitirebilirsiniz, çok fazla zamana ihtiyaç yok.

Çizgi romanlar, yaşa uygun mangalar okuma alışkanlığını kazandırmak için çok işe yarıyor. Kitabın edebi değerinden daha çok çocuğun kitaptan zarar görmemesi yeterli bu aşamada. Unutmamak lazım, çok az çocuk Kumkurdu’nu okudu diye kitap sevdalısı oluyor.

Sözün Sonu

Afiş’te çocuklara kitap ve ebeveynlere kitap inceleme/tanıtma/eleştiri yazıları yazmaya gönüllü oldum. Umuyorum yazılarım okurunu bulur.

AFİŞ

Kaynak: afisdergi.org