Sağlık sorunlarım nedeniyle son dönemde yaşadıklarımı ve yürütmeyi planladığımız projelerdeki gecikmenin nedenlerini okurlarımla paylaşmak, aynı zamanda bir ricada bulunmak istedim. Moralimin yerinde olduğunu özellikle belirtmek isterim.
Yeni yıl için büyük umutlar beslemiştim. Hatta yılın ilk günü paylaştığım yazıda, 2020’de salgınla başlayan ve son 3 yılda benim için kabusa dönüşen olumsuzlukların sona ermesini dilemiş, belirleyici olan benmişim gibi umudumu dile getirmiştim. Aynı şekilde 11 yıldır, benim gibi düşünenlerin kendisini ifade edebileceği bir mecra olsun diye kör topal yürüttüğüm Medyayazar’la ilgili de çok şeyler hayal etmiştim. Ne yazık ki, kişisel olarak geride kalan 3,5 ayda beklentilerimin tersine gelişmeler yaşadım. Ülke olarak da yaşadıklarımız ortada.
Yeni yılın ilk günlerinde tatsız şeyler yaşadım. Geride kalan 65 yıla rağmen dostu düşmanı ayırt etmekte pek yol almadığımı gördüm. Herkesi yerli yerine koyup yeni hedeflerle yola devam etmeyi planlamıştım ki (söz konusu planlar içinde Medyayazar ile ilgili yenilikler de vardı) bu kez de sağlık problemleri yaşamaya başladım. Önce akciğer kanseri tanısı kondu, 5 Nisan’da da inme geçirdim. Hastanede 4 gün süren tedavinin ardından hasarsız bir şekilde evime geldim.
Bunları, sayıları az da olsa Medyayazar’ı takip edenler, yazılarıyla destek verenler ve dostlarımı bilgilendirmek için yazdım. “Başlıyoruz” diye duyurusunu yaptığım Şehir Blogu hedefimiz, elimde olmayan bu nedenlerden dolayı saptı. Özen ve sabır isteyen bir iş olduğu için güncellemeler şimdilik gecikiyor. Bu şartlarda zorunlu olarak kervanı yolda düzeceğiz. Okurların ve dostların desteğiyle hepimizin övüneceği bir projeyi yaşama geçireceğimize inanıyorum.
Sağlık sorunlarımı buradan duyurmamın bir nedeni de hastalığım hakkında dostlarımı bilgilendirip bir ricada bulunmak… Öncelikle sormanız muhtemel olan soruları buradan yanıtlayayım. Sağ akciğerimde hatırı sayılır büyüklükte kanserli bir kitle var. Başka yerlere sıçrayıp sıçramadığını bir iki hafta sonra çıkacak PET sonuçlarıyla öğreneceğiz. Tedavi planlaması da buna göre yapılacak. Yani bu durumlarda ilk yöneltilen “kaçıncı evre” sorusunun yanıtını şu an ben de bilmiyorum.
Ricam ise şu: Hastalığımı öğrenip üzüntüyle arayacak dostlarım; söyleyecek söz bittiğinde, beni rahatlatmak için “tıp şöyle gelişti, böyle gelişti” diye bilgi vermeyin. Tedaviyi üstlenen hekimlerimiz yeterince bilgi veriyor. Ayrıca tıptaki gelişmeleri gerektiğinde hepimiz araştırıyoruz. Sıkıştığımız yerde de yapay zekâ imdadımıza yetişiyor. Yani neyle karşı karşıya olduğumu çok iyi biliyorum. Bu yüzden bunları gündeme getirip ne kendinizi ne de beni sıkıntıya sokun. İçiniz rahat etsin diye şunu söyleyebilirim: Moralım yerinde ve hastalık dışında çok fazla şeyle ilgiliyim. Şu an için her şey yolunda…
Bir de medyadaki arkadaşlarımdan ricam olacak. Rahatsızlığımı haber yapmazsınız diye umuyorum ve bununla ilgili ayrıca bir istekte bulunma gereği duymuyorum. Ancak kanser hastalarıyla ilgili haberlerinizde “amansız hastalık” tanımını lütfen kullanmayın. Morale ve desteğe ihtiyacı olan hastalar bu tanımı okuyup boşa kürek çektikleri hissine kapılmasın. Hastalığın adını yazmanın çok daha doğru olacağını düşünüyorum.
Şimdilik hoşça kalın…