Yazmaya ara verdiğim günlere denk geldi; Adapazarı Belediyesi’ndeki başkan–özel kalem aşkı iddialarını uzaktan izledim. İyi de oldu. Oldum olası bu tür konulara bulaşmaktan kaçınırım. Yazıdan uzak olduğum için “niye bu konuda yazmıyorsun” sorularına da pek muhatap olmadım.
İddiaların üzerinden haftalar geçtikten sonra başkanın partiden istifasıyla ilgili birkaç söz söyleme gereği duydum. Ama öncelikle iddiaların tartışıldığı dönemdeki bir gözlemimi aktarmak istiyorum. Hatırlayacaksınız, iddialar sosyal medyada ve ulusal medyada geniş şekilde yer aldığı günlerde başkana yakın çevreler ile yerel basılı ve dijital medyada farklı bir terane vardı. Konunun yargı sürecinde olduğundan ve gizlilik kararı bulunduğundan dem vuruluyordu. Belediye başkanının ilişkisi netleşmeden bu tür suçlamalarda bulunulmasının yanlışlığından söz ediliyordu.
Bence de çok haklı bir söylemdi. Parti isimlerini saymayacağım; muhalif tüm kesime yöneltilen iddialarda hiç gözetilmeyen “masumiyet karinesi”, 24 yıl sonra AKP’liler ve yandaşları tarafından da hatırlanıyordu. Kişinin, hüküm kesinleşinceye kadar masum olduğunu öngören bu temel ilkeye ilişkin samimiyetlerine inanmıyorum; sadece hukukun bir gün herkese lazım olacağını hatırlatmak istedim.
Adapazarı Belediye Başkanı’nın istifasına gelirsek, çok trajikomik bir gelişme bence…
Aslını sorarsanız istifayla neyin amaçlandığını hiç anlamadım.
Diyeceksiniz ki:
“Ne var bunda anlaşılmayacak, partisini bel altı iddialardan uzak tutmaya çalışıyor, partisini koruyor.”
Öyle mi gerçekten? İstifa edince parti temize mi çıktı? Temize böyle çıkılabiliyorsa, o iddialar ortaya atıldığında neden istifa etmedi de haftalarca beklendi? Hatta öncesi varmış; mahkemelik olmuşlar, gizlilik kararı alınmış ya… O günlerde neden istifa edilmedi? Gizli kaldığı zaman, bir ilişki ortaya çıkmayınca hiçbir şey ya da hiç kimse kirlenmiyor mu?
Bir de tersten bakalım: Diyelim ki mahkeme başkanı açtığı davada haksız buldu. O zaman kirli olan sadece başkan ile özel kalem müdürü mü olacak?
Peki başkan, ona oy veren seçmene karşı bir sorumluluk duymayacak mı?
Pisliği halının altına süpürmeye benziyor.
Hem acınası hem de trajikomik…
Bunca sorunun ardından aşk iddiaları ve haftalar sonra gelen istifayla ilgili görüşümü merak edenler olabilir diye yazıyorum. Özel kalemiyle yaşadığı bir ilişki varsa, bu öncelikle eşlerini ilgilendirir. İşin ahlaki yönüne bakarsak; taciz, tecavüz ve istismarla anılan tarikat ve vakıflarla ilişkisi inkâr edilemeyen, adı onlarla özdeşleşen bir partiden öyle bir hassasiyet beklentim yok zaten.
Bu ilişkide kamu kaynakları harcandı mı? Yeşil pasaport çıkartmak için hak edilmeyen makamlar verilip sonrası için çıkar sağlandı mı? Vergilerimizden pahalı hediyeler alınıp verildi mi? Tüm bunlar soruşturulmalıdır.
Ne var ki, böyle bir iktidardan bunu beklemek abesle iştigal olur.