Av. Zafer Kazan yazdı: Sakarya’nın "göz bebeği" olarak pazarlanan, üniversite şehri olmanın verdiği hareketlilikle övünen Serdivan, bugün ne yazık ki makyajı dökülen bir beton yığınına dönüşmüş durumda. Karşımızdaki tablo tam bir yönetim zafiyeti ve şehircilik fiyaskosudur.
Sakarya’nın sözde "modern yüzü", üniversite gençliğinin enerjisiyle beslenen, gayrimenkul piyasasının gözbebeği Serdivan... Dışarıdan bakıldığında yükselen binalar, devasa alışveriş merkezleri ile bir başarı hikayesi gibi pazarlanıyor. Ancak bu vitrinin arkasına, yani halkın günlük hayatına dahil olduğunuzda, karşınıza planlama aklından uzak, tamamen ranta teslim olmuş bir kentsel kaos çıkıyor. Bugün Serdivan’da yaşamak, her gün bir "engelli parkurunda" yaşamaya çalışmakla eşdeğer hale gelmiştir. Sokak aralarına girdiğimizde karşımıza çıkan tablo ise tam bir yönetim zafiyeti ve şehircilik fiyaskosudur.
Kaldırımlar: Bir Yıllık "Kullan-At" Belediyeciliği
Sokaktaki en temel vatandaşlık hakkı olan "yürümek", Serdivan’da artık bir lüks. Yürümek için size ayrılan adreslere belki de bir araca binerek gitmek zorundasınız. Şehir içi yolları ve kaldırımları ise araçlara ait. Gündelik hayatta yürümek istiyorsanız ayaklarınızı bir araç gibi kullanmalı ve ona göre hareket etmelisiniz. Kaldırımlara gelecek olursak. Belediye tarafından "yeni yapıldı" denilerek övünülen kaldırımların ömrü, ne yazık ki bir mevsimi bile deviremiyor. Daha üzerinden bir yıl geçmeden parçalanan taşlar, çöken zeminler ve yerinden oynayan bordürler; kalitesiz malzeme seçiminin ve hiçbir liyakat süzgecinden geçmeyen işçiliğin sokaktaki somut kanıtıdır. Halkın alın teriyle ödediği vergilerin, bu denli dayanıksız ve kalitesiz işlere harcanması sadece bir teknik hata değil, kamu kaynaklarının fütursuzca israfıdır. Peki kim yapıyor bu kaldırımları? Bir şirket mi, Belediyenin kendisi mi? Her hâlükârda para harcanıyor değil mi! Peki bu ürünün bir garanti süresi yok mu? Denetleyen kim?
Ayrıca bu kaldırımlar kime hizmet ediyor? Serdivan’da kaldırımlar yayalar için değil, adeta araçlar için "bedava otopark" olarak tasarlanmış gibi. Şehrin merkezinde ve hele ara sokaklarında bir otopark politikasının olmaması, her boşluğun beton binalarla doldurulması sonucunda araçlar mecburen kaldırımları işgal ediyor. Peki, bu işgal karşısında yetkililer nerede? Denetim mekanizması neden çalışmıyor? Bir anne bebek arabasıyla, bir engelli vatandaş tekerlekli sandalyesiyle yola inip canını tehlikeye atmak zorundayken, kaldırımı otoparka çeviren zihniyete neden göz yumuluyor? Can güvenliği hiçe sayılıyor; Serdivan’da yaya olmak, gerçekten zor zanaat..
Sosyal Alan mı, Ticari Rant Merkezi mi?
Serdivan’ın "sosyal alan" kavramı, ne yazık ki Cadde 54 ve benzeri devasa beton yığınlarına hapsedilmiş durumda. İnsanların nefes alabileceği, betonun gölgesinde kalmadığı gerçek parklar, meydanlar ve kamusal alanlar yerine; her santimetrekaresi ticari bir kazanca dönüştürülmüş "avm-kent" modelleri dayatılıyor. Şehrin kimliği, ağaçtan ve yeşilden arındırılmış, sadece tüketime odaklı bir beton ormanına dönüştürülüyor. Sosyalleşmek demek, sadece bir kafede para harcamak değildir; sosyalleşmek, özgürce yürüyebileceğiniz, gökyüzünü binaların arasından değil geniş bir meydandan görebileceğiniz alanlara sahip olmaktır. Bugüne kadarki Serdivan Belediyeciliği bu hakkı halkın elinden alıp, ranta teslim etmiştir…
Kavşaklar: Trafikte Rus Ruleti
Ulaşım konusuna geldiğimizde ise tam bir akıl tutulması yaşanıyor. Serdivan’ın sözde "modern" kavşakları, trafiği akıtmak yerine düğümlemek için tasarlanmış gibi. Sürücüyü kararsız bırakan, yaya güvenliğini hiçe sayan, her gün onlarca kazaya davetiye çıkaran mühendislik harikaları(!)… Mesai saatlerinde yaşanan o inanılmaz trafik yoğunluğu, sadece araç sayısının fazlalığından değil, mühendislik hatalarından ve plansızlıktan kaynaklanıyor. Kavşak yapmak ortaya bir tane çember koymak değildir, amaç trafiğin akışını rahatlatmak ve sürüş güvenliğini sağlamaktır. Serdivan’ın o meşhur kavşakları isetrafiği rahatlatmak yerine tam bir kördüğüme çeviriyor. Hem kazaya davet hem de kitlenen bir trafik. Peki bu kavşaklar ne işe yarıyor?
Şehri yönetenler bilmelidir ki; makyaj dökülür, gerçekler kalır. Ve bugün Serdivan’ın gerçeği, ne yazık ki bakımsız kaldırımlar, tıkanmış trafik ve nefessiz bırakılmış bir halktır.