Elinin mağaranın duvarında izi kalan ilk(sel) insandan günümüze, geçen binlerce yılın ardından, birikimlerin oluşturduğu kültürün, özgür düşüncenin, kendi emeği ve cesaretiyle yarattığı, bedellerini ödediği tüm değerlerin ve erdemlerin bir anlamı olduğunu anlatmak için Özgür Sanat Meclisi oluşturuluyor.

Çok farklı siyasal kimliklere sahip sanatçı bireylerden, sanat hakkı ve sanatsal ifade özgürlüğüne dair talepleri bulunan bine yakın sanatçının çağrısıyla oluşan “Özgür Sanat Meclisi” zemini, 12 Mayıs günü Ada Sanat’ta, “ilk söz” adıyla basın açıklaması yaptı.

Kendilerini özgürlüklerden yana “taraf”, ancak herhangi bir siyasetin, partinin “taraftarı” olmayanlar şeklinde tanımlayan sanatçılar; “hikâyeyi değiştirmek, yeni bir hikâye kurmak” amacıyla yola çıktıklarını; iktidarlardan taleplerinin hak ve özgürlükler temelinde anayasal güvenceleri olduğu için bu toplantıyı seçim öncesinde düzenlediklerini ifade ettiler.    

Özgür Sanat Meclisi

Sunumunu şair ve yazar Sezai Sarıoğlu’nun üstlendiği toplantıda, basın açıklamasını gazeteci Hatice Özbay okudu. Ardından da Sema Yargıcı ve Serdar Ekmekçi müzik dinletisi sundu.

İLK SÖZ
Hikâyeyi değiştirme ve yeni bir hikâye kurmak için
“BU HASRET ve BU DAVET BİZİM!”

Evrensel vaadimiz, devletlerin dillerine, sembollerine ve egemenlerin tekçi, hizaya geçirici sanatsal aklına
ve pratiğine karşı özgürlük temelinden bir itirazdır.
Siyaset-sanat, siyasetçi-sanatçı, iktidar-sanat ilişkilerinin sanatın ve sanatçının aleyhine geliştiği
gerçeğinden yola çıkarak ekte imzaları olanlar “Özgür Sanat Meclisi”nde bir araya geldik.

“Özgür Sanat Meclisi”, özgürlüklerden yana “taraf” ancak herhangi bir siyasetin, partinin “taraftarı”
olmayan; çok farklı siyasal kimliklere sahip sanatçı bireylerden, sanat hakkı ve sanatsal ifade
özgürlüğüne dair talepleri dile getiriyor.
Çağrıcı sanatçılar olarak; hayattan öğrendiklerimizden, sanatsal ve siyasal tecrübelerimizden dersler
çıkararak, “mevzuyu” ve “mevziyi” terk etmemekte, yeni mevziler kazanmakta ısrarlıyız.
İktidar mazgallarından her gün, sanatın her dalına, sanatçılara yaylım ateşi edilirken, sanatsal ifade
özgürlüğünden yana bir söylem kurma ve kolektifleşmenin acil bir ihtiyaç olduğu apaçık ortadadır.
Sanatın ve sanatçının “örgütlenmesi” politikanın dili ve araçlarıyla olamaz.
Farklı siyasal kimliklere sahip, farklı disiplinlerden sanatçılar olarak, sanat hakkı ve sanatsal ifade
özgürlüğüne dair taleplerimizin; eşit, doğrudan ve sürdürülebilir bir yapılanma içerisinde; dışa dönük bir
söylem ve eylem birliğiyle “özgürlük odaklı” olduğunu ifade ediyoruz.
Biliyoruz; yakında yapılacak seçime hazırlanan partiler her zamanki gibi güzel vaatlerle bizlerden oy
istiyor. Önümüzdeki seçimler, demokrasi açısından, hukuk açısından, hak ve özgürlükler açısından çok
önemlidir.
Soruyoruz; yeni oluşacak iktidar, şimdiye kadarki yasakçı-baskıcı anlayışı mı, yoksa gerçek bir demokrasi
yolunu mu tercih edecek? Bu seçimlerin ortaya koyduğu en büyük beklenti bu sorunun cevabıdır.
Diyoruz ki; iktidara kim gelirse gelsin, koşulsuz, amasız, fakatsız bir demokrasiyi talep ediyoruz.
Sanat hakkı ve sanatsal ifade özgürlüğü hakkını anayasal bir hak olarak talep ediyoruz.
Sanatı ve sanatçıları, ötekileştirici anlayışla ve siyaset dili ile yönetilmeye çalışılmasına itiraz ediyoruz.
Özgür Sanat Meclisi olarak, aramızdaki farklılıkların, oluşturduğumuz birlikteliğin zemininin önünde bir
engel olmadığını, bu birlikteliği de sürdürebilirlik parantezine aldığımızı, insan haklarının, hukukun,
adaletin sanatın ve özgürlüklerin olduğu ve korunduğu başka bir Türkiye’den yana olduğumuz bilinciyle
“ilk sözümüzü” söylüyoruz.
Yaşamı sanat, sanatı yaşam kılmak için...
Bu hasret... bu davet bizim...

Özgür Sanat Meclisi ile iletişim kurmak için
[email protected] ile bütün sosyal medyalarda özgürsanatmeclisi…

"Köpekler zehirlensin’ diyen anam olsa ilişkimi keserim" "Köpekler zehirlensin’ diyen anam olsa ilişkimi keserim"

Editör: Tuncer Kalaycı