Çiftçi susuzluktan yakınır, biz de vah vah deyip dinlerdik de bu yıl susuzluk neymiş aslında anladık! Temmuz-Ağustos-Eylül döneminde yağmadı hiç. Sakarya'nın normali bu dönemde 14-15 günün yağmurlu geçmesi oysa. Otları temizlersek nem kaybolur diye dokunamadık, kazmak istediğimizde tozlar kalktı; kuyularımız kurudu, ektiğimiz tohumları hortumları birbirine ekleyerek şebeke suyu ile sulamaya çalıştık...
 
Bir süredir her işimiz "yagmurdan sonra"ya endeksli! Toprak hazırlanacak, buğday ekilecek, ağaçlar dikilecek, malçlanacak, fideler taşınacak, yataklar hazırlanacak... Sonunda geldi o özlenen yağmur.
Güzel güzel yağdı iki gün. Bu hafta işimiz çok!
 
İklim krizine karşı alınabilecek önlemleri, şirketler zarar etmesin diye erteleyip duran yönetimler, senin benim suyu idareli kullanmamızla, üç beş ağaç dikmemizle kriz atlatılırmış izlenimi vermekle olmuyor, acil önlem gerekli!
 
Bir başka acil önlem gerektiren olay da glifosat.Yıllar önce Monsanto'nun "doğa dostu ot ilacı" olarak lanse ettiği bu herbisitin (ot öldürücü) kansere neden olduğu kesinleşti. Ülkemizde de yıllardır satılan glifosat içerikli herbisitlerin kullanımının yasaklanması gerek. 
Avukat Senih Özay'ın Tarım ve Orman Bakanlığı'na açtığı, Çiftçisen'in de müdahil olduğu davada talep haklı bulunarak lehte karar verildi. Mahkeme kararına göre Bakanlığın lisans ve ruhsatları iptal etmesi, piyasadan toplatması ve kullanımını yasaklaması gerekiyor. Bu konuda stoklar bitsin, vb bahanelerle "şirket çıkarları için erteleme"demek daha kaç kişinin kansere yakalanması anlamına geliyor!
 
Haftanız covidsiz, sofralarınız glifosatsız olsun!