Açıkçası bugünün pazar olduğunu da unuttum, haftalık liste günü olduğunu da! Cemreler düştü, bahar geldi, baharla pek çok tohumun ekim zamanı da geldi. Yaz klasiği domates/biber/patlıcan üçlüsü malum da hangi çeşitler? 67 çeşit domates, yarısından fazla biber olunca, bu yıl hangilerini ekmeli, hangi tohumların tazelenmesi, yenilenmesi gerekiyor hesapları uykuda bile beyni terketmiyor! Öte yandan, hemen hemen her yıl ekim zamanını kaçırdığımız, geç kaldığımız, bir iki bitki oluyor ya...bari bu yıl olmasın kaygısı...
 
Unutmak deyince... geçen hafta emekçi kadınlar gününüzü kutlamayı unuttuğumu, mektubu gönderdikten hemen sonra farkettim! Oysa geçen hafta söylemeyi tasarladıklarım arasındaydı, affola... Neyse ki, 8 Mart'ı sokaklara dökülen binlerce kadın pek güzel hatırlattılar...
 
Deprem bölgesi, başta su sorunu olmak üzere hala çözülmeyen temel ihtiyaçları, doğayı ve sağlığı tehdit eden ciddi çöp sorunları, oraya buraya dökülen zehirli enkaz yığınları, dayatılan hatalı yapılaşma çözümleri ile hala büyük sorun... Haberleşme sıkıntısı ise devam ediyor - bu kez iletişim ağındaki maddi yetersizliklerden değil, başta geçci olmak üzere bölgedeki gönüllü dostların konuşmaya, yazmaya, anlatmaya zaman bulamamasından!
 
Tüm bunlara bir de genelde pek de ilgilenmediğim iç politikanın hareketliliği girince düğüm oldum galiba!
 
Dostlar, bugün Pazar, sırtımı bir ağaca dayayıp toprağa oturmak, güneşe yüzümü çevirip "bahtiyarım" demek geçiyor içimden... ama güneş bulutların ardında, toprak gece yağan yağmurdan çamura içinde, yani beynimi her şeye kapasam bile mümkün değil!
 
Olsun! Zorlu bir kurak yaz beklenirken yağmura, çamura içerlemek ayıp olur! O güneşin ışınları bulutları delip geçecek nasılsa... Aydınlığa kavuşacağız...