Emek Partisi (EMEP), işçilerin 15-16 Haziran direşinin iki güne sığan bir hareketlilik olmadığını, onu bu kadar önemli kılan özelliğin bir dönüm noktası oluşu ve işçi sınıfının yasalar, iktidarlar, kolluk kuvvetleri tarafından oluşturulan barikatların önünde zincirlerini kırma azmi olduğunu bildirdi.

EMEP'ten 15-16 Haziran direnişiyle ilgili yapılan yazılı açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"İşçi sınıfı 15-16 Haziran 1970’de Cumhuriyet tarihinin en büyük ilk eylemini gerçekleştirdi. Aradan 53 yıl geçmesine rağmen bu iki günün her yıl dönümünde aynı önemle hatırlanması eylemin büyüklüğü kadar açtığı yol, kazanımları ve tarihe düştüğü notla da ilişkilidir. 

Sapanca Belediyesi 25 yıl aradan sonra CHP'de! Sapanca Belediyesi 25 yıl aradan sonra CHP'de!

60’lı yılların başında toplu sözleşme hakkı kazanan işçiler hızla sendikalaşmaya başlamışlardı ama karşılarına sarı sendikalar çıkmaktaydı. Bu yıllar irili ufaklı grevlerin, fabrika işgallerinin yaşandığı yıllardı aynı zamanda. 1967’de DİSK’in kurulmasıyla birlikte örgütlenme ivmesi ve işçi eylemleri artmaya başladı. Bu durum patronları da korkutmuştu. Hükümete baskı yaparak DİSK’ in kapatılması ya da baskı altına alınarak etkisiz hale getirilmesini istediler. 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin işbirliğiyle önce Millet Meclisi’nden ardından Senato'dan geçirildi. Yapılan değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamakta, sendika değiştirmeyi güçleştirmekteydi. Yasa taslağı 11 Haziran 1970'te Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın onayıyla yürürlüğe girdi. Kanun esas olarak Türk-İş'ten DİSK'e işçi akışını önlemeyi amaçlamaktaydı.

 DİSK’ in çağrısıyla başlayan 15-16 Haziran Günlerinde eyleme geçen 150 bin işçi Kartal’dan, Gebze’den ve İstanbul’un Anadolu yakasının birçok yerinden sokağa çıkarak E-5 üzerinden Kadıköy ve Üsküdar’ a doğru yürüdüler. Aynı saatlerde Trakya tarafından yola çıkan işçiler de Eminönü’ne yöneldiler. İşçilerin birleşmesini engellemek için Galata Köprüsü açıldı. Ordu işçilerin önüne çıkarıldı. İşçilerin önü Kadıköy’ de askerler tarafından kesildi. 

Protesto ve sendika hakkı için yapılan gösteri, DİSK'i de aşarak, TÜRKİŞ'den kimi sendikaların da katılımıyla iki gün sürdü. Üç işçi kolluk güçlerince katledildi. Sonunda kanun değişikliği Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

15-16 Haziran’dan güç alan işçiler birkaç yıl sonra DGM’leri de kapattırdılar. Grev ve fabrika işgalleri sayesinde ekonomik ve sosyal haklarda önemli kazanımlar elde ettiler. 

15-16 Haziran iki güne sığan bir hareketlilik değildir. Onu önceki işçi grevleri hazırladı ve bu iki günün ardından da örgütlü işçi sınıfının eylemleri arttı. Dolayısıyla onu bu kadar önemli kılan bir dönüm noktası olması ve işçi sınıfının yasalar, iktidarlar, kolluk kuvvetleri tarafından oluşturulan barikatların önünde zincirlerini kırma azmiydi. 

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri işçi sınıfının kazanımlarını ve demokrasi mücadelesini bastırmak için yapılmıştır. Bu darbeler işçilerin emek emek kazandıkları hakların tasfiyesi ve sendikalarının kapatılmasıyla işe başladılar. 

Ne var ki işçi sınıfı mücadelesi hiç durmadı. 89 Bahar eylemleri, Zonguldak Büyük Madenci yürüyüşü, Tekel direnişi, Metal Fırtına 15-16 Haziran'ın mirasına eklendi.

Bugün AKP iktidarları ve devamındaki tek adam rejimi altında işçi sınıfı büyük kayıplar yaşadı. Çok sayıda grev güvenlik gerekçesiyle ertelendi. Onca ağır baskıya rağmen sınıfın mücadelesi bastırılamadı, bastırılamaz da.  
15-16 Haziran her işçi eyleminde, her grevde öğretmeyi, ilham vermeyi sürdürüyor. 
Şan olsun 15-16 Haziran Direnişine!
Şan olsun 15-16 Haziranları yaratan işçi sınıfına!"